29 Eylül 2010 Çarşamba

TAHTA KAŞIK ÖDÜLÜ...

1823 yılında Cambridge Üniversitesi’nde başlayarak bir geleneğe dönüşmüş bu ödül.

Sınavlarda derece alanlara “altın kaşık”, ”gümüş kaşık” gibi ödüller verilirken,en düşük puanı alan öğrenciye de tahta kaşık ödülü verilmiş o yıllarda…

Önceleri şaka amaçlıymış fakat o kadar meşhur olmuş ki İngiltere’deki diğer üniversitelerde bu geleneğe katılmış.

Sınav puanlarının yanı sıra yüzme, kürek çekme, buz hokeyi, ve rugby gibi spor müsabakalarında sonuncu gelen kişi ya da gruplara da taktim edilmeye başlamış.

İlk yıllarda ödül normal kaşık boyutlarındaymış zaman içersinde büyütülerek boyu 1,5 metreye kadar ulaşmış. :)

Cambridge Üniversitesi’nde 1909 yılına kadar böyle devam eden gelenek, berabere kalan veya aynı puanı alan kişileri de göz önüne alarak değiştirilmiş.1910 yılından sonra en kötü sonucu alan sadece bir kişi olmadığı sürece verilmemiş…


*Aslında ödül kişileri "daha çok çalışmaya" teşvik etmek için verilmiş olabilir.Mesela ben, bu ödülü almamak için elimden geleni yapardım diye düşünüyorum.:))

ASFALT YAPIMI...

Sıradan bir asfalt yapımı değil bu.Teknolojinin gelişmesiyle, ne kadar az insan gücüne ihtiyaç kaldığının bir göstergesi.Görüntü Hollanda'dan...



SİTE ÖNERİSİ…

Sitenin en dikkat çekici özelliği, evdeki malzemelerle yemek yapabilme seçeneği sunması…

“Malzemeye Göre” bölümündeki kutucukları işaretleyip bir süre bekliyorsunuz.Tabii bu beklemenin nedeni kayıtlarda 6877 adet tarifin bulunması.Onların içinden seçim yapıp sağ sütunda size alternatifleri sıralıyor…

“Kalori Cetveli”de işinize yarayabilir…

Aslında yemek yapma konusunda çok yetenekli olmadığım için çok fazla yemek sitesi takip etmiyorum belli başlı birkaç site var aklımda.Tarifi Bizden bunlardan biri…


26 Eylül 2010 Pazar

ÇENE SUYU…

Nuray Hanımla geçen ay tanıştık.Müşterilerini güleryüzüyle karşılayan ve aynı şekilde uğurlayan bir esnaf kendisi…

İçme suyuyla başlayan kısa sohbetimiz sırasında hiç düşünmeden kendisine Çene Suyu kullanmasını önerdim.Son beş senedir (tabi mecbur kalmadıkça) başka bir su içmediğimi anlattım…

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde bahsettiğini, Sultan Abdülaziz’in 1863 yılında yaptırdığı Kasrı Hümayun kapısındaki kitabede yine bu suyun anlatıldığını,hatta TBMM’sinden çıkan izinle 1934 yılından beri İzmit Belediyesi tarafından şişelendiğini söyledim, tıpkı benim gibi ilk duyduğunda o da şaşırdı…

Suyun tadı kadar isim hikayesi de güzel…

M.Kemal Atatürk’ün ilk İzmit ziyaretinde, bugün bilinen ismiyle “Çenesuyu Çeşmesi” tren garına açılmış ve adına “Gazi Suyu” denilmiş…

Bu çeşmeden su içen Atatürk “ Neden bu ismin verildiğini” sormuş…

“…adınıza saygı dolayısıyle bu ismi verdik” diyenlere bu sefer suyun kaynağını sormuş.Çenedağı’ndan geldiğini öğrenince suyun aslına uygun “Çenesuyu” olarak değiştirilmesi emrini vermiş…


Tabii zevkler görecelidir ama dediğim gibi içimi hoş, lezzetli bir su yalnız dağıtım ağının geniş olmadığını da söyliyeyim.Şu an Kocaeli,İstanbul (Anadolu) (Avrupa),Ankara,Adapazarı,Bursa ,Zonguldak, Tekirdağ , Çorlu,Edirne ,Yalova ve Düzce’de satışı yapılmakta…

25 Eylül 2010 Cumartesi

BANYODA NASIL MANTAR YETİŞTİRİLMİŞ ?

