14 Ocak 2011

BİR GARİP TTNET KULLANICISIYIM BEN... :((

ttnet
Hani aramızdaki problem düzelecekti???

Gözlerim yollarda saatlerdir seni bekliyorum.Madem bu kadar uzun bakıma girecektin bir haber verseydin...

Hiçbirşeyden haberimiz yok, bak geceyarısı benzine şok zam yapılmış mesela...

Güne böyle dargın başlamak olmuyor ama...

CANIMIN TAAA İÇİSİN SEN...

İlk defa dinlediğiniz ve sözlerini hatırlamadığınız bir şarkıyı bulmak pekte kolay olmuyor.

Önce birkaç gün nette arama sonra TSM repertuarı geniş anneye başvurma... :))

Tual'in yorumunu çok beğendim ama Melihat Gülses'ten de dinlemek insana ayrı bir keyif veriyor...


12 Ocak 2011

MEMLEKETİMİZ SİNEMAYLA NE ZAMAN TANIŞTI ?

Osmanlının son dönemine rastlar memleketimizin sinemayla tanışması.

Önce II. Abdülhamid’e bir gösteri sunulur Yıldız Sarayında.

Fransız hokkabaz padişahın beğenisini kazanınca sık sık gidip gelmeye başlar saraya, yanında yeni görüntülerle…

“Hareketli Görüntüler Alemi” diye adlandırır padişah ve 1896 yılında önce saraya hizmet veren gösterilerin, halka da açılması konusunda talimat verir…

İlk sunum Beyoğlu’nda yapılır.
O dönemde ki ismiyle "Pera" şimdiki adıyla Beyoğlu’nun zengin sakinleri doldurur salonları…

Zaman içinde halkın sinemaya olan yoğun ilgisi padişahı endişelendirir, farklı dünyaları gören gözleri istemez…

Desteğini çeker ve 1908 yılına kadar İstanbul’a elektriğin girmesine izin vermez.

2. Meşrutiyetin ilanına kadar sinema sokaklarda, panayırlarda gezen stroskoplar yardımıyla izletilir.

Zamanla elektrik gelir caddeler,sokaklar aydınlanır.
Yabancı uyruklu vatandaşların girişimleriyle sinema salonları bir bir açılmaya başlar.
İstanbul’dan sonra “Hareketli Görüntüler Alemi” Anadolu’ya açılır sonrası malum…

sinema

SİTE ÖNERİLERİ…

Benimde zaman zaman kullandığım iki site önerisi…


Birincisi fotoğraflarınıza eğlenceli stickerlar yapıştırma, konuşma balonları ve teks’ler ekleme ya da değişik effect’ler uygulama olanağı veriyor.


PiZap ile her şey hayal gücünüze kalıyor,üzerinde birkaç kere deneme yaparsanız daha iyi sonuçlar elde ediyorsunuz.Kayıt ederken (5.resim)sırasıyla Save--public --Save seçeneğini işaretliyoruz.Gelen fotoğrafı da sağ tuşla kayıt edebilir ya da download yapabilirsiniz…




Bir diğeri site ölçüm aracı...

Web adresinizin internet üzerinde popülerlik derecesini detayları ile görme imkanı sunuyor. Google Pagerank, Alexa dünya, Alexa ülke sıralaması ve size backlink veren site sayısını aynı anda görebiliyorsunuz...

11 Ocak 2011

VEZÜV…

Bütün notlar sular seller gibi hatim edilmiş, herkes kendinden emin ancak başa geleceklerden habersiz anfiye geçmiş soruları beklemekte…

Hocamız neşe içinde sınıftaki yerini aldı.Aslında kimse huyunu suyunu bilmiyor, çünkü okulda yeni…

Fotokopi dağıtmasını beklerken “yazın bakalım ilk soru” dedi daha 1.soruyu yazamadan 2. ve son soruyu okudu…

Herkes afallamış “bu kadar mı?” deyip etrafına bakındı.Evet başka soru yoktu.Daha ne sorular planlamışken kafamızda, bu yapılır mıydı?

