28 Şubat 2011 Pazartesi

TANITIM, İndirimlr.com

Zaman zaman ilgimi çeken sitelerle ilgili link paylaşımlarında bulunuyorum.Yasemin Hanımla da bu vesile ile tanıştık,çalışmaları ile ilgili billgilendirmede bulundu kendisi ancak bir süredir yazmadığım için siteyi sizlere tanıtma fırsatı bulamadım...


İndirimlr.com sürekli güncellenen bir şehir fırsatları sitesi.Peki nasıl çalışıyor derseniz kısaca anlatayım...

Öncelikle hangi ilde hangi firmanın , restorantın, otelin ya da cafenin promosyon yaptığını tek bir sitede görebiliyorsunuz bu çok hoş yani indirimlerden haberdar olmak için sayfa sayfa dolaşmanıza gerek yok.İllerin dışında kategorileri de ayrı ayrı gezmek mümkün...


Sadece bununla sınırlı değil elbet dans kurslarından kahvaltılara, tenis kurslarından keman kurslarına ,tatil köylerinden kitaplara konserlere kadar bütün fırsatlardan anında e-mail yoluyla haberdar olabiliyorsunuz.Diğer alışveriş sitelerinin Alexa puanları değerlendirmeleri ve yorumları da yine site içinde yerini almış...

27 Şubat 2011 Pazar

BİR NEBZE…

Öncelikle teşekkür ediyorum mesajlarıyla destek veren,mail atan, hatırlayan tanıyan tanımayan, ziyaret eden herkese…

Olmuyor işte, hayat üzüntülerle devam ederken hiçbir şey olmamış gibi de davranamıyor insan…

Cuma akşamından bu yana bir nebze daha iyiyim.Kafamı toparlamaya çalışıyorum ve bir şeyler yazmak istiyorum,çünkü ilaç gibi…

Yazmak bana gerçekten iyi geliyor.



sunglasses

22 Şubat 2011 Salı

GÜNÜN SÖZÜ...

Son beş günün özeti...

"Bir şeyi sadece onu yaşadığımızda bilebiliriz."

Sadaharu Hario

duck


* Hayat yine kötü yüzünü gösterdi bana.Büyük bir sıkıntı içindeyim o nedenle yazamıyorum...

17 Şubat 2011 Perşembe

ŞUBAT AYI NİÇİN 28 GÜNDÜR ?



Rivayet o ki, binlerce yıl önce 10 aylık takvim uygulamasına geçen Romalılar, yılın ilk ayı olarak gece ve gündüzün eşit olduğu mart ayını seçmişler.Fakat bu on ayın sonunda artan günler problem olmaya başlayınca Ocak ve Şubat sona eklenerek yıl 12 aya tamamlanmış…

Daha sonra Meşhur Roma İmparatoru Jül Sezar ayları 30 ve 31 gün olarak tekrar düzenletmiş.Şubat ayı o zaman son ay olduğu için 29 gün olarak kalmış ve dört yıl da bir 30 gün çekmiş.Jül Sezar ölünce Roma halkı çok sevdiği İmparatorlarının ismini July olarak Temmuz ayına vermiş.Sezar’a beslediği kıskançlığı herkes tarafından bilinen Agustusta tahta gelir gelmez bir sonraki aya August olarak kendi adını vermiş.Temmuz’un 31, Ağustos 30 gün olmasını da problem eden Agustusta Şubat ayından bir günü alarak Ağustos ayına eklemiş…

İtip kakılan zavallı Şubat ayı işte o günden beri 28 gün çekmiş… :)))

BİL Kİ ONLAR SENDEN DAHA AKILLI...


Habere göre Şanlıurfa Tarım İl Müdürlüğünün ele geçirdiği miadı dolmuş hatta süresi dolduğu için kokmaya başlamış 2 ton'a yakın et ve sucuk, imha edilmek yerine en yakındaki hayvan barınağına götürülmüş.Ambalajları bile açılmadan köpeklere verilen bozuk et ve sucukları hayvanlar dan bazıları yememiş...

İnsanın kan beynine sıçrıyor bu tür haberleri okuyunca...

Her ortamda,her mevzuyu dine bağlayanlar ve bu konularda dem vuranlar söylesin.Bu nasıl bir vicdan?