Bunca zaman midemin sağlamlığı ile övünmüş olabilirim ancak benimde sınırlarım var tabii..

Rus aile yaratıcılık adına sınırları zorlamış ve banyolarında mantar yetiştirmeye karar vermiş.Üstelik bunun utanç verici olduğunu da kabul etmiş.Sonuçta yetiştirilen mantarların son adresi mutfak olmuş...

Peki bu nasıl yapılmış?



Plastik bir torba içinde talaş ve saman karışımı malzeme iyice karıştırılmış, nemlendirilen bu malzeme içine kat kat önceden satın alınan mantar kökleri yerleştrilmiş.En üste bu sefer sıcak su ile ıslatılan saman-talaş karışımı konularak torba sıkıca bağlanmış...


Photobucket

Torbanın dışından bir demir para yardımıyla küçük delikler açılmış.Karanlık ve nemli bir ortamda olmasına özen gösterilen torbalardan bir hafta içinde ilk mantarların çıktığı gözlenmiş.İki – üç gün içinde de mantarlar büyümüş.Kesildikten sonra doğru mutfağa götürülmüş...

Photobucket

Hayli düşündürücü öyle değil mi?

***

Bol entrikalı bir gün geçirdim maalesef…

11 aylık süre içinde bir kere daha olmuştu ancak bu kadar sancılı geçmemişti.Onu daha hafif atlattığımızı söyleyebilirim…

Açıkçası nefret ediyorum dolaylıda olsa bu durumun içinde olmak istemiyorum.İşyerinde yükselmenin yolu bir başkasının ayağını kaydırmaktan geçmemeli…

Zaten bunun kalıcı olacağına inanmıyorum.

Olmadığım bir kimliğe asla bürünemem “ bundan sonra benim yanımda olursan sana zarar vermem, yoksa sonun gönderdiğim diğer kişiler gibi olur” hareketlerinide kabul etmiyorum.

Aylardır uyum içinde çalıştığım arkadaşımın hatasını biliyorum ancak ben senin yanında yer almak istemiyorum…



Photobucket

" Hırsı bırak, kendini boş yere harcama! Şu toprak altında çırak da bir, usta da. . . " (Hz. Mevlana)

NE DEMİŞ ?

Amerikalı komedyen Bob Hope şöyle demiş…

“Mumlar pastadan daha pahalı olmaya başladıkları zaman, yaşlandığını anlarsın.” :))

Photobucket

22 Eylül 2010 Çarşamba

ANKARA ROCK’NSTAR FESTİVALİ... (8 -9-10 EKİM 2010 )


Ankara’da oturan ya da 8- 9-10 Ekim tarihlerinde Ankara’da olmayı planlayanlar için kaçırılmaz bir etkinlik gerçekleşecek...

Biletix ve Ankara Yenimahalle Belediyesi’nin organizasyonuyla yapılacak festival programı, üç gün devam edecek. Sırasıyla...

1.GÜN- 8 EKİM 2010 PROGRAMI
· ZARDAN ADAM -15.00
· KURBAN – 17.00
· HAYKO CEPKİN- 19.00
· MOR VE ÖTESİ- 21.00

2.GÜN- 9 EKİM 2010 PROGRAMI
· DEJAVU- 15.00
· GECE YOLCULARI- 17.00
· OGÜN ŞANLISOY- 19.00
· MFÖ - 21.00

3.GÜN- 10 EKİM 2010 PROGRAMI
· PİLLİ BEBEK- 15.00
· YÜKSEK SADAKAT- 17.00
· MANGA - 19.00
· TEOMAN - 21.00

Müzikseverler isterse Çayyolu Arcadium Alışveriş Merkezinin arkasındaki Devlet Tiyatroları "Cüneyt Gökçer Sahnesinin" karşısındaki konser alanında konaklayabilecekler…

Hazırlıklarımız şu an tüm hızıyla devam ediyor.Bilet fiyatları 40 TL. İlgilenen herkesi bekliyoruz...

