30 Mart 2011 Çarşamba

İMTİHAN SORULARI …

Mine Sota’nın –Hepimus İnsanus- kitabından ;


* 8 kişilik bir ailenin masrafı,ay başında eve giren paranın 3 katıdır.Ay ortasında maaşın 100’de 99’u bitince babanın gözü 360 derece dönmektedir.Evin babası çığrından çıkınca kaç kalır ?

a) 5 yıldan 10 yıla kadar hapis

b) 1 kasa limon

c) Tek böbrek

d) Eksi bir

e) Huni


Hayli güldüm bu soruya,günümüz şartlarında gerçekliği tescilli gülerken de düşündürdü. :))

huni

Soru deyince, haftasonu yapılan ve henüz ne olduğunu anlayamadığım YGS yani Yükseköğretime Geçiş Sınavı Sorularına dün şöyle bir göz attım.

Soruların hemen hepsi şöyle bitiyor...

“hangisi yanlıştır?”

“hangisi değildir?”

“…sonuç çıkarılamaz?”

“…söylenemez?”


Minik beyinler şimdiden yanlışa programlanıyor, bana göre doğruya odaklanmak ya da doğruyu bulma arayışı daha önemli olmalı.

~~ ~~ ~~ ~~ ~~

Star Ana Haber’ de her akşam izlediğimiz bir bölüm var.Toplum olarak cahilliğimizi belgeleyen,"yok canım bu kadarı da olmaz" dedirten.


Görüyoruz, İstiklal Marşımızı bile söyleyemeyen, Kıbrıs ‘ı Sibirya’da , Libya’yı Amerika’ da bilen bir toplumun çocuklarıyız çünkü bize hala yanlış öğretilmeye çalışılıyor.


Soruları kimler hazırlıyor bilmiyorum???


Birisi de kalkıp söylese diye bekliyorum;


"Gelecek sefere değişiklik yapsak bir de doğruyu öğretmeyi denesek ?" diye...

29 Mart 2011 Salı

DANIEL BUREN 'İN RÜZGAR GÜLLERİ ...

2009 yılında Belçika’nın De Haan sahilinde yapılan Beaufort 03 Çağdaş Sanat sergisinden seçilmiş görüntüler...

Rüzgar güllerinin tasarımı Daniel Buren ‘e ait.

BELGIUM-EXIBITION/


Daniel Buren


Daniel Buren

HIIIHH BİR BU EKSİKTİ,ŞİMDİ TAM OLDU...

Milli Eğitim Bakanlığı, İngilizce öğretiminde yeni bir sisteme geçmeye hazırlanıyor. Bakanlık, yurtdışından ana dili İngilizce olan 40 bin öğretmen getirecek.

Peki halen sırada çalışmayı bekleyen, onca sene dirsek çürütmüş arkadaşların durumu ne olucak?? Onlar evde beklemeye devam mı edicek?

İç sesleri "keşke hiç bu bölümü okumasaydım,boşu boşuna zaman kaybettim "mi diyecek?

haber detay.

Photobucket

28 Mart 2011 Pazartesi

AKBANK ‘IN KURULUŞ ADI NEREDEN GELİYOR ?

Banka ilk olarak 1947 yılında “ Adana – Kayseri Bankası “olarak finans sektöründe yerini alır.Daha sonra iki şehrin baş harfleri birleştirilerek “ Akbank “olarak anılmaya başlar…

Kurucularının hepsi Adana ‘da yaşayan, Kayserili işadamlarıdır.O nedenle bankaya bu isim uygun görülür…


detay.Wikipedia

İSTANBUL UÇURTMACILAR DERNEĞİ …

İstanbul Uçurtmacılar Derneği, uçurtma sevgisini aşılamak ve bu alışkanlığı yaygınlaştırırken, yerli - yabancı uçurtma modellerini tanıtmak amacıyla 1996 yılında kurulmuş.