Kendi yemediğiniz şeyleri başka bir canlıya yedirmenin mantığını bir türlü çözemiyorum...

16 Şubat 2011 Çarşamba

DUVARDA 120 BİSİKLET

Hani Google çeviriyi kullanıp takip eden arkadaşlar var bilmem bunu yazmakla onların anlamasını zorlaştırır mıyım? Bizde bir laf vardır.”Kaz gelecek yerden, tavuk esirgenmez” derler. :))

İşte o hesap Almanya’nın Altlandsberg kasabasında bir bisikletçi dükkanı…

Tek bir levha ile reklam yapmak yerine, dış cepheye bisikletleri monte ederek dikkat çekmeyi uygun görmüş.Bunun içinde yüz yirmi tane bisiklet kullanmış…


bisiklet

HEPİMİZ YAPTIK AYNI HATALARI…

Belli bir yaşa gelince şarkılara farklı anlamlar yükleyerek dinlemeniz daha olası hale geliyor.Mesela ben bu şarkıyı 20’li yaşlarımda dinlemiş olsaydım, sözleri beynimde birebir haliyle korur yazarın kaleme aldığı o an ki duygularla dinlerdim…

Şimdi mi?

İlginçtir, Ajda geçenlerde kaybedilmiş dostluklarım için söyledi bu şarkıyı bana…

Bu akşam daha kalabalıktı kafamdaki düşünceler nasıl geçtiğini anlamadığım zaman vardı sözlerde,içinden tek tek seçtiğim kelimelerle dinledim…

Seneler geçse de dinlenir güncelliğini yitirmeden çünkü içinde pek çok tad barındırır bu şarkı…

(Tabii bu söylediğimi ticari kaygılarla yapılmış,hiçbir sanatsal değeri olmayan şarkılarla yapabilmeniz mümkün değil bilmem anlatabildim mi?)


15 Şubat 2011 Salı

14 ŞUBATTA ELEKTRİKLİ BATTANİYEYE SARILMAK... :))

Dün komşumuz Leyla teyzeyle karşılaştık,yaşına rağmen çok şen bir o kadar esprili…

Dile kolay yetmişe merdiven dayamış.Öptüm elinden,mevlüdünü kutladım, bir de komiklik olsun diye sevgililer gününü…

“Amannn” dedi, “Sevgililer günü de neymiş, bizden geçti öyle şeyler amcan evde var mı yok mu? belli değil.Bizler artık elektrikli battaniyeye sarılıyoruz.” :)) :))

bonsai
nertera

Hayat bir koşuşturmayla devam ettiğinden, pek bir farklılık göremedim dün, sıradan bir gündü işte...

Sadece küçük bir bahçe sahibi oldum. :))))
Sarı renkli “ Nertera “ minik prensesimin, Guzmanya ve Bonsai Kaptan’ın hediyesi...

Çiçekleri seviyorum, bu beni gerçekten mutlu etti…

14 Şubat 2011 Pazartesi

LİBYA ULUSAL MARŞINI BİR TÜRK BESTELEMİŞTİ…

Bu memleket ne yetenekli insanlar yetiştirmiş, genç nesile isimleri aktarılmadan unutulmuş gitmiş…

Nuri Sami Koral desem bilir misiniz ?
Bende yeni öğrendim adını.Tekirdağlı bir müzik öğretmeniymiş.Şişli Terakki Lisesinde haftada bir de olsa müzik sevgisini aşılamaya çalışmış öğrencilerine…

Pek çok orkestra ,senfoni,konçerto ve oda müziği eserleri bestelemiş…

Nuri Sami Koral’la ilgili asıl ilginç olay henüz bağımsızlığına kavuşmuş Libya’nın 1959 yılında ülkemizi resmi ziyaretiyle başlamış…

Kral I. İdris’e hediye edilmek üzere ulusal marş hazırlanması istenmiş Koral’dan …

Batılı teknikle bestelenecek marş için ülke yerel müziği ve melodileri hakkında bilgi toplamış kendisi ve onlara güzel bir ulusal marş bestelemiş…

“Kral’a Selam Marşı” ve “Libya Ulusal Marşı” hediye edilmiş, Kral çok beğenmiş şükranlarını bildirmiş hatta ülkesine döndükten sonra telif ücretini bile yollamış ve Nuri Sami Koral’ı Libya Devlet Konservatuarını kurması için ülkesine davet etmiş…