20 Eylül 2010 Pazartesi

BİR SKOLYOZ HASTASI - ZÜRAFA GEMİNA …

Omurga ya da bel bölgesinde görülen ve dışa doğru eğim gösteren şekil bozukluğuna tıpta Skolyoz hastalığı deniyor.Nedeni tam olarak bilinmiyor,ancak yapılan araştırmalar kız çocuklarında daha fazla görüldüğünü doğruluyor…
Sanılanın aksine bu hastalık,hayvanlarda da görülebiliyor.Santa Barbara Hayvanat bahçesinin ünlü zürafası Gemina’da yıllarca bu hastalıkla mücadele etmiş…
Photobucket
1986 yılında San Diego Yabani Hayvan Parkında doğmuş Gemina.Doğumunda herhangi bir deformasyon belirtisi vermemiş.Bir yıl sonra Santa Barbara Hayvanat bahçesine getirilmiş.Üç yaşına kadar düzenli kontrolleri yapılmış,sağlığında herhangi bir sorun yaşanmamış…
Üç yaş sonrası boynunda baş gösteren çıkıntı bakıcısının dikkatini çekmiş.Bir kaza ya da yaralanma belirtisi olmaması önce veterinerleri,sonrasında çağırılan zoolog ve bilim adamlarını şaşırtmış…
Photobucket
Boynundaki eğrilik zaman içersinde daha da ilerlemiş.Yalnız bu hastalık Gemina’yı o bölgede o kadar ünlü yapmış ki,çevre okulların hayvanat bahçesine yaptığı ziyaretler günden güne artmış.Çocuklar özellikle Gemina’yı görmek için resmen parka akın etmiş.
Özel doğumgünü partileri,çok sevdiği akasya ağacından hediyeler ve insanların ona ilgisinin farkındaymış…
1991 yılında ilk doğumunu yapmış ne yazık ki yavrusu doğum sonrası kaptığı zatürre mikrobu yüzünden ölmüş.Hastalığı ile normal şartların üzerinde yaşadığı anlatılan zürafa Gemina , 2008 yılında yaşlılık nedeniyle yemek yemeyi reddetmiş ve 21 yaşındayken ölmüş…
Photobucket
Gemina’nın ölümüne çok üzülen sevenleri için hayvanat bahçesinde bir anı defteri açılmış.Bunun dışında onu hatırlamak adına oluşturulan “Gemina Memorial Fonu”na aktarılan para ,Santa Barbara Hayvanat Bahçesindeki diğer zürafaların bakımı için kullanılmaya başlamış…

~~ ~~ ~~~~ ~~ ~~

*Bu yazı hayvanlara akıl almaz eziyetleri yapan sadist kişiliklere ithafen yazıldı…

Daha öncesinde okumayanlar için.

19 Eylül 2010 Pazar

İNGİLTERE KRALİÇESİ TEKNOLOJİYE AYAK UYDURDU…

Geçtiğimiz günlerde 84. yaşını kutlayan İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth,teknolojik gelişmelere kayıtsız kalamamış fotoğraf paylaşım sitesi Flickr’da bir hesap açtırmış…

Saray koleksiyonu özel aile resimlerinin yanı sıra resmi ziyaret ve tören resimleriyle site sürekli güncellenmekte...

Photobucket

18 Eylül 2010 Cumartesi

SEYAHAT ÖNCESİ KABUSLAR VE BAVUL HAZIRLAMA TEKNİĞİ…

Çok pratik biri olduğumu söyleyemem.Yapacağım işi önce planlamak,hatta notlar almak gibi huylarım var.Bu da bana oldukça vakit kaybettiriyor biliyorum ama elimde değil.