1.soru hakkında hiçbir fikri olmayan sınıf otomatikman diğer yorum sorusuna yüklendi…

Pompei şehrinde neler olmuştu? Vezüv yanardağı faliyete geçmeden önce insanlar neden ölmüştü?”

Kimisi üç sayfa ile tarihi yeniden yazdı,kimisi bir paragraf ile cevapladı,kimisi de etrafına bakındı durdu…

Sınav sonuçları için üç hafta beklendi, son sınıf herkes bir an önce mezun olma telaşında…

Koridorlarda karşımıza çıkan hocaya merakla “kağıtları okudunuz mu? “diye sorduk,odasına gittik sorduk,bahçede karşılaştık sorduk.Sonuçta tek soruya verilen cevapla çoğumuz geçtik,ama ne yorumlarla…

~~~~~~

Sizinde görülmeyen bir yerle ilgili anınız var mı ? bilmiyorum.Benimki böyle işte,üstelik bir yanardağ ile.:):):)

Vesuvius

Vezüv Google Earth görüntüsü...(Aslında değişen bir şey yok,bölgedeki insanlar nerdeyse volkan kraterine kadar inşaat yapmış.Yanardağ tekrar faliyete geçerse büyük bir felaket kaçınılmaz olucak.)

GÜNÜN SÖZÜ...


"Bir millet savaş alanlarında ne kadar zafer elde ederse etsin, o zaferin sürekli sonuçlar vermesi ancak kültür ordusu ile mümkündür.

Asıl uğraşmaya mecbur olduğumuz şey, yüksek kültürde ve fazilette dünya birinciliğini tutmaktır.

"Kültür zeminle orantılıdır. O zemin milletin seviyesidir..."

Mustafa Kemal Atatürk

08 Ocak 2011

ATLAR NASIL UYUR?

Fuardaki standa yaklaşıp “Batiskaf yaşıyor mu?” diye sordum adam önce şaşırdı ve gülerek “yaşıyor, yaşıyor…” dedi.

batiskaf

Güzelliğini hala unutamıyorum.Doğu gezimizde uğramak istedim “ Sultan Suyu Harasına “ o kadar duydum ismini ancak görmek kısmet olmadı.İzinle girilebiliyor, gerçi görmek isteyeni de geri çevirmiyorlar.

Taaaa Osmanlı zamanında kurulmuş.Burada verimli topraklarda hepsi özel yetiştiriliyor atların, bebek gibi özenle bakıyorlar…

Dedeleri padihşahları taşımış,hepsi asil hepsinin ayrı özellikleri var…

Malatya-Akçadağ’daki bu devlet işletmesini gezerken tek bacağını hafif bükerek havaya kaldırmış bir şekilde gördüm Batiskaf’ı...

Ne yaptığını sordum.Bakıcısı;

“Şu an uyuyor.” dedi ve atların günlerce hatta haftalarca yere yatmadan ayakta durabildiğini ve bu esnada uyuduklarını, ayakta durarak hem daha az enerji harcadıklarını hem de daha rahat ettiklerini, atların ya doğum yaptıklarında ya da hasta olduklarında yere uzandıklarını anlattı…

at

Ankara-Gölbaşı Nisan 2010


Batiskaf foto kynk. Gültekin Tetik

90 DERECE İLE HERŞEY DEĞİŞİR...

90


07 Ocak 2011

BLOGLARIMIZI YEDEKLEMEYİ UNUTMAYALIM...

Herkese küçük bir hatırlatma olsun bu...

Aklıma geldikçe yaparım ama uzun süredir bloğu yedeklemediğimi farkettim.Malum yılın ilk günleri emekler boşa gitmesin değil mi? Şöyle bir eskiyi yedekleyelim...

(çok yazıldı,çizildi yine de bilmeyenler ve bloglamaya yeni başlayanlar için bende ekliyorum.)

blogger yedekleme için;

1. Adım

2. Adım

3. Adım
*Kaydetme işlemini yerel diske yapmayın!! Bilgisayarın çökme ihtimaline karşı D sürücünü tercih etmeyi unutmayın...


~~~~~~~~~~~~~~~~

*15.02.2014  / yazıyı güncelleme adına bu notu düşüyorum arkadaşlar.