Orada üç ay kalmış usta besteci, gösterilen ilgi alaka müthişmiş.Aslında daha fazla kalabilirmiş ancak otoriter rejimin halk üzerindeki baskısı ve yasaklar ülkede misafir Koral’ı bile bezdirmiş.İşlerini bitirip İstanbul’da soluğu almış…

Bu arada Endonezya devlet başkanı da kendilerine ulusal marş bestelemesi için Koral’la iletişime geçmiş,bir marşta onlara bestelemiş…

Yeteneği günden güne duyulan müzisyenin senfonileri İsveç konserlerinde çalınır, Stockholm Radyolarında yayımlanır hale gelmiş…

Arkadaşı Eser Tutel, ele geçen bu fırsatlarla büyük paraların kazanılabileceğini buna rağmen Koral’in mütevazi bir yaşam tercih ettiğini ve 88 yaşında sessizce aramızdan ayrıldığını anılarında anlatıyor…

Ne diyelim göğsümüzü kabartmış,Allah gani gani rahmet eylesin,hiç olmazsa bundan sonraki yeteneklerin kıymeti bilinsin…

13 Şubat 2011 Pazar

BİR FİLM İZLEDİM,ARKASI YARIN TADINDA… :)))

Dvd playerımı uzun süredir yanımdan ayırmıyorum.Sanki hınç alırcasına minik prensesim büyürken izleyemediğim,herkes anlatırken konuya yabancı kaldığım ne kadar film varsa arka arkaya izledim.Düşünün ki izlemeyeni dövüyorlar misali “Issız Adamı” ben yılbaşından önce izleyebildim.Bazen iki film bitirdiğim bile oldu.Taaa ki geçen aya kadar…

Leonardo’nun “Kanlı Elmas” filmi geçti elime , bir türlü bitmek bilmez her repliği ezberledim neredeyse sırf başladığım işi bitirme uğruna çıkarıp atmadım.İki dk. izle,çocuğun karnı acıktı, 4 dk izle kapı çalınsın, 3 dk. izle telefon çalsın derken birde günün yorgunluğu ile her seferinde dvd karşısında uyuyakalınca bitmek bilmedi.Tam iki ay olmuş…

Böylede film izlenir mi ? demeyin.Arkası yarın tadında benim gibi izleyip duruma şükredenler var onu bilin. :)))



DVD

12 Şubat 2011 Cumartesi

PEKİ SİZİN KOMŞUYA VERDİĞİNİZ DEĞER NEDİR?

“Komşu komşunun külüne muhtaçtır “sözüne yürekten inanır ve bununla ilgili tecrübelerimi zaman zaman paylaşırım belki hatırlayanlar vardır…

Samimi arkadaşlarımdan biri eşinden yana pek bir sıkıntılı, geçenlerde bahsettiği olay bu kadarına da pes dedirtecek kadar...

Adam antisosyal,evinde kimseyi istemiyor kimseyle görüşmüyor.Bir akşam yeni taşınan komşularına çekiç lazım olmuş.Bunların kapısını çalmış, istemiş.Hani vesile oldu diyerek sevinmiş arkadaşım tam da portmantonun üstünde duruyormuş çekiç, tam verecekken eşi yetişmiş kapıya ,”hayır bizde çekiç falan yok” demiş kapatmış kapıyı, böylece başlayacak komşuluk ilişkisi başlamadan bitmiş… :( :(

neighboring

Şimdi elimde yerel “Keyifperisi” dergisi var, Mine Sezer isimli bir hanım yazmış.Günümüzün dramatik komşuluk ilişkilerine dair kendi yaşadığı bir olayı anlatmış hayli ilgimi çekti…

THY’ nın Newyork –İstanbul seferini yapan uçakta yerini almış Mine Hanım, yan koltukta da kendi yaşlarında bir bayan.Yol boyunca tek kelime yok !!! İstanbul'a iniş yapmışlar.

Sonra İstanbul’dan aktarma yapıp Ankara uçağına binmişler, tesadüf bu sefer aralarında koridor olmasına rağmen yan yana oturmuşlar, gene tek kelime yok !!!