Mesela her seyahat öncesi bavul hazırlama işi kabusum olur.Endişem bir şeyi unutmak,gittiğim yerde zor durumda kalmak gibi sebepler…


Bavul hazırlama veya bagaj yerleştirme konusunda babamın üstüne kimseyi tanımıyorum…

O bu konuda o kadar ustadır ki,koca bir minibüse sığacak eşyayı tıpkı puzzle parçaları gibi arabaya yerleştirir.Zaten yolculukların komik kısmı burada başlar. :)))

Her seferinde anneme “bu kadar eşya almayalım” der ama annem “şunuda,bunuda” derken bir bakmışız araba full…


Yerleştirme işlemi bitince babamın ilk cümlesi “hadi bakalım Medine kervanı hazır” olur…

Veee kızkardeşim, asla bu kadar dolu bir araçta yolculuk yapmak istemez,çeşitli bahaneler bulur.Yinede gülmekten kendini alamaz…


Tabii babadan böyle alıştık,evlendikten sonra daha bir zor oldu.Bizim Kaptan nefret eder,asla uğraşmaz bavul vs. ayrıntılarla.Mümkünse küçük bir omuz çantasıyla hopppp 15 günlük tatile…



Şimdi ilgimi çeken ve bu konuya değinmeme sebep olan videoya geleyim daha fazla uzatmadan. :)) Babama rakip olur mu bilinmez ama adamın ayrı bir yetenek sergilediği kesin...





14 Eylül 2010 Salı

BİR YASTIKTA 86 YIL…

2005 yılında “Dünyanın En Uzun Evliliği”ni 75 yılla tescillemek isteyen bir çiftin başvurusunu Guinness kurulu değerlendirmeye alır…

Bu başvuru o dönemde rekorları düzenleme ekibinde çalışan Iris Godette’nin dikkatini çeker. Çünkü ona göre dünyanın en uzun evliliğini büyükannesi ve büyükbabası yapmıştır.Ne var ki bunu tescillemek o güne kadar aklına gelmemiştir…

Kısa bir araştırmayla haklılığını kanıtlar ve 81 yılla “Dünyanın en uzun evliliği” ünvanı büyükannesi ve büyükbabasına verilir…

Kuzey Carolina’da oturan Herbert ve Zelmyra Fisher çifti 13 Mayıs 1924 tarihinde evlenmiştir.

Photobucket

Coca Cola şişeleme fabrikasından emekli Herbert Fisher, eşi Zelmyra’ya göre çalışkan,gayretli ve tasarruf sahibi bir babadır.Herbert ise Zelmyra’nın sağlıklı beslendiğini ve düzenli egzersiz yaptığını anlatır…

Birçok gazete ,dergi ve web sitesinde haberi çıkan çifte göre uzun evliliğin bir sırrı yoktur. Sadece “bu kadar uzun evli kalacağımızı bizde bilmiyorduk” diye açıklama yaparlar… :))

Bu uzun evlilikten Başkan Obama bile etkilenmiş olucak ki, Beyaz Saray’da yapacağı resmi davet için kendilerine övgü dolu davetiye gönderir…

Bugün Zelmyra Fisher 102 ,Herbert Fisher 106 yaşındadır ve 10 torun, 9 büyük torun, 4 büyük büyük torun sahibidir…

Photobucket

yararlanılan kynk. foto.

13 Eylül 2010 Pazartesi

NE DEMİŞ ?

Photobucket

Aşık Veysel'in sevdiğim bir dörtlüğüdür aslında çok şey anlatır...

"Kim okurdu,kim yazardı ?
Bu düğümü kim çözerdi ?
Koyun kurt ile gezerdi,
Fikir başka başka olmasaydı…"

10 Eylül 2010 Cuma

REFERANDUMDA NASIL OY KULLANILACAK ???

BİLİNÇLİ OLMAKTA YARAR VAR...

Photobucket

Photobucket

*İlgilenen arkadaşlar görüntüleri sayfalarında paylaşabilirler...

BİR GEÇ KALIŞ ÖYKÜSÜ…

Telefondan durumun aciliyetini anlayıp apar topar çıktım dışarı…

İş acil yaaa, asansör meşgul bekle bekle gelmez merdivenleri kullandım üçer beşer hoplıya zıplaya indim, 35’inden sonra zor oldu tabi…

Otoparktaki sürprizden habersiz ilerledim.O da ne?
Araba yan tarafa silme yanaşmış. :-o

Söylene söylene öteki kapıdan binip çıktım yola…

Allahım bugün bütün kırmızı ışıklar beni seviyor anlaşılan.Hahhh bir bu eksikti.Yol yapım çalışması nedeniyle yol kapalı…

Neyse geldim sayılır,iyi de nereye park edeceğim? Her yer dolu işte, boş yer yok !!!!

