28 Eylül 2008 Pazar

GÜNÜN SÖZÜ...

"Yaşamımda edindiğim en büyük bilgi şudur; Kendi kendine yardım etmeyi bilmeyene, hiç kimse yardım etmez." Pestalozzi

26 Eylül 2008 Cuma

YENİ BİR MİM...SİZ KİMSİNİZ?

Heyooo gene mimlendim bu seferki daha basit olucak sorulara baktımda..:) Malum bu ara fazla vaktim olmuyo nete giremiyorum..Flamecim olmasa unutulup gidicez..Neyse geçelim cevaplara..
Soru 1) İsminiz?
İçinizden geldiği gibi siz nasıl hitap ederseniz..

Soru 2) Nerelisiniz?
İzmir
Soru 3) Yaşadığınız yer?
Malesefff Ankara

Soru 4) Mesleğiniz?
Mühendis

Soru 5) Hobileriniz?
Gazete koleksiyonum var önemli gün ve olayları biriktirdiğim…En son 600 lerde bişi saydım muhafaza etmek bir hayli zorlaştı…En eski gazetem 10 kasım 1938 tarihli.Bunlar dedemden babama, babamdan bana kaldı 1991 den beri ben biriktiriyorum..Bunun dışında Eski Mısır tarihine müthiş merakım var…Onunla ilgili doküman eşya ne varsa biriktiririm..Fotoğraf Çekmeye bayılırım ,Elektronik aletlere olan merakımdan tüm fonksiyonlarını öğrenene kadar kurcalarım..Bunun dışında vaktim olursa kitap okur yada flim izlerim…

Soru 6) Evli misiniz?
Evet 9 sene oldu ama tanışalı 18 yıl olmuş şimdi saydım

Soru 7) Kaç çocuğunuz var?
1 tane cici bir kızım var..

Soru 8) En sevdiğiniz yemek?
Kadınbudu köfte ve makarnanın her türlüsü..

Soru 9)Sevdiğiniz müzik türü?
Kulağa güzel gelen her müziği dinlerim

Soru 10 ) Nerelere gitmek istersiniz?
Başta Mısır,Fas,Tunus ve tabiki Japonya bu arada Bodrum ve Marmaris’ede hiç gitmedim görmediğim bir oralar kaldı…

Son olarak bu mim işini bulan arkadaşlara ve geçen sefer olduğu gibi bugünde beni mimleyen Flame’ye teşekkür ediyor HAYDİNS ve NAZO 'yu sobeliyorum...hadi bakalım..
1

23 Eylül 2008 Salı

MEVLANA DİYOR Kİ…

Ey yiğit,Yazgıya bahane bulma Yükleme kendi suçunu başkasına.Suçunu gör ! dönüp etrafına kendinin kendindendir,gölgeden değil çektiklerin.Ne yaptın da sana dönüşünü görmedin? Ne ektin de ektiğini biçmedin? Eylemlerin ruhundan ve bedeninden doğar,çocuğun gibi sonra gelip eteğinden tutar…

18 Eylül 2008 Perşembe

GÜNÜN SÖZÜ...

"Her başarılı insanın bir planı, her başarısız insanın bir mazereti vardır. "Henry CLAUSEN

2 Eylül 2008 Salı

GECİKMİŞ BİR YAZI...

Sevgili FLAME ’cim unutmamış o acı günü , nasıl unutulabilirki?? Herkesin ayrı bir öyküsü var o günle ilgili…17 Ağustos 1999 ülkemiz için en çokta yakınlarını, sevdiklerini kaybedenler için kalplerde büyük bir depremdi…
Sabah 6 ‘da annemin ev içindeki koşturması,teyzemden,dayımdan,kuzenlerimden haber alamaması…Biz İzmir’deyiz.Teyzem Avcılar’da,Dayım Çorlu’da,Kuzenim Hava Harp Okulunda…Ne oldu? dediğimi hatırlıyorum.Kaptım telefonu elinden o kilitlenmede ne olduysa ikinci çevirmemde düştü…Neyse haberleştik, kimsede bir şey yok sadece Eskişehir’deki teyzemin evinde hasar var… ya sonrası??? Televizyonlardan günlerce takip başladı.Çaresizlik,boş bir bekleyiş…Anne,Baba gitmek istiyorum gönüllü olarak burada oturup bir şeyler yapamamak kahrediyor…Gönderilmedim maalesef …Aslında öyle duygusalım ki orada karşılaşacağım üzücü bir görüntü ile düşüp bayılmamdan , ya da ne bileyim başıma bir şey gelmesinden korktular…
Afyon-Dinar depreminde Isparta’dayım.Hocalarımla iki gün önce “fay aynasının” yanına gitmişiz ,bu bizim işimiz pusulayı koyduk ölçüler aldık, eğimlerini kaydettik,Celal Şengör Hoca gibi “deprem olduğunda sevinmeliyiz,yerkabuğu canlı,sinirleri gerilmiş insanlar nasılki zamanı gelince patlama yaşıyorsa yerkabuğuda öyle işte şöyle bir silkeleniyoo” Depremden korkmak ne demek???Soğukkanlı ol,içinde bulunduğun yapıya güveniyorsan mesele yok.Tabi bu anlattıklarım öğrenciyken geçerliydi,anne olduktan sonra değil.:))) Şimdi korkuyorum yaşanılan o kadar çok acıya uzaktanda olsa tanıklık ettik,sonuçlarını gördük. Mesela o yıllarda hazırlanan deprem çantalarının yerinde şimdi yeller esiyor,Kaçımız binamızın sağlamlığını kontrol ettirdik???Çok iyi biliyorumki teyzemin oturduğu bina hasarlı oturulamazken mütah-“it” ısrarla yeni yaptığı (o zaman 3 senelik) apartmandaki evsahiplerine para ödememek için tamir ettirip oturulur raporu aldı.
Bugün 9 sene içinde alınan dersleri görüyoruz.
”Deprem Dede” yıllarca bu bilim dalına kendini adamış fakat ne acı ki 17 ağustos 99 tarihine kadar tanımadığımız Ahmet Mete Işıkara emekli olduktan sonra “ağaç yaşken eğilir” diyerek okullarda depremden korunma yolları ile ilgili seminerlere katılmaya başlar.Doğudaki okulların birinde öğrencilere deprem sırasında nasıl davranmaları gerektiğini anlatır.Hatta sınıfta uygulama bile yaptırır.Öğrenciler mutlu olmuştur “Deprem Dedeyi” yakından görmüş ,ona soru bile sormuşlardır.Tam bu sırada tenefüs zili çalar.Öğrenciler tenefüsteyken, Işıkara okul müdürüne
–Bir deneme yapalım,deprem olduğuna dair bir anons yapın der.Okul müdürü deprem oluyormuş gibi anonsunu yapar.Bahçedeki tüm çocuklar birden bire okulun içine koşar ve sıraların altına girer.
İşte 7’den 77’ye bizim depreme bakış açımız bu…Sanırım hepimiz balık hafızalıyız herşeyi çabuk unutuyoruz.

1