Herkese güzellikleriyle unutulmaz bir yıl diliyorum ...
2012 HEDİYELERİ HEDİYEBANKASI.COM'DAN...
Bildiğiniz gibi bir sevgililer günü telaşı kapımıza dayandı.
Bayanlar erkek arkadaşlarına, erkeklerde kız arkadaşlarına en farklı, en ilginç, en romantik hediyeyi bulabilmek için hediye sitelerini araştırmaya başladılar bile.
Bende ziyaretçilerimize hediyeöneride bulunabilmek için bir araştırma yapmak istedim
Aramalarımda bulduğum en kaliteli sitelerden bir tanesi Hediye Bankası idi.
Bu sitede yaklaşık 10000 çeşit ürün buldum ve birçoğuda ilginç ve kaliteli hediyelerdi.
İncelediğim birçok sevgililer günü hediyeleri sizi ve sevdiklerinizi mutlu edecek cinstendi açıkçası.
Araştırmalarımda bulduğum diğer bir site ise sizin adınıza sevdiklerinize kitap hazırlıyordu. Açıkçası bu hediye fikri bana çok ilginç ve muhteşem geldi. Sizden aldıkları özel bilgileriniz doğrultusunda sizin
adınıza kitap yazıp sevdiklerinizi mutlu etmenizi sağlıyorlar. Hangi seven kendisine yazılmış bir kitapla mutlu olmaz ki..
Sizde eşinizi yada sevdiklerinizi romantik bir hediyeyle mutlu etmek istiyorsanız size ilk tavsiyem www.romantik-hediye.com sitesini ziyaret etmenizdir.
Bu site sizi tatmin etmemişse o halde www.hediyebankasi.com sitesinden binlerce ürün içerisinden zevkinize uygun bir hediye seçebilirsiniz.
31 Aralık 2009 Perşembe
29 Aralık 2009 Salı
EYFEL YIKILMAKTAN NASIL KURTULDU ?
Gece yarısı apar topar yatağından kaldırılan Paris belediye başkanı şaşkın bakışlarla karşısında duran Nazi subayına bakmaktadır.Subay Eyfel’e ait bilgileri içeren bütün dosyaları toparlamasını ve kendisiyle gelmesini söylemektedir.Neler olup bittiğini anlamaya çalışan başkan subayı takip ederek hızlı adımlarla arabaya biner.Kuleye geldiklerinde belediye başkanının şaşkınlığı bir kat daha artar çünkü Hitler kendisini beklemektedir…
Beraberindeki subaylarla birlikte kuleye çıkan Hitler kısa süren görüşme sonrası grupla birlikte Alman karargahına geçer.Belediye Başkanının alınmadığı toplantı sabaha karşı başlar.
Sovyet orduları karşısında çok fazla tank,top ve araç kaybeden Almanlar silah için gerekli hammadde yollarının müttefik devletlerce kapatılmasıyla iyice sıkıntıya düşmüştür.İş çözüm üretmeye gelince işgal ettikleri ülkelerden tüm metallerin toplatılması kararına varırlar.
İşte Hitler’in Eyfel’i ziyaretinin asıl sebebi de bu olur.Kule söktürülüp tank,top ve tüfek yapımında kullanılacaktır.Ancak yapılan toplantı sonrası Eyfel’in sökülmesinin çok uzun süreceği ve elde edilecek çelikten beklenen miktarda silah üretilemiyeceği mühendislik hesaplarıyla ortaya konulunca bu projeden vazgeçilir…
Uykusuz geçen gecenin ardından toplantı salonun kapısı açılır.Dışarı çıkan Alman general belediye başkanını yanına çağırtır.”Hadi git ! artık rahat uyuyabilirsin Eyfel ucuz kurtuldu” der…
~~~~
*Okurken ve de kaleme alırken hep şunu düşündüm ya yeterince zaman olsaydı? ya da hesaplar tutsaydı ? Fransa’nın simgesi şu an olurmuydu? :))
27 Aralık 2009 Pazar
BEN YİRMİBEŞ YAŞINDA ÖĞRENDİM :)))
Çocukken kardeşimle oynadığımız bir oyuncağımız vardı.Sırt üstü yüzen bebek...Kurup suyun üstüne bıraktığınızda hızlı hızlı kulaç atıp leğende ordan oraya yüzerdi.Bu videoyu izlerken onu anımsadım ama burada durum biraz farklı yüzen oyuncak değil nihayetinde... :-0
Bu hafta izlediğim en ilginç görüntüydü beni hayli şaşırttı.