Sitenin bahçe giriş kapısına ne oldu? Açıllll bee açılll…
Veee apartmana nihayet giriş…

Neee asansör bakımda mı?? Neyse Allah’tan beş kat çıkacağım…
Zile basmak üzereyken saate son bir bakış.Evet geç kalmışımmm… :((




Photobucket


*Bu ruh halinden nefret ediyorum.Hele bir de çocuklu olursanız o zaman işler daha da zorlaşıyor…

Bir şeylere yetememe, hep acele etme,telaşlı, her şeyi çabuk yapma duygusu senden nefret ediyorum…

9 Eylül 2010 Perşembe

YOKLUKLAR İÇİNDE BULUNAN BİR İCAT…

King Kamp Gillette, fakir bir ailenin çocuğuydu.1871 yılında çıkan bir yangında ailesi tüm mal varlığını kaybedince, Kİng Kamp’ta genç yaşta hayata atılmıştı…

Önce metal eşyalar pazarladı…

Mekanik eşyalar konusunda ki yeteneği bir yatırımcı tarafından keşfedilince, yatırımcı “kullanılıp atılacak yani tek kullanımlık bir şey” geliştirmesini istedi…

Gillette bir sabah traş olurken aklına gelen projeyle usturayı tekrar tekrar bilemek yerine çelik bıçağı iki levha arasına yerleştirmek, bunu da T biçiminde bir sapla tuturmaya karar verdi…
Buna göre, bıçak birkaç kez kullanılınca çıkarılıp atılacak yerine yenisi takılacaktı…

Buluş ilk günlerde kuşku ile karşılandı ancak bir süre sonra talep artmaya başladı…

Şirket ilk etapta 90 bin traş makinası ve 12 milyon 400 bin adet traş bıçağını sattı.

“Gillette” adı buluşla özdeşleşti ve tüm dünyada olduğu gibi “Jilet” olarak satılmaya devam etti…


Photobucket
yararlanılan kaynak. Evrensel Kültür- Songül Saydam

“0 MİLYONA KİTAP” KAMPANYASI…

Tiyatro oyuncusu Yeşim Ceren Bozoğlu bir kitap kampanyası başlatmış.

“0 milyona kitap “ adını taşıyan kampanyada, kitaba ihtiyacı olanlar kitap değişiminde bulunabiliyor…

Romanlardan,tiyatro kitaplarına,çocuk kitaplarından,teknoloji kitaplarına kadar geniş bir yelpazede kitap değiş tokuşu yapılabiliyor.

Grubun üye sayısı kısa sürede 10 bin kişiyi geçmiş…
Photobucket

BİRİ BENİ GÖZETLİYOR…

Önceki işyerim tuhaf bir yerdi aslında şimdi daha iyi anlıyorum.

Evet şubeleri ve 100’ün üzerinde çalışanıyla kurumsal gözüküyordu ama aslında patron şirketiydi…


Çalışma masalarının arkasındaki kameralar insanı kötü hissettiriyor, tuvalet hariç heryerde kameraların olması insanın sinirlerini bozuyordu…

Para ? Ticari mal ? Güvenlik endişesi ?

Hayır,sebep bunlar değildi.Kameralar sadece personeli denetlemek amacıyla konulmuştu.
…………………………………
Ara sıra kafamı kaldırıp şöyle baktığım anlar oldu tıpkı buradaki gibi…

8 Eylül 2010 Çarşamba

ANDY KAUFMAN BİLMECESİ …

Şarlo karakterinin yaratıcısı Charlie Chaplin , bir arkadaş toplantısında tenorları bile kıskandıracak bir sesle arya seslendirmiş…

Arkadaşları “Ne kadar güzel sesin var? Neden opera söylemiyorsun” dediklerinde şu cevabı vermiş…