Zaman içinde blogger tema değişiklikleri nedeniyle yukarıda ki yazı kullanılabilirliğini kaybetmiş görünüyor ancak mantık olarak gidiş yolumuz ve yapacağımız işlemler aynıdır.

Yeni blogger görünümüne göre yedek almak için aşağıdaki adımları takip ediniz.

 Ayarlar > Diğer sekmesi > Blog araçları > Blogu dışa aktar > Blogu İndir butonuna tıklamanız yeterli.

BİRİ ONU DURDURSUN LÜTFEN... :))

Bir "tık" sayesinde paylaştığımız bu kısa ve eşsiz görüntüler için insanlar saatlerini hatta günlerini harcıyor...

"Vayyy bee adamlar nasıl yakalamış görüntüyü" demekten öteye geçemiyoruz malesef...

Emekçileri kimlerdi bilinmez,bu hafta içinde en hatırda kalan görüntüydü benim için... :))

GÜNÜN SÖZÜ...

knuttz

Bu tiryakiliğimin sonu hayır olur inşallah.Kavanozdaki kahveyi koklayıp öyle geldim masanın başına.Elimde sıcacık yudumluyor ve uzun süre ihmal ettiğim bu bölüme bir söz daha ekliyorum... :))



"Yerini vaktinde terketmeyi bilmek,gerçek olgunluktur. "Victor Hugo

foto.knuttz

06 Ocak 2011

SORARLARSA “EVDE YOK !” DE…

evde yok


Eski İngiliz başbakanlarından Winston Churchill bir dönem bunalmış eve gelen giden kişinin haddi hesabı yok,rahatsız edilmek istemiyor ve dinlenmeye çekiliyor..

Bu arada evdeki hizmetliyi de yanına çağırıp ;

“Beni görmeye gelen olursa evde olmadığımı söyle” diyor ve daha inandırıcı olması için ekliyor.

“Haaaa bunu söylerken ağzında mutlaka benim purolarımdan biri olsun”… :) :) :)

PRİZ SORUNU...

priz

Bizim evdeki prizleri kapatalı çok oldu...

Minik prensesim yürümeye ve karıştırmaya bir başladı prizlere tek tek özel kapak alındı.

Böylece korkulu priz sorunu çözülmüş oldu.Şimdi bu tasarımı görünce birden o aklıma geldi.

05 Ocak 2011

KAYITLARA GEÇMİŞ EN BÜYÜK KAR TANESİ…

Bugüne kadar kaydedilmiş en büyük kar tanesi, Amerika’nın Montana eyaletine düşen 38 cm'lik kar tanesidir…

Guinness Rekorlar Kitabı da ,1887 yılında Fort Keogh bölgesinde yapılan bu ölçümü kayıtlarına
geçmiştir…


kar tanesi

Kar kristallerinin mikroskop görünümleri...

snow

İNEKLERİ TEMİZLEMEK ARTIK ÇOK KOLAY...

İnekler için eğlence saati başlıyor. :)) Tecrübe sahibi olanlar gayet rahat, hatta duruma alışmış görünüyorlar...

Teknolojik imkanları kullanarak, hemde el değmeden kısa sürede tertemiz oluyorlar.Nasıl mı?


HER İŞİMİZ ALLAH’A EMANET…

Hem mutlu hemde şaşırmış bir vaziyette çıktım göz hastanesinden .Evdeki inşaat sonrası alerjik bir durum var diye gittim, gözler kan çanağı olmuş hiç hesapta yokken…

“Mühim değil düzenli damlaları kullanın “dedi doktor.Bu arada numaralar düşmüş nasıl olduysa?? Sevindim işte...

6 ay önce çerçeve aldığım optikçiye gittim yeni camları sipariş verdim.Akşam alabileceğimi söylediler.Pırıl pırıl takılmış camları elime almıştım ki “ yalnız 6 ay içinde numarası bu kadar düşmez “ dediler bilgisayardaki kayıtlara bakarak “yinede bir deneyin bakalım.”