Ülkemizin ilk ve tek uçurtma derneği Kurucusu Mehmet Naci Aköz tarafından sürdürülen çalışmalarda uçurtma konferansları panel ve söyleşiler ile projelendirme her türlü bilgi ve belgelerle birlikte yapılmakta.


Ayrıca malzemelerini getiren uçurtma severlere eğitmenler eşliğinde 10.00 -17.00 mesai saatleri içinde ücretsiz eğitim verilmekte.

İlgilenenler için Facebook grubu burada...


GÜNÜN SÖZÜ ...

‎"Aslında farkındayım, hayatımdaki sahte varlıkların.İstesem bir anda temizlemesini de bilirim.Ama, bunca sahteliğin benim samimiyetime ihtiyacı var."
Mevlana Celaleddin-i Rumi

balon

25 Mart 2011 Cuma

NE DEMİŞ ...

Hastalıklar öyle bir kol geziyor ki, üstelik ilaç milaç etki etmiyor.

Woody Allen'ın bir sözünü okudum geçen gün hani konuyla da alakalı hak vermemek elde değil...

"Günümüzde dünyadaki en güzel söz -Seni Seviyorum- değil! -Tümör iyi huylu çıktı-dır."


foto.

TEK PARÇA KANEPE, UZUNLUĞU 40 METRE ...

Kanepe özel sipariş üzerine Hollanda’da ki bir otel için yapılmış. Chesterfield model kanepeyi dünyaca ünlü Saxon Deri Döşeme altı kişilik bir ekiple 4 günde tamamlamış…

25 kişinin rahatça oturabileceği bu devasa boyutlardaki kanepe 175 kg ağırlığında, 40 metre uzunluğunda, yerleştirilmesi için gerekli alan ise 1000 m2 …


bolton Saxon


24 Mart 2011 Perşembe

“ BEGÜM10 “ DENEYİNDEN ÇIKAN KORKUNÇ SONUÇLAR …

Haberde bahsi geçen kitabı henüz almadım ancak içeriğini oldukça merak etmekteyim…

Yazar Barış Çiçek “Sesimi Duyan Var mı?” isimli kitabı çıkarmazdan önce bir deney yapmış.Zaten kitapla ilgilenmemin ilk sebebi bu oldu.

Sonuçlarını okurken tüylerimi ürperten hatta beni insanlıktan soğutan bir deney …


begüm10



Yazar, internette çocuk ve gençlerin sıkça kullandığı sohbet sitelerinden birine giriş yapıyor.Kendisini 10 yaşında ilkokul 5. sınıf öğrencisi olarak tanıtıyor.Kullanıcı adını Begüm olarak belirleyen Çiçek, katılımcının yaşını da göstermek için 10 rakamını isme ekliyor.
Begüme’e ilk 10 dk.’da birebir pencereden 25 özel görüşme talebi geliyor.

28. dk’da talep sayısı 100’e ulaşıyor.

Bunların 43 tanesi ilk cümlesinde cinsel içerikli sözcükler kullanıyor.Bunun üzerine Begüm, özellikle bu 43 kişiye 10 yaşında olduğunu tekrar belirtiyor.Sadece bir kişi özür dileyerek bağlantısını kesiyor.Diğer penceredekiler görüşmeyi kesmediği gibi bağlantının kopmaması için olağanüstü çaba sarfediyorlar.

Hepsi büyük bir istekle 10 yaşındaki çocuğa cinsellik hakkında bilgi vermeye çalışıyor.

Çocuğu kendisine bağlamanın ilk adımlarını atan istismarcılarcılar içinde, çocuğun IP numarasını ve bilgisayarı kullandığı yerin ikametgahını tesbit etmeye çalışanlar bile çıkıyor…

Öte yandan istismarcıların hepsi erkek olmadığı, kadın istismarcıların erkeklerden çok daha tehlikeli olduğu yapılan yazışmalarda anlaşılıyor.