KAHVE ALTI
Güne başlar başlamaz hemen herkesin telaffuz ettiği bu kelime, o yıllarda yani Osmanlı’da içilen kahve öncesi mideye zarar vermemek için yenilen hafif yiyeceklere “kahve alti” denilerek ilk şeklini almış.Zaman içinde “e” harfinin düşmesiyle kelime “Kahvaltı”ya dönüşmüş…
Şimdi yorucu geçen bir haftaya ödül olarak güzel bir kahvaltı planlıyorum ve herkesin güzel bir haftasonu geçirmesini diliyorum…
20 Aralık 2009 Pazar
NİMET ABLA…
Neyse geleyim asıl bahsetmek istediğim mevzuya baklavada Güllüoğlu,kolonyada Eyüp Sabri deriz,hadi onlar ürettikleriyle anılır bu normaldir ama ya milli piyango?? Ne ilginçtir ki piyango denilince ismi her sene mutlaka anılır.Tv yayınları özellikle o gişenin önünden bu konuyu haber yapar…
Küçük bir araştırmayla ulaşılan hikayesi gerçekten enteresan Melek Nimet Özden’in…
II. Abdülhamit döneminde yaşayan İstanbullu bir ailenin kızıdır Nimet Abla.Evlenme çağı geldiğinde Eminönü’nde tütün işiyle uğraşan İsmail Hakkı beyle evlendirilir.Tütün işinin yanı sıra teyyare piyango satışı ile uğraşan İsmail Hakkı bey, satışı teşvik için veresiye piyango biletlerini satıp parasını geri alamayınca büyük zarar eder…
kynk.
foto.
18 Aralık 2009 Cuma
NEİL ARMSTRONG’UN AYAKKABILARI...
Bunu okurken hoşuma gitti çünkü "tedbir " kelimesinin hayatımızdaki önemini bir kez daha düşündüm.Oldum olası tedbirli insanları sevdim ve taktir ettim…
Olaylara balıklama atlamamak,ileriye yönelik düşünmek hayattaki başarının anahtarlarından biri bana göre…

Daha önce uğramayanlar için NASA resmi sitesi…
15 Aralık 2009 Salı
MERHABA…
Arkadaşım ileti gönderdi. –SA.
-SA ??
O ne ki? Anlamadım diye cevap verdim.”Selamün Aleyküm” demek istemiş…Anlam olarak tabiî ki değerli ancak alışkanlık işte “merhaba”diye tekrar dönüş yaptım.
Farsça kökenli “benden sana zarar gelmez” anlamıyla merhaba kelimesini kullanmayı tercih ediyorum belki de selamlaşmanın yanı sıra, taşıdığı dostluk mesajı hoşuma gidiyor…
Hatta bu yazışma sırasında konuyla ilgili aklımda gelen bir olayı da daha önce duymayanlar için bu yazıya eklemek isterim…
Atatürk’ün üsteğmenliği döneminde bulunduğu birliğin alay komutanı aniden rahatsızlanır.İçtimaya çıkılarak gereken kontrollerin yapılması görevi,bir çok kıdemli subay olmasına rağmen Atatürk’e verilir.O dönemde komutanlar askerleri ”Selamün Aleyküm” şeklinde selamlamaktadır…
Atının üstünde sabah içtimasına çıkan Mustafa Kemal alayın önüne gelir ve kısa bir bekleyişten sonra “Merhaba Asker” der…
Şaşırıp ne söyleyeceğini bilemeyen askerlere tekrar “Merhaba Asker” deyince,askerler “sağol” diye cevap verir.