O da ne?? her şey buğulu netlik sıfır…

Hadiiii yeni bir hastane ,yeni bir doktor masrafları kim düşünür göz bu…

Sonuçta yazılan numaralar hikaye çıktı.Tam bir rezillik anlıyacağınız Artık kime,neye inanacağımızı şaşırır hale getirdiler bizi…

Sonra ne mi oldu? Bütün bu olanları tehid etmek için üçüncü bir doktora daha gittim...

04 Ocak 2011

HAVYAR NASIL ELDE EDİLİR ?

Kilo fiyatı milyarlar ile telaffuz edilen havyarın yapımı “The Bucket List” filminde şöyle anlatır…

“Dişi mersin balığı yakalandığında balıkçılar balığın huzur içinde ölmesi için ellerinde geleni yapar.Çünkü balık tehdit hissettiğinde yumurtaları bozan ekşi bir kimyasal salgılar.”

Yumurtasından havyar elde edilen bu balığın etide lezzetlidir, ayrıca sidik torbasından tutkal yapılır...


havyar

BARIŞ MANÇO ve GRUP KAYGISIZLAR (1967)

kaygisizlar


Barış Manço, Les Mistigris grubuyla yollarını ayırdıktan kısa bir süre sonra “Kaygısızlar Grubu” ile anlaşır ve çalışmalarına onlarla devam eder.

O dönem grup üyeleri Fuat Güner, Mazhar Alanson ve Mithat Danışan’dır.Gruba dönem dönem genç müzisyen Fikret Kızılok’ta eşlik eder.Özkan Uğur ise daha ilerleyen zamanda gruba dahil olur.

“Seher Vakti “1967 yılında grubun çıkardığı ilk plakta yer alır. Bu çalışma çok hoş olmasına rağmen Manço’nun fazla bilinmeyen şarkıları arasındadır…


03 Ocak 2011

SADECE SEYRETMEK İÇİN... :))

patates puresi

Görüntüler yılbaşı gecesinden...

Sevilaycım o kadar güzel hazırlamıştı ki ben seyretmeyi tercih ettim.Patates püresinin içinde süt yok,onun yerine kaşar peyniri koymuş.Gözleri çörekotundan, burnu havuçtan... :)))

kart

SiLVESTRE...

silvestre


Geride bıraktığımız yıla ait birkaç görüntü var kafamda.Son ay yaşanmış olaylar daha net elbette.Sıcak suyla bebeği haşlayan bakıcı kadın, pençeleri kesilen şahin vs…

11 aylık Silvestre’ın görüntüsü de onlardan biri ,zaman zaman gözümün önüne geliyor.O bakış, elinde biberonu pek çok şeyi düşündürüyor insana…

Sokağa terkedilmiş,kötü muamale görmüş insan yavrularını temsilen...

Annesi tarafından terk edildikten sonra İspanya’dan İngiltere’ye bir başka hayvanat bahçesine nakledilmiş,çevresinde bakıcıları el bebek gül bebek ilgileniyorlar…

“Amannn hayvan işte “demeden önce düşünmeli.İnsanı insan olduğuna utandıranlara karşı, “iyi bari o kurtulmuş “deyip sevinmeli…

Bu dünya böyle garip işte kimisi ister olmaz,kimisi olur bakmaz...

santillana zoo

30 Aralık 2010

YENİ YILDA...

Yeni bir yılın başlangıcında herkese önce sağlık sonra mutluluk,başarı ,huzur ve ülkemiz için güzel yarınlar diliyorum...

2011

DÜNYANIN EN KÜÇÜK ARABASI PEEL 50...

Peel P50 ilk olarak 1962-1965 yılları arasında Manx Peel Engineering Company tarafından 50 adet üretilmiş…

* 3 Tekerlekli
* Sol tarafında tek kapı
* 3 manuel vites
* Tek silecek
* Tek far (ilk modellerde)
* 134 cm boy
* 99 cm genişlik
* 59 kg ağırlık
* Max hız 60 km
* Standart renkler mavi,beyaz,kırmızı ve siyah

Dünyanın en küçük aracı olarak anılan Peel 50 ‘nin en güzel yanı park yeri sıkıntısı çekmeden istediğiniz yere parkediyorsunuz…

peel 50
Şu an kalan 20 tanesi ,artık antika sayıldığı için 35,000 ile 50,000 pound arasında alıcı buluyormuş, ancak geçmişte seri üretime geçilmediği ve araç sayısının sınırlı olmasından dolayı trafiğe çıkış izni alınmamış…
PEEL p50

peLL 50

BİZİM EVDE BUGÜNLERDE...