Türkiye’de cinsel istismar konusunda Akademik yayınlar olsa da bunların ailelerin çok kolay anlıyabileceği dilde yazılmadığını, kitabı bu amaçla çıkardığını anlatıyor Barış Çiçek…

Sonuçta bizler yetişkiniz, sanal ortamda yapılan her şeyin kontrolü elimizde fakat görüldüğü gibi çocuklarımız olabilecek tehlikelerden habersiz...

Kız olsun,erkek olsun hayattaki en değerli varlıklarımızın sapık zihniyetlerle böyle bir ortamda karşılaşıyor olması yeterince sinir bozucu.

Bu şartlarda çocuklarımızı interneti iyi ve doğru kullanması konusunda bilinçlendirmeli hatta gerektiğinde denetlenmeli diye düşünüyorum.

21 Mart 2011 Pazartesi

GÜNÜN SÖZÜ ...

Birbirinden güzel paylaşımlarıyla hayata yön veren Ali Zafer Şapçı'nın bloğunda gördüğüm bir söz...

Yüreğime dokunan, sözün doğruluğuna inanan "beni " anlatan...

Şöyle demiş Ataol Behramoğlu;

"Anne gezindiğin bağ,baba yaslandığın dağdır.Ömrünün en güzel çağı annen ve babanla olandır."

family

20 Mart 2011 Pazar

TSUNAMİ DALGALARINI BEKLERKEN - Japonya 2011

Herşeyin dokuz dakikalık bir sürede değişmiş olmasına inanamıyorsunuz...

Görüntünün sonlarında yaşanan dehşetten kameraman iyi kurtulmuş.





Waiting for the Tsunami - Japan 2011

ÖRDEK MARILYN ...

Doğa fotoğrafçısı Rainey Shuler, California 'nın kuzeyinde ki Soulsbyville'de bu görüntüyü yakalar...

Ördeği gördüğünde önce çok şaşırır, sanki kafasına peruk takmış gibi duran bu ördeğin Marilyn Monroe' ya olan benzerliğini fotoğraflar... :))

marilyn duck


marilyn monroe

Ördek Güney Amerika'ya özgü. İsmi Tepeli Ördek diye geçiyor.

Kafasında oluşan yağ dokusu nedeniyle böyle bir görüntüye sahip...

Ansiklopedik bilgilerde genlerin mutasyona uğradığı böylece ördek cinsinde bir bozukluk olduğu anlatılıyor...


19 Mart 2011 Cumartesi

PARGALI İBRAHİM PAŞA KİMDİ ?

Bugünkü Yunanistan’ın Parga kasabasında doğduğu tahmin edilen İbrahim Paşa, genç yaşta Şehzade Süleyman’ın hizmetine girmiş.Süleyman’ın tahta çıkışıyla önce hasodabaşı, 1523’te Sadrazam olmuş.Tam 13 yıl bu görevi sürmüş bu arada Hatice Sultan ile evlenmiş…

Belgrad, Rodos, Mısır ve Macaristan seferlerinde ön planda yer almış.Ancak Sultan Süleyman’a yakınlığı sayesinde kavuştuğu güç göze batmaya başlamış....

Hıristiyanlığı gizli yaşadığı, servet düşkünü olduğu konuşulmuş o dönemde …

İftar için saraya çağrıldığı 15 Mart 1536 gecesi bir sebep gösterilmeden boğdurulmuş.Hatta bazı kaynaklar Hürrem Sultan’ın Pargalıyı bahçede yakalattırıp boğazladığını gücü yetmeyince yanındaki askerlerden yardım aldığını anlatıyor…

Ölümünden sonra mal ve mülkünün büyük bölümüne el konulmuş.

Yani Hürrem gene yapmış yapacağını…

pargalı ibrahim pasa

18 Mart 2011 Cuma

VARSA ELİNDE EMANET, HER ZAMAN KENDİN TESLİM ET !!!

