25 Ağustos 2008 Pazartesi

MANTI ,BAKLAVA, KRAVAT VE KAÇAN FIRSATLAR…

Gazetemi okurken gözüme bir duyuru takıldı.Kayseri Mantısını patentlemek üzere ilan verilmiş.Mantının yapılışından tutunda, hamurun kalınlığı kıymanın özelliği hatta teknik özellikleri adı altında malzemeleri ne ararsanız var anlayacağınız…Sevindim hiç olmazsa baklava ,döner ve lokumdan sonra hiç olmazsa bunu kurtardık diye düşündüm…


Bir doktor arkadaşım anlatmıştı Amerika’da kaldığı dönemde sık sık “Yunan Döneri “yemeğe gitmişler.O da çok şaşırmış ama maalesef döner biz farkında olmadan gitmiş elimizden haberimiz yok.


Durun daha bitmedi güzel haberler devam ediyor.Bilmiyorum duydunuzmu?? Birkaç ay önce Gaziantep’lilerden önce baklavanın patentini gene Yunanlılar aldılar…Ne güzel dimi??? Tüm dünyada bilinen “Türk Lokumu” deyimide yakında tarihe karışacak.Şimdi onun patentini vermek üzereyiz…Gelecekte “İskender Kebap” ,”İçli Köfte”,”Adana”,”Urfa” vs..elimizden giderse şaşırmayın.


Bugün okuduğuma göre Hırvatların durumuda bizimkinden farksız…


Kravat ilk olarak Hırvatistan’da doğmuş.17.yüzyılda Fransa ordusunda görev yapan lejyonerlerin (paralı asker) sevgilileri geri dönsün diye boyunlarına bağladıkları kumaş parçalarını (bugün bizim bildiğimiz adıyla Kravat) dönemin Fransa kralı 14.Louis çok beğeniyor ve bunlardan üretilmesini istiyor.İşte o gün bugündür Kravat Fransızların sanılıyor yani bende öyle biliyordum ne yalan söyleyim…”Kim 500 Milyar İster” yarışmasında adam bu soruya “Fransa “ cevabını veripte doğru cevabın “Hırvatistan” olduğunu öğrenince şok geçirmişti sonraki günlerde hakkımı yediler diye mahkemeye başvurmuştu hatırladınızmı???
Neticede şunu anlatmaya çalışıyorum, Milli Kültüre ait olan ne varsa sahip çıkmak gerekiyor.Yoksa günün birinde gelip alırlar elinizden neyiniz varsa, sizde öylece bakakalırsınız…
1

KADERE İNANMAYANLARA...

Yer: Japonya.

merak edenler için küçük bir not, sürücü yaralı kurtulmuş... :-o

16 Ağustos 2008 Cumartesi

YAŞLILIK HERALDE BÖYLE BİŞEY...

Yaklaşık bir ay önce kızımın ilk saçını kestirdim hem sıcaklardan cildi tahriş olmuştu hemde epey rahatsız oluyordu…

Onun psikolojisini de düşünerek çok kısa kestirmedim çünkü sürekli aynaya bakıyor bizim cimcime.

Saçlar kesildi benim küçük prensesim rahatladı.Hatta iki hafta içinde bayağa bir şekle girdi.Gelin görünki Ankara’ya dönüşümüzde babamız bu saçları beğenmedi.Hafta boyunca söyledi durdu.
Haftasonu geldiğinde gezmeye diye çıkan baba-kız eve bir geldi ki saçlar gitmiş.
Ben şoktan ne yapacağımı bilemedim.
Haberim yok!!
Bağırdım, söylendim ama ne çare?
Üç numara saçlarıyla küçük prenses gitti yerine bir oğlan çocuğu geldi sanki.Yaşanan aile krizini özetle geçiyorum şimdi geliyorum asıl anlatacağım mevzuya...