Yıllarca seçerek biriktirdiğim film arşivimdeki bütün çizgi filmler artık kızımın oldu…

Geçen hafta gitti,dolabı açtı ve birini seçti…

Tam bir haftadır (artık sayısını hatırlamıyorum) evde bu filmin müziği çalmakta…:) :) :)


28 Aralık 2010

TEŞEKKÜRLER...

Aralık ayı bloğa uğurlu geliyor,bir nevi doping etkisi yaratıyor...

Geçen seneyi de böyle hoş bir sürprizle kapatmıştık.Her ay beşyüzbinin üzerinde ziyaretçi alan Hürriyet "Yazarkafe" sinde günün sitesi seçilmek beni mutlu etti...

yazarkafe

Geçtiğimiz yıllarda bloglamayı teşvik ve destek amacıyla ilk defa Hürriyet tarafından başlatılan Yazarkafe projesi kısa süre içinde büyüdü ve gelişti hatta diğer yayıncılara da örnek oldu.Bu işte emeği geçen ve değer verip takip eden herkese teşekkür etmek istiyorum...

*(Unutmadan bu güzel haberi benimle paylaşan Sevgili Zeugmacım sana ayrıca teşekkürler.:)))

27 Aralık 2010

BAŞTAN SAVMA…

Tüm dünyada olduğu gibi, bizde maliyetler düşsün diye Çin’e mal ürettiriyoruz.Kalitesi tartışılır.(bana göre sıfır)

Olabilir, buraya kadar her şey tamam diyelim ancak el oğlu nerden bilecek? Sen işinin takipçisi olucaksın ...

Oyuncak firması Türk merkezi de İstanbul'da…

Hani desem kelime hatası olmuş “e” yerine “a” basılmış, “yeni doğan bebek” yerine “yani doğan bebek” yazılmış ama o da ne???

Baştaki “GB” (Great Britain) işin ne kadar baştan savma yapıldığının bir göstergesi …

TR (Türkçe) yazmak çok mu zor geldi?
tr

26 Aralık 2010

SADAKA TAŞI…

Türk kültürünü her yönüyle araştırmış ve bunları arşivleyerek gelecek nesillere miras bırakmış Ord.Prof.Dr.Süheyl Ünver
Sayısız dergi , ansiklopedi ve gazetelerde yazıları yayınlanmış pek çok ödül almış kendisi…

Mesela bugünkü araştırmada bana lazım olan sadaka taşları ile ilgili şöyle bilgiler vermiş…

Sadaka Taşı Osmanlı döneminde düşünülmüş, kullanımı oldukça yaygın hatta en önemli icatlardan birisiymiş…

Çoğu mermerden yapılma silindir ya da kare şeklinde, iç kısmı oyuk ve bir yere sabit olan bu taşların içine durumu iyi olanlar muhtaçlara yardımda bulunmak isteyenler para bırakır, gecenin ilerleyen saatlerinde taşın yanına gelen fakirler bu paranın tamamını değil lazım olan kısmını kendisine alır, geri kalanını da bir başka yardıma muhtaç kişiye ya da kişilere bırakırmış…

sadaka tasi
İhtiyaç sahiplerinin rencide edilmemesi, alan elin veren eli görmemesi “DİNİMİZİN GEREĞİ” olduğundan özellikle gözden ırak yerlere bu taşlar konulurmuş. Cami avlusu, türbe köşeleri ya da mezarlıklara bırakılan bu taşlara bozuk madeni paranın yanı sıra yiyecek ya da giyecek bırakıldığı da görülürmüş.

Günümüzde göstere göstere yapılan yardımları izlerken daha iyi mukayese ediyor ve bu ince düşüncenin sahibi Osmanlının “neden bu kadar büyük bir devlet olduğunu” insan daha iyi anlıyor…

25 Aralık 2010

NE DEMİŞ ?

Hz.Pir Sabani Veli

ŞEYH ŞABAN-I VELİ VAKIFLAR MÜZESİ / Kastamonu' da çektiğim bir görüntü...