Ne zamandır görüşemedik kahveler içildi birşeyler yenildi sonra iki haftadır gözüm gibi baktığım ajandayı çıkardım çekmeceden...

"Aysel hanımcım size zahmet yan odanızda çalışan Selen hanım burada ajandasını unutmuştu, ona teslim edermisiniz?" dedim...

Bu ara uğramam için sebep yok o birime, aramızda bir hayli mesafe var hani gidiyorken götürür nasıl olsa diye düşündüm.

Bir kaç saat sonrada ajandayı aldı mı? diye aradım Selen'i...
"Malesef" dedi "Aysel hanım buraya gelirken markete uğramış ve orada unutmuş defteri, kısmet değilmiş napalım" ...

:-/ Şaşkınım ve suçluyum.

Emaneti kendim teslim etmeliydim...
Langohrziege


BROOKLYN KÖPRÜSÜ - YIL 1914

Fotoğraf 1914 yılında köprü yapım aşamasındayken çekilmiş.

13 yıl devam eden bu serüvenin ilginç öyküsünü daha önce burada anlatmıştım...


brooklyn-bridge 1914

ANILARI CANLANDIRAN KOKULAR... ~mim~

Birkaç gündür ciddiye almadığım öksürüğüm iyice ilerledi ve yarın doktor yolu göründü bana...

Öyle ki öksürükten nefes alamaz duruma geldim.Sürdüğüm viks kokusunu bile neredeyse almıyorum...