Valiz maliz derken serviste sadece bir tebessümle gene yan yana bulmuşlar kendilerini, servisten inip aynı apartmana yönelip asansöre binmişler hem de aynı kata basarak…

Dünyanın öbür ucundan gelen komşular o güne kadar karşılaşmamış, basmışlar kahkahayı o günden sonra çok iyi dost olmuşlar…

Ne diyeyim, kıssadan hisse misali…


foto.

GÜNÜN SÖZÜ...

friendship

"Dost İçin Sırtımı Köprü Yapmaya Hazırım Ben;

Yeter ki Temiz Kalpleri Taşıyan Ayaklar Geçsin

Üstümden."
Balzac

11 Şubat 2011 Cuma

SEKOYA...

Anavatanı Kuzey Amerika kıtası olan dünyanın en yaşlı ağaçları Sekoyalar oldukça hızlı büyürler…

Boyları ortalama 100-120 m, ömürleri 1000-4000 yıl arası değişir…

Güneş gören yerlerde sert ve nemli topraklarda yetişen ağaçların çiçek açmaları 200 yılı bulur…

Sekoyanın en güzel örnekleri California Milli Parkında gezilip görülmektedir…


sekoya

sekoya agaci

seqouia

Sekoya ( Sequoia) foto linkler

10 Şubat 2011 Perşembe

BUGÜNE DAİR "GÜNÜN SÖZÜ" ...

Sabah sabah kız kardeşimi işe giderken full aksesuar görünce "ohhh" dedim.Ben çocuğun kahvaltısı,elbisesi, çişi ile uğraşırken o hazırlanmıştı...

"Yok sende iyi görünüyorsun" dedi annem biliyorum kendimi iyi hissetmem için söyledi ve arkasından patlattı bir atasözü...

"Kızı kızken değil, gelinken gör.
Gelinken görme, çocukluyken gör.
Bir çocuk hiç çocuk,
Hele bir de iki çocukluyken gör..." :)))) Nasıl ama?

aile
foto.knuttz

9 Şubat 2011 Çarşamba

BÖCEK PORTRE FOTOĞRAFLARI...

Thomas Shahan, makro çekimlerde uzman bir doğa fotoğrafçısı…

Çalışmalarını özellikle böcek portre fotoğrafı üzerine yoğunlaştırmış, anlamlı gözler, tombul kafalar, antenler ve tüylü bıyıklar kendisine modellik yapıyor…

Bizim anlık baktığımız görüntüler için o saatlerini harcıyor ve bunun oldukça zahmetli bir iş olduğunu anlatıyor ...

Üstelik bu işin riskleri de yok değil, bir böcek tarafından ısırılmak onun için an meselesi…

Sonuçta elde edilen inanılmaz fotoğraflar,böceklerin şaşırtıcı dünyasının pencerelerini açmakta…



Adult male Paraphidippus aurantius Jumping Spider (With Cannibalism Video!)

Erkek Zıplayan Örümcek


Anterior Median and Lateral Eyes of a Female Jumping Spider - (Maevia inclemens)

Dişi Zıplayan Örümcek


Female Striped Horse Fly (Tabanus lineola)

Dişi At Sineği


Eyes of a Holcocephala fusca Robber Fly

Shahan'ın en sevdiği çalışma "Haydut Sineği"

Blue Damselfly Face - (Argia sedula)
Gelin Böceği

Dragonfly Head

Yusufçuk kafası

Male Striped Horse Fly (Tabanus lineola)

Erkek At Sineği

Lady Bug (Cycloneda munda) looking at a Shell

Uğur Böceği Kafası

Macrophotography Setup

Fotoğrafların daha fazlası Thomas Shahan Flickr Sayfası.

Thomas Shahan Web Sitesi

8 Şubat 2011 Salı

BENİMLE EVLENİRMİSİN ?