Günlük konuşma dilinde ”Selamün Aleyküm”ü kullansa da o günden sonra askerlerini hep “merhaba asker “diyerek selamlamaya devam eder ve bu böyle günümüze kadar gelir…
DAMACANA…
Yıllarca aynı marka içme suyunu kullanırken birden değiştirmek tabiî ki zor geldi.Su bayisi işleri bozulup dükkan kapatınca,elde birikmiş başka broşürlerden birini arayıp sipariş verdik haliyle…Kısa sürede eve ulaşan suyu kullanmaya başladık ancak tadını pekte beğenmedik.Hadii sil baştan broşürleri incele markası,fiyatı eve yakın olanı vs…
Tekrar başka bir markayı sipariş ettik.Kapıya gelen görevliye boş damacanayı uzatıp dolusunu almak üzereyken adam “bunu alamam hanımefendi” dedi.Altında üretim tarihini gösteren yuvarlak soğuk mühürü işaret ederek “bidonların belli bir ömrü var,2007 tarihli olanları bile almıyoruz.Bakın bunda 2006 yazıyor,Sağlık Bakanlığı bu konuda çok titiz sürekli denetim yapıyor.Hatta yılbaşından sonra 2008 tarihli olanları bile almayacağız,şu görmüş olduğunuz üçgen işaretinde yazan 7 rakamı ise bu bidona 7 kez su doldurulabileceğini gösteriyor aklınızda bulunsun ”deyip artık işe yaramayacak bidonu bırakıp gitti…
Ne yalan söyliyeyim aklıma gelmedi bidonu çevirip altına bakmak,hatta o güne kadar bu soğuk mühürden bile haberim yoktu.İçine kaç kez dolum yapıldığı belli olmayan bu eski bidondaki suyu bilmeden içtik anlıyacağınız. :-0
13 Aralık 2009 Pazar
EFE BABACAN İMZALI DÜĞÜN FOTOĞRAFLARI…
Benim ilk yaptığım işlerden biriydi, yıllar sonra güzel bir anı kalması ümidiyle Ankara'da fotoğrafçıları araştırmıştım.Fotoğrafların albüm şeklinde yeni yeni basıldığı yıllardı.İmkanları biraz zorlayarak iyisi olsun istemiştim iyiki de öyle yapmışım.Hiçte fena olmamış.Şimdi gelinler için çıldıran cici kızıma gösteriyorum. :) O kadar şaşırıyor ve gülüyor ki ...
Farklı bir bakış açısı ve espirili anlatımı var fotoğrafların...
http://www.efesphotography.com/
* Fotoğraflar için Efe Babacan'a teşekkür ederim ...
PC NET ARALIK SAYISINDA…
Bilgisayar ve İnternet dünyasının en güncel haberlerini tam 12 yıldır okuyucuları ile paylaşan PC Net dergisinde, A.Kıvanç Tanrıkulu’nun hazırlamış olduğu “Piri Reis’in Seyir Defteri”bölümünde tanıtılan site ve bloglar arasında yer almaktan büyük mutluluk duydum. Emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum… http://www.hulyakonar.com/ ~~~ http://www.firsatmatik.com/
http://www.etutmerkezibul.com/~~~http://www.candirgen.com/
http://www.sanaldergi.net/ ~~~ http://www.pcsaati.com/
http://www.issizgenclik.com/ ~~~ http://www.bilgicelli.com/
http://www.barisofset.com/~~~ http://www.gupse.com/
http://atillaatalay.blogspot.com/~~~http://www.yunusemresahin.com/
http://www.kemalkarakaya.com.tr/ ~~~http://www.takasmerkezi.com/
http://www.ayberkkimsesiz.com.tr/~~~http://www.ogretiyoruz.com/
10 Aralık 2009 Perşembe
DÜNYANIN EN ÜNLÜ TİMSAHI…
Belki hatırlayanlar olur,önceki yazılarda ilgimi çeken birkaç tanesini anlatmıştım.İşte onlara bir yenisi daha eklenecek...
Maç biter,Rene Lacoste maçı kazanır…
Amerikan basını bu konuşmayı manşetlerine taşır ve “Rene Lacoste rakibini timsah gibi yedi!” şeklinde bir başlık atar…Ünlü tenisçinin artık lakabı “Timsah”tır …
Bu olayların sonrasında Rene her maçına , arkadaşının çizdiği timsah resimli giysiler ile çıkar…
1929 yılında Fransız Açık Tenis Turnuvasını da kazandıktan sonra tenisi bırakır ve günümüzün ünlü markalarından Lacoste’u üretmeye başlar…
foto.
foto.
Kynk.Huban Ayşem
MASAL BÖYLE BİTTİ…
Külkedisi masalı gerçeğe dönüşür,sıradan genç kız önce ünlü bir aktris ardından Monaco prensinin eşi olur…
Ne ilginçtir ki “Araba kullanmaktan nefret ediyorum,çünkü iyi bir sürücü değilim” der bir röportajında…
14 Eylül 1982 günü kullandığı araç ile trafik kazası geçirir.Kurtarılamayan üç çocuk annesi Prenses Grace Kelly 52 yaşında hayata gözlerini kapatır…
8 Aralık 2009 Salı
7 Aralık 2009 Pazartesi
"BENİ HATIRLAYINIZ" YA DA ONLARI...
5 Aralık “Türk Kadının genel seçimlere katılma, milletvekili seçme ve seçilme hakkına kavuşmasının yıldönümüydü.”Konu çok mühim olmasına rağmen öyle uzun uzun neler konuşulduğunu anlatmayacağım.Unutmayanlar tabi ki unutmadı.Ancak sitemim o dur ki toplumumuzun dikkat ettiği konular değişti ya da değiştirildi...