“Benim güzel bir sese sahip olduğum doğru değildir.Zaten aryada söylemeyi bilmem.Ben az önce Caruso’nun taklidini yaptım sizlere”…

~~~~~~~~

Gerçekten taklit yapmak ayrı bir yetenek…

Andy Kaufman’da bir dönem Amerika’da fırtınalar estirmiş…

Özellikle yaptığı Elvis Presley taklidi ile büyük bir hayran kitlesine ulaşmış.Kendi yarattığı karakterlerde aynı ilgiyi görmüş.Rolünü o kadar ustalıkla yapıyormuş ki izleyici bir süre sonra hangisi rol,hangisi gerçek ayırt edemez olmuş…

Ünlü komedyen ve stand-up sanatçısı şöhretin zirvesindeyken akciğer kanserine yakalanmış…

1984 yılında da hayatını kaybetmiş.Ağlayanlar, sızlayanlar,ölümünü kabul etmeyenlerle görkemli bir cenaze töreni ile uğurlama yapılmış…

Ancak asıl olaylar bundan sonra başlamış,fanatik hayranlarından bir kısmı ölümünü şüpheli bularak yıllarca kanıt aramış…

Seneler su gibi akıp geçmiş.Tam 20 yıl sonra bir adam çıkmış ortaya “Andy Kaufman” olduğunu iddia etmiş.Ailesinin isteği üzerine yapılan DNA testleri %99 doğrulamış sonucu.

”20 yıllığına gitmem gerekiyordu.Gittim ve döndüm” demiş, bu arada ailesi ile görüşmeyi de reddetmiş…

Bu sefer yaşadığına inanmayan hayranları varmış sahnede,ortaya çıkan adamı sahtekarlıkla suçlamışlar…

Kimisi “yaşıyor”, kimisi “yok öldü” derken tekrar sahnelere dönüş yapacağı ümidiyle beklemiş durmuş hayranları…

Photobucket

* Kaufman’ın fotoğrafını ilk defa gördüğümde (tabii kilo farkını göz ardı ederek J) “Ata Demirer’e ne kadar benziyor bu adam “ dedim…

Kimdir nedir ?derken böyle bir hikaye ile karşılaştım.İnsan kendi ölümünü planlar mı? veya bunu neden yapar? Bilinmeyen, bilinmeyenler…

Eskiler şöyle bir karıştırıldığında daha neler neler çıkar kimbilir???


Andy Kaufman kimdir?

yararlanılan kaynak.

7 Eylül 2010 Salı

NE DEMİŞ ?

“Git bir koşu al gel, yukarıdaki panodan o yazının fotokopisini alıcam” dedim bizim Bülent’e, hemen getirdi...

Bu arada “o nedir ?” diye soran misafirimize okumaya başladım…


Photobucket

İlkelerin olacak,seni satın alamayacaklar…
Aptalların uydurduğu atasözlerine inanmayacaksın…
“Paranın satın alamayacağı şey yoktur,herkesin fiyatı vardır” gibi sözlere kanmayacaksın…
Onurunla ,kimliğinle ve beyninle akıllı yaşayacaksın…
Üreteceksin,seveceksin,sevileceksin…
İnançların arkasında duracaksın…
Sevgilerin karşılıksız ,yardımların gizli olacak…
Seni, attan ottan ayıran özelliğin farkına varacaksın !!!
Çünkü sen insansın ve bunu yakaladığın gün bembeyaz yaşayacaksın…"

Müjdat GEZEN

~~~~~~

“Boşversene, bırak bunları “diye hiddetlendi yaşlı adam.”Tiyatrocu değil mi?”...
....................................
Bende büyük bir hayalkırıklığı… :((
Oysa ne çok severim tiyatroyu…
Kısa sürede olsa yaptım bu işi hatta devamda edebilirdim olmadı işte…
“Amca “dedim.”Bu bir sanat,herkes senin düşün gibi değil” bu işin erbabı örnek kişileri anlattım ama ben anlattıkça yüz ifadesinden boşa konuştuğumu anladım...

İçimden “Bu ülke neydi, ne oldu ?” dedim.


foto.knuttz

4 Eylül 2010 Cumartesi

ÖLÜMLÜ İLK TRAFİK KAZASI…

1885’te benzinle çalışan ilk motorlu otomobilin icadıyla birlikte ufak tefek kazalar elbette yaşanır ancak ilk ölümlü trafik kazası Londra’da 17 Ağustos 1896’da meydana gelir…

Ehliyetini yeni almış bir sürücü 12km hızla giderken yolda yürüyen bir bayana çarpar.