Geçen hafta Sevgili Fd kokularla ilgili bir mim yollamıştı bir ara onu yazmadığımı hatırladım kokuları duyamayınca."Anıları canlandıran beş koku" isimli mim hafızamda neleri mi hatırlattı?

~~~~~~



Kaptan'la görüşmeye başladığımız o ilk zamanları hatırladım.Rebul'un parfümünü kullanırdı.O koku hiç gitmez aklımdan. :))

Sonra şu tırnak şekilli çata patlar ve mantarlar vardı.Hala okul önlerindeki bakkalarda satılıyor.Patladığı zaman çıkardığı koku unutulmadı...

Kurban bayramında sabah yapılan o ilk kavurma kokusu her seferinde rahmetli anneannemi hatırlatır.Eskişehir'de bahçeli bir evin mutfağında çocukluğumun kurban bayramlarını...

Veee yukarıda bahsettiğim viks ve ayrılmaz kardeşi buğuseptil kokusu çoçukluğumun korkulu rüyası,battaniye altına girmek istemez kaçardım resmen...

Beşinciyi düşündüm ama bulamadım. ???

Bende hali hazırda blogmaya devam eden

Geniş Zamanlar'a

Muhabbet Sofrası'na

ve Böcüğüme yolluyorum tabii yazmak isterlerse...

teyze

16 Mart 2011 Çarşamba

ETNA UYKUDAN UYANINCA...

Sıcaklığın 1000 ile 1200 °C olduğu biliniyor.

Bu durumda ona böylesine yaklaşmak gerçekten cesaret işi...

Etna

Etna in eruzione


Etna

Etna in eruzione

Etna in eruzione

Photos by Sferrazzo Giuseppe

ALKOL NASIL BIRAKILIR ?

Türk sinemasına emeği geçmiş gerçek sanatçıları düşünüyor insan...

Şimdi sınırları zorlayacak bir senaryoyla karşı karşıyasınız.

Sadece biraz tebessüm için; süt olayına özellikle dikkat edelim lütfen... :)))


1985- Güldür Yüzümü filminden.

15 Mart 2011 Salı

KAR FOTOĞRAFLARI...

Kar öyle tepeleme yağmış ki,bir hafta olmasına rağmen bazı yerlerde kar henüz erimemiş…

Ne yazık ki vakitsizlikten fırsat bulup bu eşsiz anları gönlümce resimleyemedim.Sadece ilk gün birkaç poz alabildim o kadar…

Canım dostum Dilek birbirinden güzel kareler yakalamış, birkaç tanesini kolajlayıp geçte olsa buraya ekliyorum.Bu unutulmaz anlara Köpeklerin Lordu Ceku’da eşlik etmiş… :))



ankara

kar tane

kar tanesi

ankara kar


kar ankara

http://icimdengeldigigibiii.wordpress.com/

Bloglar açıldı ya da açılmadı bilmiyorum.Wordpress'e geçmeme konusunda kararlıydım ama yasağın bu kadar uzun sürmesi ve blogger'ın pasifliği kızdırdı beni.Ne olur ne olmaz diye bloğu buraya yedekledim.


14 Mart 2011 Pazartesi

BLOGSPOT YASAĞI YAKINDA BİTİYOR ,BLOGLARIMIZ TEKRAR AÇILIYOR...



Şu an bir keyiflendim bir mutlu oldum, umarım söylenenler yalan çıkmaz birkaç güne kavuşuruz.

Ben bu güzel haberi ve fotoyu SirEvo'dan aldım henüz duymayanlarda ilk benden duysun istedim... :))))

NOKIA İSMİNİ NEREDEN ALDI ?

Dünyanın en büyük mobil telefon üreticisi Nokia,1865 yılında çizme, bot ve ayakkabı üreterek Finlandiya ‘da faaliyetine başladı.Daha sonra oto lastiği,bisiklet,televizyon ve elektrikli ürünleride üretmeye başlayan şirket 1967 yılından itibaren esas faliyet alanını kişisel bilgisayar ve telefon olarak belirledi.

Nokianvirta nehrinin kıyısında kurulduğu için markaya Nokia ismi verildi…

nokia Nokianvirta


Şu an dünyada her üç cep telefonundan biri Nokia.

Şirket 34 milyar dolar ciroya ve 68 bin çalışana sahip.

Nokianvirta

foto. 1. 2. 3. 4.

DÜNYA DEVİ TOYOTA ÜRETİMİNİ DURDURUYOR...


Japonya'da yaşanan deprem felaketi sonrasında büyük zarara uğrayan Toyota üretimini bugün durduracak. :((

Toyota dışında Nissan' da üretimini durdururken, Honda iki fabrikasını kapatma kararı almış.