DÜNYA STARLARININ BİLİNMEYEN FOTOĞRAFLARI…

6 sayfa, 57 adet fotoğraf ilginç ve komik karelerle...

İçlerinden beğendiklerimi kolajladım diğerleri için adres burada

stars

hollywood

23 Aralık 2010

HIRSIZLAR YENİ TEKNİKLERLE SOYMAYA DEVAM EDİYOR…

Yenimahalle İlçe Emniyet Müdürlüğü harıl harıl çalışıyor.Binaların ve işyerlerinin güvenliğini sağlamak için bir yandan kontrollerini yapıp diğer yandan halkı bilinçlendirmek adına seminerler veriyor.

Konuyla ilgili eğitimlerden geçmiş memurlar vatandaşları ziyaret edip sorunlarını dinliyor ve önerilerde bulunuyor.

Önce karşımızda sebepsiz polisleri görmek bizi şaşırttı. :)) Konunun mahiyetini öğrenince onları misafir ettik,dinledik, getirdikleri metaryelleri incedik.Anlatılanlar bildiğimiz ancak uygulamadığımız şeyler.Apartman giriş kapılarının kilitli tutulması, diafondan tanımadığımız kişilere kapı açılmaması,özellikle yatak odalarına değerli şeylerin konmaması,evdeki elektroniklerin seri numaralarının alınması, kapı merceğinden baksak bile tanımadığımız kişilere emniyet kilidi ile kapının aralanması,kısa süreli bile olsa evden çıkışta sokak kapısının kilitlenmesi, balkon,banyo,tuvalet pencerelerinin güvenliğinin alınması, en önemlisi komşuluk ilişkilerine gereken önemin verilmesi ve kapı ziline ad soyadı yazılmaması bunun yerine sadece soyadı ya da baş harflerinin yazılması…

Hayli düşündürücü hususlar var.Polis memurlarının anlatımıyla bir apartmanı ziyarete gidiyorlar.Gelişigüzel bir zile basıyorlar.Diafondan “kim o?” sesi geliyor.”Hırsız” diye cevap veriyorlar ve kapı açılıyor… :) :)Diafondan gelen sesi bile dinlemiyoruz o kadar durum vahim yani..

Zile ad soyadı yazılması konusunda da şöyle bir olay yaşamışlar.Atıyorum adamın adı ”Mehmet Karanfil”, hırsız evde olmadığını düşündüğü Mehmet Karanfil’in karşı komşusuna gidiyor “Mehmet Beyler evde yok mu?ben falan yerden arkadaşıyım diyor” buna inanan komşu “yok Mehmet beyler birkaç günlüğüne tatile gitti” diyor.Hırsız rahatça evi talan ediyor…
Örnekler pek çok anlata anlata bitmez.Kısacsı daha dikkatli ve tedbirli olmamız gerekiyor.

Unutmadan Toplum Destekli Polislik Büro Amirliğinden Nilüfer Özdemir’e ve ekip arkadaşı Mehmet Köysüren'e katkılarından dolayı tekrar teşekkür etmek istiyorum.


celik kapi kilit
ATM hırsız
kilit
hırsız duzenek

22 Aralık 2010

KOZALAKTAN SEPET VE VAZO…

İzmir’deki evimiz çam ormanının eteklerinde.Kış aylarında gidersek mutlaka orman yürüyüşüne çıkarız,elimizde poşetlerle…

Dönüşte ormandan toplanan çam kozalakları yanar kuzinede çıtır çıtır seslerini dinlemek hoşuma gider...

Kastamonu El Sanatları Sergisinde çektim bu görüntüyü.Çam kozalağından sepet ve vazo, sprey boyalarla süsleme dışında daha neler neler yapılabilir demek ki?


kozalak
kozalak vazo

21 Aralık 2010

FOTOĞRAFLARA AYNA VEYA SU EFEKTİ UYGULAMAK İSTİYORUM DERSENİZ...

Photoshop bilmiyorum ama öğrenmeyi çok isterim.Şimdilik picasa ve benzeri programlarla resimleri düzenliyorum.