Cici kız denize girmeyi çok sevdi.Her sene gittiğimiz kampta,yerimize oturduk.
Yan masada oturan yaşlı teyze bizim prensesi görür görmez başladı sevmeye kısa bir süre sonra sordu.
-Kız mı? Oğlan mı?
-Kız teyze dedim.
-Canımm çokk tatlı maşallah.
Bu arada bizim cici dolaştı,yemeğini yedi,denize girdi.tekrar masamızdayız.Teyze okuduğu gazeteden kafasını kaldırdı,tekrar sevdi ciciyi, öptü bana dönerek sordu.

-Kız mı? Oğlan mı?
Kulağının daha önce iyi duymadığını düşünerek yanına oturdum.

-Kız teyze dedim.Babası saçlarını çok kısa kestirdi.O yüzden erkeğe benziyor.:))
-Bizde derlerki bunun arkası oğlan ,kardeşi olursa eğer kesin erkek olucak.

Kısa bir sohbetten sonra çocukla ilgilenmem gerektiğini söyleyerek izin istedim.Masaya tekrar döndüğümde teyze tekrar selam verdi.Kızımı işaret ederek tekrar sordu.
-Kız mı? Oğlan mı?

İçimden hııııı diyerek anladımki teyze yaşlılıktan olsa gerek unutuyor…
Sabırla tekrar cevap verdim.-Kız teyze dedim.

2.gün – Aynı teyze bu sefer karşı masada.
Bizim cici dolandı dolandı tekrar aynı teyzenin yanında.Teyze bana dönerek sordu.
- -Kızmı? Oğlanmı?
-Kız teyze dedim.
-Bunun arkası oğlan…

3.gün-Aynı teyze karşımda…
Bir bakıyorumki gelini anneme el sallıyor.Yıllar önce aynı lojmanda oturmuşuz.Masaya oturuyoruz.Bu sefer hazırlıklıydım.Toka tutmayan saçlara zorlada olsa toka taktım.Bu arada teyzenin 84 yaşında olduğunu öğreniyorum. Teyze soruyor bana
–Kızmı??
Gelişme kaydettik diyorum içimden .Yok aslında yaşlılık bunun adı.Birgün bende onun kadar uzun yaşarsam acaba ne durumda olacağım.Yaşlılık heralde böyle birşey...


1

GÜNÜN SÖZÜ...

"Ne kadar bilirsen bil,söylediklerin karşındakinin anlayacağı kadardır." Mevlana

DÜN GECE METEOR YAĞMURU OLDUMU???

Dün gece Meteroloji meteor yağmuru olacağını çıplak gözle görüleceğini söylemişti…Aldım minder ve yastıklarımı uzandım terasa , gece boyunca bekledim bir kayan yıldız görebilmek için…Ama gelin görünki bir tane bile denk gelmedi bir an heyecanlanıp baktıklarımsa bodrum üzerinden gelen uçaklardı ..Kızdım meterolojiye –Hani nerde meteor yağmuru???
Bu arada yaşanmış bir olay geldi aklıma meteroloji ile ilgili yazmadan geçmek istemedim. Geçen yılların birinde Eski Trabzonspor başkanının bir akrabası derbi maçını izlemek için Almanya’dan Türkiye’ye gelecek.Zat-ı muhterem kişimiz Almanya’da çalıştığı işyerinden sadece 2 gün izin alabilmiş.Derbi maçını izleyip hemen dönmesi gerekmiş anlıyacağınız.Bari uçak biletimi gidiş-dönüş alayım demiş.Fakat mevsimlerden kış,bir tipi bir kar…Bu seferde almış bir evham ya zamanında dönemezsem???Zaman kısıtlı, hava şartlarından uçuşlar iptal olursa.Bunun üzerine arkadaşları meterolojiyi arayıp bilgi almasını,hava durumunu en iyi onların bileceğini söyleyince hemen sarılmış telefona aramış bizim meterolojiyi…Kısaca kendini tanıtma faslından sonra sormuş,
Vatandaş–Hava Çarşamba günü nasıl olacak???
Meteroloji –Yoğun kar yağışı bekliyoruz.
Vatandaş –Yapmayın yaaaa..Tühh .. Peki bizim için bişey yapamazmısınız???

1


12 Ağustos 2008 Salı