Bir Toyota fanatiği olarak bu habere üzüldüm.Umarım herşey umulandan daha kısa sürede yoluna girer.

13 Mart 2011 Pazar

BİR TIKLA,SENDE BİR AŞI BAĞIŞLA...

Bloglar kapanmadan önce planlanmış bir programdı ne yazık ki şimdi kısmet oldu...

Prima Dünyasının başlattığı bir kampanya, sadece bir tuşla sende bir aşı bağışla...

Unicef

"Dünyada her 9 dk’da 1 bebeğin ölümüne yol açan yeni doğan tetanosuna karşı düzenlenen 1=1 kampanyası başlıyor. Prima, bu sayfayı beğenen her kişi için UNICEF’e bir aşı bedeli bağışlıyor. Biz sizin için birer aşı bağışladık, fakat çok daha fazlasına ihtiyaç var. Binlerce bebeğin daha hayatını kurtarmaya destek olmak için 1=1 sekmesini ziyaret edin...

KIYAMET BÖYLE BİRŞEY OLMALI...

Birkaç gündür evde değildim o nedenle yazılar otomatik yayınlandı...

Dünkü felaket hesapta yoktu anlıyacağınız, sanki film sahneleri izler gibiydim.Jeolog gözüyle olaya bakmaktan öte bir süre sonra dayanamayıp bıraktım izlemeyi...

Japonlar hem tecrübeli hem de tedbirli insanlar gelgelelim coğrafya bakımından şansızlar ve doğanın gücü karşısında birşey yapamadılar.Yaşananlar çok acı...

Üzüntülerini derinden paylaşıyorum.

tsunami
Japonya-Tsunami Deprem
Japonya ; deprem sonrası yaşanan Tsunami

12 Mart 2011 Cumartesi

GÜNÜN SÖZÜ...

"Olmuyorsa zorlama, ya hayallerin kırılır ya kalbin. Unutmuş gibi yap Çünkü güzel şeyler; onları hiç beklemediğinde gerçekleşir. " Marquez

cicek kurabiye

Herkese güzel bir haftasonu diliyorum...

10 Mart 2011 Perşembe

EFSANENİN ARABASI NEDEN “LANETLİ” İLAN EDİLDİ ?

james dean


24 yaşında ölüp te bu kadar efsaneleşen kaç insan vardır hayatta? Çevirilen topu topu üç filmle bu kadar üne sahip olmak yoksa bir şans mıdır o da bilinmez…

James Dean 1955 yılının 30 Eylül’ü o meşhur Porsche arabasıyla son sürat giderken kaza yaparak veda eder hayata...

İşte o günden sonra başlar tuhaf olaylar zinciri, arabanın kötü şöhreti dilden dile konuşulmaya başlar…

İlk olay araba kaza yerinden vinçle çıkarılırken gerçekleşir.Motor bloğu parçalanarak işçilerden birinin üzerine düşer.Adamın kolları,bacakları kırılır uzun süre yürüyemez…

James Dean fanatiği bir avukat bu motoru satın alıp başka bir yarış arabasına monte eder.İlerleyen zaman içinde avukat yarış arabasıyla bariyerlere çarparak can verir…

Porsche’u “James Dean’in Arabası” olarak sergilemek isteyen koleksiyoncular arabayı Oregon eyaletine götürürler.Sergi sırasında aniden frenleri boşalan araç mağazanın camından dışarı fırlar büyük maddi hasar meydana gelir…

Oradan alınan araç Sacremento’da bir müzeye götürülür.Arabanın altına konulan kaide kırıldığı gün müzeyi ziyaretçiler gezmektedir.Kaidenin altında kalan genç kız uzun süre tekerlekli sandalye ile gezmek zorunda kalır.

Yine başka bir hayranı da James Dean’in o meşhur Porsche’nun kasasını tamir ettirmek için satın alır.Kasanın düzeltildiği tamirhanede bilinmeyen bir sebeple yangın çıkar ve onlarca pahalı arabayla birlikte Lanetli Porsche’un kasası da yanar…

Yaşanan bu garip olaylar sonrası bir garaja kilitlenen Porsche, çelik halatlarla bağlı öylece kaderine terk edilmişken 7 parçaya bölünmüş bir halde bulunur nedensiz ve sebepsiz herkesi hayretler içinde bırakır…

TELEFONLUK ...

telefonluk

9 Mart 2011 Çarşamba

İŞTE BUDUR...

Öyle keyifliyim ki; işe geç kalmış olmam, yolda kayıp düşmem dün gece resmen mahsur kalıp eve gidememiş olmam bile umrumda değil...