Nette konuyla ilgili pek çok program bulmak mümkün aslında, geçenlerde araştırma yaparken karşıma çıktı.Bazıları istediğim sonuçları vermedi.Mirror effect isimli site ayna efektinde alternatifler sunuyor.Sağa, sola, aşağı seçenekleri var mesela.

mirror effect

Su efekti de gene aynı siteye ait başka bir bölüm.Sonuçlar bence güzel…


BAYANLARIN İNTİKAMI ACI OLUR... :))

Keşke dokunmadan önce bir kere düşünseydi.:))

20 Aralık 2010

BU AHŞAP SU FIÇISININ TÜRKİYE’DE BAŞKA ÖRNEĞİ YOK…

Ankara’nın Nallıhan ilçesinde yapılan bu su fıçısı,kendine özgü yapım tekniği ve farklı görünümüyle Türkiye’de tek …

Emekli öğretmen Mehmet Altekin, fıçıyı çam ağacından yaptığını, ana gövdeyi oluşturan parçaları çivi ve yapıştırıcı kullanılmadan birleştirdiğini ve hiçbir şekilde su sızdırmadığını anlattı.

Garantili ve ömürlük ahşap fıçının fiyatı 100 TL.



nallihan

Sipariş ve İletişim için burayı tıklayabilirsiniz.

19 Aralık 2010

LÜTFEN BU HUYUMUZDAN VAZGEÇELİM…

Trafikte siren çalarak geçiş isteyen ambulanslara yol vermek hepimizin görevi…

İyi güzelde yol açılıyor diye ambulansın peşine takılmaya çalışanlara ne demeli??

“tamam her konuda ekol bir milletiz ama böyle üzücü durumlardan nasiplenmek isteyenler “lütfen bu huyumuzdan vazgeçelim”…



foto.

AMELİYATHANE ÖRTÜLERİ VE ÖNLÜKLERİ NEDEN YEŞİL RENKLİDİR?

Kontrolleri için babamı yolladık Kırıkkale’ye.(Hastane işi için Ankara’dan Kırıkkale’ye gidilir mi? diye sormayın o uzun hikaye)

Neyse hesapta yokken birkaç gün yatması gerektiğini söylemiş doktorlar.Bu arada hastane içinde sağlık meslek lisesi öğrencileri stajda.Yatan hastalarla konuşup defterlerine notlar alıyorlar.


"-Kaçıncı ameliyatınız?

-Kaç yaşındasınız?

-Sosyal güvenceniz?

-Sağlık hizmetlerini yeterli buluyormusunuz? vs…”

Onlarla en çok babam ilgilenmiş, haliyle yapıcak bir şey yok canı sıkılıyor sorulara cevap veriyor derken “ben de size bir soru sorayım o zaman” diyor.
“hep merak etmişimdir ameliyathane önlükleri veya örtüleri neden yeşil renklidir? ”

????

“biz bunu bir araştıralım amca daha önce hiç düşünmemiştik” diye cevap veriyorlar…

“Eeee ne neymiş sebebi?” dedim bende, bulamadıklarını söylemiş çocuklar ya da bakmadılar bile artık bilmiyorum.


ameliyathane

Ameliyathane önlüklerinin yeşil ( bazende mavi) seçilmesinin nedeni optik ilüzyon etkisi ile açıklanmakta.Optik ilüzyon genellikle görsel algılamamızdaki yanılmalardan oluşur.

Yapılan testler sonucu uzun süre kırmızı renge bakıp sonrasında başka bir renge baktığımızda görülen rengin yeşil olduğu, bu etki ile kişide baş dönmesi,mide bulantısı veya nesneleri algılayamama gibi belirtiler görüldüğü anlaşılmış.

Bazı ameliyatların saatler sürdüğü düşünülünce sürekli kırmızı kan rengine bakan operatörün başını kaldırdığında (kısa süreli dinlenme ya da neşter alıp verme gibi anlarda ) yukarıda anlatılan belirtilerden daha az etkilenmesi ve ameliyat gidişatının bozulmadan daha uzun süre çalışma imkanı sağlaması açısından örtü ve önlüklerde yeşil rengin kullanılması uygun görülmüş.