İnanılması güç olaylar zinciri 1981 yılında Amerika’nın Boston eyaletinde yaşanan bir fırtına ile başlar…

Randolph Mantika evinin önündedir, güçlü bir şimşek sonrası düşen yıldırım Randolph’u bu dünyadan ayırır, çok sevdiği genç eşi yalnızlığa dayanamaz birkaç yıl sonra tekrar evlenmeye karar verir…

Başka bir kişiyle, başka bir şehirde, yeni bir başlangıç…

Damat Pepero mutludur, düğün gecesi sigara içmek için balkona çıkar, şehire yaklaşan bulutlar ardından bastıran sağnak yağış sonrası yıldırım düşer hem de damat Pepero’nun bulunduğu balkona, oracıkta can verir…

Genç kadın sinir krizleri geçirir olanlara inanamaz, geçirdiği depresyon sonrası yakınları bir kliniğe yatırır…

İyileşir yeni aşkla olanları unutmaya çalışır şansız kadın, klinikteki bir doktora aşık olur, evlenirler…

Bir gece telefon gelir acil hastaya yetişmesi gerekir doktorun, hava gene yağmurludur yıldırım düşer doktor tam da arabadan inmek üzeredir fakat sonuç kaçınılmaz olur, o da ölür…

Uzun tartışmalara sebep olan bu ilginç olay Londra Üniversitesi uzmanları ve ünlü İngiliz tarihçilerinin hazırladığı “İki Yüzyıl içinde Yaşanan İnanılmaz Rastlantılar” isimli çalışmada yer alır…




foto.

İSTEMİYORUM, TEŞEKKÜR EDERİM...

bodyguard

İstemediğim halde, bana zorla yeni versiyonunu yükletmeye çalışan MSN' e bende ısrarla teşekkür etmeye devam ediyorum.. :)) :))

Ne demiş Mevlana;

"Yüzde Israr Etme Doksanda Olur, İnsan Dediğinde Noksanda Olur, Sakın Büyüklenme Elde Neler Var, Bir Ben Varım Deme Yoksanda Olur..."


foto.knuttz

7 Şubat 2011 Pazartesi

FOTOĞRAFIN DİLİ OLSA...

child

zafer işareti yapan korkusuz çocuk şöyle der;

"bu oyunu kaç kez oynadım,sayısını ben bile hatırlamıyorum..."

6 Şubat 2011 Pazar

BEYN’LERE ÖZGÜRLÜK…

Yaşı küçük ( düzeltelim bizden daha genç diyelim) fakat düşünceleri yaşından büyük tecrübeli blogger Barış Ünver ’e dava açıldığını şimdi öğrendim.

Yazısını yorumlara kapattığı için buradan kendisine “iyi şanslar” diler,en içten saygı ve desteklerimi yollarım…

beyn.org

5 Şubat 2011 Cumartesi

HUYSUZ FİL (Sengi)...

Kaç kamera kullandın?

En önemlisi, o küçük memelinin oralardan geçeceğini nasıl bildin?

~~~~

Doğu Afrika ülkesi Tanzanya'da Hollywood aksiyon filmlerine taş çıkarırcasına bir kovalamaca yaşanıyor...

Huysuz Fil olarak adlandırılan memeliye o bölgede "Sengi" deniliyor...

Boyutlarına rağmen oldukça çevik ve zeki.Bu hareketleri sayesinde hayatta kalması bence olağan...

bknz.Sengi

“ANNE BUGÜN TATİL Mİ? HERKES ANNEANNESİNE Mİ GİDECEK ?”

Minik prensesimin tatil anlayışı böyle…

“Anne bugün tatil mi? Herkes anneannesine mi gidecek?” diye sorunca eskilere gittim…

Onca toruna rağmen Anneannem büyük bir özlemle karşılardı beni.
Olabildiğince şımartır,uzun uzun sarılır öpücüklere boğardı…

İki numaralı ama en çok emeği geçmiş torun olmanın gururunu küçük olduğum için o zamanlar anlamazdım elbet, nazlanır her dediğimi yaptırırdım…

En sık sorduğum soru;
“Anneanne bana yumurta boyuyacakmısın?” olurdu.

Soğan kabuklarını alır yumurtayla kaynatırdı.Anneannemin kahvaltı sofrasında, o kırmızı boyalı yumurtaların tadı hiçbir yerde olmazdı…
ifsak org

2 Şubat 2011 Çarşamba

SENEYE NOBEL’E BEN DE ADAYIM… :-o


Dinamiti bulan İsveçli Alfred Nobel, bu icadıyla savaşa katkıda bulunmuş olmaktan öyle büyük pişmanlık duymuş ki vasiyet etmiş her yıl “bir önceki yıl insanlığa en çok hizmet eden beş kişiye ödül verilsin” demiş… (ehhh pek yakışmış)