44 yaşındaki iki çocuk annesi Bridget Driscoll olay yerinde hayatını kaybeder…


Photobucket

“Kötü bir rastlantı” olarak değerlendirilen kaza sonrasında sürücüye herhangi bir ceza verilmez çünkü bu konuyla ilgili ceza kanununda bir madde yoktur…

Polis kayıtlarına geçen tarihteki bu ilk ölümlü trafik kazası “Böyle bir olayın bir daha yaşanmaması dileğiyle” kapatılır…


*Şimdi düşünülecek olursa, böyle bir temenni ne kadar şaşırtıyor insanı öyle değil mi?


kynk.
kynk.
ford foto.

FARKLI BİR ÇİÇEK ÇİZME TEKNİĞİ VE EMRİVAKİ ÇALIŞMALAR... :))

Hani kabiliyet yok !! dedim yaa Nermin Hocam tuval siparişi verdi boyaları aldırttı...

İlk yağlıboya çalışması için fırçayı aldım elime ancak yardım edeceğine söz verdi...

Kimisi birşeye benzetemese de fena olmadı sanırım, tam bitmedi aslında atölyede kuruma aşamasında son rütuşları olucak 5 parça tuval,çerçevesiz onun modeli böyleymiş. :)) Bu arada kızımın boyası yıpranmış oyuncak sepetide elden geçti.Şekillere dokunmadan beyaz akrilik boya ile yenilendi...
Photobucket

Devamı gelir mi bilmiyorum ama malzeme ararken bile birçok şey hakkında fikrim olduğu kesin.

Çiçek Çizme Tekniğini ise Nuray Engin’in Sanat Bahçesi sayfasında gördüm ve çok beğendim.Denemeğe değer...



1 Eylül 2010 Çarşamba

BİR CUMHURİYET HANIMEFENDİSİ NASIL GİYİNDİ ?

Photobucket


Benim Mevhibe İnönü’ye hayranlığım yazdığı bu mektupla başladı.

Bugün eski bir dergide ise bu resmiyle karşılaştım orijinal haliyle tam sayfa basılmış.

O kadar zarif ve örnek tarzıyla “1940’larda işte böyleydi “ dercesine…

Diğer resimler 2009 yılında açılan Mevhibe İnönü sergisine ait.

Fazla söze gerek yok aslında her şey görüldüğü gibi…

Photobucket


Photobucket

foto. (1) (2) (3)

GÜNÜN SÖZÜ…

Bu bölümü etiketlemeye başlıyalı yaklaşık üç sene olmuş.Seçtiğim sözlerin beğenildiğini düşünüyorum çünkü gerek fotoğraflar,gerekse sözler en çok kopyalananlar arasında… :)))

Bugünkü söz yine güncelliğini korumakta…
“Yeryüzünde olanları kimi kişiler yaparlar, kimi kişiler onların nasıl yapıldığını seyrederler, kimi kişiler ise onların nasıl yapıldığına hayret ederler…”

Photobucket


kynk.

EY TWITTER !! SEN NELERE KADİRSİN…

Virgin America Havayolları’nda yolcular uçağa alınmasına rağmen yarım saatlik bir rötar olacağı kabin ekibi tarafından duyurulmuş…

Bu sırada yolculardan biri bilgisayarını açarak internete bağlanmış.Daha iyi görebilmek için okuma ışığına elini uzatan yolcu, ışığın arızalı olduğunu farketmiş…

Şikayetini hemen Twitter üzerinden yazmış.Hangi seferde uçtuğunu,koltuk numarasını da eklemeyi unutmamış tabii…

Virgin America’nın sosyal paylaşım ağlar departmanı mesajı okur okumaz uçağa teknisyeni yönlendirmiş.Arıza kısa sürede giderilmiş…

Ehh ne diyelim darısı bizlere…J


kynk.

İŞARETİN BÖYLESİ…

Dönemin İstanbul Kaymakamı Kalaylıkoz Ahmet Paşa, hamamlarda gayri müslimlerin ayırt edilmesi için peştemallarına çıngırak takılma zorunluluğu getirmişti…

Photobucket

Yine o dönemdeki eski meyhanelerde içkinin ancak yürekli insanlar tarafından içilebileceğine işaret olarak güğümlerin üzerine pirinçten bir yürek konulurdu…