Her taraf beyaza büründü, dışarıda durmaksızın kar yağıyor meğer ne çok özlemişim kışı kış gibi yaşamayı...

Şimdilik şikayetçi değilim hatta daha da yağabilir desem bencillik mi yapmış olurum? :))

kar

8 Mart 2011 Salı

BLOGLARIN OKSİJENİNİ KESMEYİN !!!

Bugünlerde “blog” kelimesinin geçtiği her yazıyı, kıyıda köşede kalmış olsa bile kaçırmadan takip ediyorum.

Tuna Kiremitçi şöyle bir not düşmüş blogspot’a gelen yasakla ilgili…

“Bloglar düşünen kafaların oksijenidir.Milletin oksijenini kesmeyin!!!”




NE KADAR AYIP...

Onca blogger'dan bu kadar mı imza çıktı ? Çok yazık...


07.03.2011 - 15:31 itibariyle güncel imza sayısı 1617′dir.



http://www.blogumadokunma.com/

KATİL KORDİSEPS MANTARI...

Kordiseps Mantarı yağmur ormanlarında yaşayan tehlikeli bir asalak canlı türü, öyle ki ismi “Katil” diye anılmakta.

Katil Kopridseps Mantar sporları kendisine yaklaşan ya da dokunan hayvanların önce beynine nüfuz ediyor sonra beynin kontrolünü ele geçiriyor.Devamın da olanları anlatmıyım daha da korkunç…

Dailymotion bile korktu görüntüyü yüklememe izin vermedi. J


Katil Kordiseps Mantarı

GÜNÜN SÖZÜ...

eşek

Eşekten şeker esirgenmez, lakin eşek tabiatı gereği otu tercih eder.

O AN...

mekke

İlk etapta ne olabileceği konusunda düşünüyor insan.Hac mevsimi Mekke'de çekilmiş bir fotoğraf...

foto.

6 Mart 2011 Pazar

BEBEK NASIL YAPILIR ?

Kafalarda kötü düşünceler oluşmadan anlatayım, Pixar'ın muhteşem animasyonlarından biri daha...

Bugün epey güldürdü beni.Yasakların üzerimizde yarattığı depresif durumu anlıkta olsa unutalım diye ekliyorum...

YAZMAK YASAK KARDEŞİM !!!

bloguma dokunma

Bloglarda devam eden mevcut sıkıntı mutsuzluğuma tavan yaptırmış durumda...

Yazılmayı bekleyen onca bilgi, olay, anı vs.. boynu bükük beklemekte...

Wordpress'e şimdilik geçmeyi düşünmüyorum,umut edip beklemeyi tercih ediyorum.

:((

Bu arada bir gözlemimi de paylaşmak isterim blogcu sayısı 2008 yılına göre artmış olabilir ama o zaman gösterilen tepkinin 4'de 1'i yok desem inanırmısınız ??

5 Mart 2011 Cumartesi

BİRBİRİMİZE DESTEK OLALIM...

Arkadaşlar gelecekte olacakları uzun uzun yazmaya gerek yok,zaten bloglama yapan herkeste aynı sıkıntılar mevcut, hepimizin ruh hali belli geçiçi çözümler yaraya pansuman yapmaktan başka birşey sağlamayacak daha kalıcı çözümler için açılan imza kampanyasına destek olmamız heryerde duyurmamız gerekiyor lütfen bu konuyla ilgili yazılar yazalım paylaşalım duyarsız kalmayalım...

05.03.2011 - 14:20itibariyle güncel imza sayısı 1166′dır.

1 Mart 2011 Salı

BLOGGER "BLOGGER" OLALI BÖYLE EZİYET GÖRMEDİ...


Bloglamaya yeni başlayan arkadaşlar haliyle bilmez, 2008 yılında da aynı sorunla bloglara erişim yasağı gelmişti.Şu an blogların bir kısmına giriş yapılamıyormuş yani yarın sabah kalktığımızda bizde bloglarımızı yerinde bulamayabiliriz. (bknz)

Bu safhada haberleşme çok önemli olabiliyor, geçen seferki tecrübem mesela kimsenin mail adresine ulaşamamıştım.Şayet not almak isterseniz mail adresim icimdengeldigigibi@hotmail.com

Bir de konuyla ilgili facebook sayfası açmış arkadaşlar, her ihtimale ona da bakalım.

Ne diyeyim yasaklar ülkesinde rezilliklere ve engellemelere devam...
~~~~~~

(not: Blogları başka bir yere taşıma işini düşünmek için şimdilik erken derim, üstelik zahmetli bir iş.Daha önceki kapanmada bazı blogcu arkadaşlar yazılarını taşıdılar, blogger açılınca karar değiştirip tekrar geri döndüler bilginiz olsun.)