Ben bunu yazmak istiyorum,“Beni Hatırlayınız” cümlesine ve içimde dolup taşan minnet duygusuna…
Sizinde görmenizi istediğim bu fotoğraf var elimde.Konuşmacılardan Prof.Dr.Ünsal Yavuz ’un sunumda kullandığı fotoğraf bende o kadar derin duygular yarattı ki paylaşmadan geçemiyorum.İlk kadın milletvekillerinin fotoğrafları...
Üzerinden 75 yıl geçmiş...
Sizde dikkatli bakınız o kadar çok şeyi anlatıyor ki…
Çok şanslıyız değil mi?

Artık yabancı ülkelerin bu fotoğraf altında “müslümanım ama terörist değilim.”yazılarıyla tiye aldığı bu görüntüden bizi seneler evvel kurtarıp,geçmişte bizlerin ikinci sınıf vatandaş sayıldığı bu ülkeyi baştan aşağı yenileyip, ufkumuzu genişletip,”alın bu toprağınız ve de özgürlüğünüz” diyen Atatürk’ü büyük bir sevgiyle ve saygıyla bir kez daha anıyorum…
foto.
foto.
5 Aralık 2009 Cumartesi
KÜÇÜK ADAMIN BÜYÜK DÜNYASI…
Johnny Eckhardt 1911 yılında Amerika’nın Maryland eyaletinde ikiz olarak dünyaya gelmiş. İkizlerden Robert sağlıklı, diğer bebek Johnny anne karnında belden aşağısı gelişmemiş bir şekilde doğmuş. Hatta doğumu yaptıran ebe onu görünce birden şoka girmiş bağırarak ordan oraya koşuşturmuş ve çok korkmuş.Hayata engelli bir birey olarak başlayan Johnny ,kardeşi Robert ile mutlu bir aile ortamında büyütülmüş…
Elleri üzerinde yürüyerek yaşamını idame ettirmeye çalışan Johnny’nin bu özrüne karşın pek çok yeteneğinin olması çevresindeki insanlar tarafından hayranlık uyandırmış.Bir dönem sirkte çalışmış.Aynı dönem içinde gelen sinema tekliflerini değerlendirerek aktör olmuş.”Tarzan” serisinde cüce rollerinde oynamış.Aynı zamanda iyi bir yüzücü,ressam,jimnastikçi,ralli pilotu,performans sanatçısı,model yapımcısı,tren şefi,sihirbaz ve fotoğrafçı olan Johnny 45 cm’lik boyuna karşın yaşam sevincini hiç kaybetmemiş.Hep çalışmış,yeni yeni meraklar geliştirmiş…

Çok sevdiği kardeşini kaybeden Robert ona ait fotoğraf,eşya,döküman,ses ve film kayıtlarını bir araya getirerek bir müze oluşturmuş.Kardeşinin ölümünden yaklaşık 4 sene sonra kendisi de vefat etmiş…
Robert’ın ölümüyle doğup büyüdükleri Baltimore şehrindeki evsahipleri ve arkadaşları müze faaliyetleri görevini devralmış…
3 Aralık 2009 Perşembe
BRUKSİZM NEDİR?
İlk azı dişine veda ettiğimde 20’li yaşlardaydım.Doktor “daha çok gençsin çekmeyelim ,kanal tedavisiyle kurtulur” dediğinde kabul etmedim.Çünkü korktum…Küçük yaşlardan beri diş tedavisi gören kuzenim bir gün “abla farkında mısın? dişlerinde seyrekleşme var” dediğinde panikledim.Çünkü ailenin inci dişlisiydim…
Gerçekten de aynaya baktığımda ön dişlerde hafif bir açılma gözlemledim.Aradan biraz daha zaman geçince iş ciddileşti.Diş hekimi arkadaşıma durumu anlattım “azı dişindeki boşluk nedeniyle dişler yayılmaya başlamış,ihmal edersen bu yayılma devam edecek dişler daha da seyrekleşecek,zaten öyledir diş bulduğu boşluğa doğru ilerler” dedi…
Sadece bu olsa gene iyi ,stres ve aşırı gerginlik nedeniyle farkında olmadan uykuda sıktığım dişlerimin mineleri de zarar görmüş.Diş üzerinde hafif çatlaklar gözle görülmekte…
LITTLE LUCY...
Erol Büyükburç ’u jüri koltuğunda sinirlenmiş bir halde “ben saksı değilim…..” derken hatırlıyorum hep. :)) Haksız da sayılmazmış, o dönemde Türkiye’nin Elvis’iymiş.
Daha önce dinlemediğim bu şarkısı son günlerde favorim…
* little lucy kynk.arşiv affetmez


