~~~~~~

Nobel Derneği 1901 yılından başlayarak fizik,kimya, tıp, edebiyat ve barış dallarında ödülü vermeye başlamış.Bunlara 1969 yılında “ekonomi” ödülü de eklenmiş… (ne iyi olmuş)

~~~~~~

Kurallar gereği Nobel ödülüne aday gösterilen kişilerin kimlikleri asla açıklanmıyor ve bununla ilgili tüm kayıtlar 50 yıl boyunca gizli tutuluyor, şayet kişiler kendilerini aday gösterirlerse anında diskalifiye oluyorlar… (yani kaynakların anlattığına göre öyle.)
~~~~~~
Şayet Nobel ödülü almak isteyipte alamıyorsanız,1991 yılından bu yana “Olanaksız Araştırmalar Tarihi” tarafından “yapılamayan ya da yapılmaması gereken bilimsel çalışmalara” verilen Ig Nobel ödülü ile şansınızı deneyebilirsiniz , seneye kadar kulis yapıp bende şansımı bu branştan denemeye karar verdim.Nasıl olsa ödüle herkes aday gösterilebiliyor artık

NE DEMİŞ ?

"Bir insan treni kaçırırsa başka bir tren gelir onu alır.

Bir ulus treni kaçırırsa başka bir ulus gelir onu alır..."

Özdemir ASAF

tren



foto.knuttz

1 Şubat 2011 Salı

LAPA LAPA LÜTFEN...

kar

Biraz önce sevinçle koştum cama ancak sevincim yarım kaldı... :((

Bir durup bir yağmak olmaz, şöyle çokça hani derler ya "Lapa Lapa" lütfennn ...

ARAMA (!) KURTARMA (!) :))))

helikopter
Kanada’da selin vurduğu bir Kızılderili köyüne hükümet acil helikopter gönderir…
Arama kurtarma çalışmalarını yürüten helikopter pilotu tüm gün boyunca uğraşır ancak çalışmaları bir türlü bitiremez…

Duruma oldukça şaşıran pilot, merak edip selden kaç kişi kurtarıldığının hesabını yapar.Köy nüfusundan yüzde 30 daha fazla kişi kurtardığını anlayınca şaşkınlığı biraz daha artar…

Yapılan kısa araştırma sonrası durum anlaşılır.Kızılderililer helikoptere ilk defa binmenin mutluluğuyla önce kurtulup sonra kendilerini tekrar tekrar suya bırakmaktadır…

Pilot aynı adamı beş kez kurtardığını anlayınca olay çözülmüş olur. :)))


foto.knuttz
kynk.baskent üniv.yayını

GÜNÜN SÖZÜ...

Lomonosov Moskova Devlet university

"İçin temiz olmadıktan sonra hacı hoca olmuşsun; kaç para !

Hırka, tespih, post, seccade güzel ama Tanrı kanar mı bunlara?


Ömer Hayyam


BİR YEŞİLÇAM EMEKÇİSİ...

Yeşilçamın vazgeçilmez babacan rollerinin aktörüydü o…

Bazen mütevazi bir balıkçı, bazen marangoz, bazen demirci…


Cüneyt Arkın vefatından kısa bir süre önce ziyaret etmiş Kadir Savun’u ve o günü şöyle anlatmış…

" Kadir Savun kocaman bir şefkat ve dostluktu. Herkesin derdine koşturur, üzgün, kederli arkadaşlarını güldürebilmek için hep soytarıyı oynardı. Hastalandı. Ölüm döşeğindeydi. Ziyaretine gittim. Hayata küskün iri suratını dünyaya çevirmiş, hüzünlü yüzü duvarda, koca, kara gözleri çaresiz öylece yatıyordu.O neşe, iyimserlik dolu adamı ne yapsam konuşturamadım, birazcık olsun gülümsetemedim.Bir ara inler gibi dedi ki: "Ah ! Şimdi bir film setinde olsaydım" .Öksüz bir çocuk gibi iç çekti. Yüreğim yandı.

Kadir Savun 'a bir ihtimal bir filmde çalısma imkânı verilseydi; yaşardı



bknz. Kadir Savun