Boyları ortalama 100-120 m, ömürleri 1000-4000 yıl arası değişir…
Güneş gören yerlerde sert ve nemli topraklarda yetişen ağaçların çiçek açmaları 200 yılı bulur…
Sekoyanın en güzel örnekleri California Milli Parkında gezilip görülmektedir…

İstemediğim halde, bana zorla yeni versiyonunu yükletmeye çalışan MSN' e bende ısrarla teşekkür etmeye devam ediyorum.. :)) :))
Ne demiş Mevlana;
"Yüzde Israr Etme Doksanda Olur, İnsan Dediğinde Noksanda Olur, Sakın Büyüklenme Elde Neler Var, Bir Ben Varım Deme Yoksanda Olur..."
foto.knuttz
~~~~
Doğu Afrika ülkesi Tanzanya'da Hollywood aksiyon filmlerine taş çıkarırcasına bir kovalamaca yaşanıyor...
Huysuz Fil olarak adlandırılan memeliye o bölgede "Sengi" deniliyor...bknz.Sengi

Bazen mütevazi bir balıkçı, bazen marangoz, bazen demirci…
Cüneyt Arkın vefatından kısa bir süre önce ziyaret etmiş Kadir Savun’u ve o günü şöyle anlatmış…
" Kadir Savun kocaman bir şefkat ve dostluktu. Herkesin derdine koşturur, üzgün, kederli arkadaşlarını güldürebilmek için hep soytarıyı oynardı. Hastalandı. Ölüm döşeğindeydi. Ziyaretine gittim. Hayata küskün iri suratını dünyaya çevirmiş, hüzünlü yüzü duvarda, koca, kara gözleri çaresiz öylece yatıyordu.O neşe, iyimserlik dolu adamı ne yapsam konuşturamadım, birazcık olsun gülümsetemedim.Bir ara inler gibi dedi ki: "Ah ! Şimdi bir film setinde olsaydım" .Öksüz bir çocuk gibi iç çekti. Yüreğim yandı.
Kadir Savun 'a bir ihtimal bir filmde çalısma imkânı verilseydi; yaşardı…
bknz. Kadir Savun
Hoş herkeste durum aynı olmayabilir, bana sorsalardı Mesude Erşan’ın yazısını okumadan önce bu kilo verme “tamamen fiziki kaygılardan”derdim.
“Yemeden- içmeden kesildi yazık” demeden olayın bilimsel açıklamasına bakmak gerek.Durum o kadar da vahim değilmiş…
Şöyle ki ;Dahiliye Uzmanı Dr. İsmail Yağız aşıkların beyin MR görüntüleri üzerinde yapılan incelemelerde “Dopamin” isimli hormonun daha fazla salgılandığını , bunun beyin sağ lobundaki aktiviteyi hızlandırdığını, enerji artışının yanı sıra uykusuzluk,sürekli karşı tarafa odaklanma , tokluk merkezinin uyarılması ve açlık duygusunda his kaybolması, kalp atım hızının artması, stres hormonu “Noradrenalin” fazla salgılanması ve bununda yağ yakımını sağlayarak kilo kaybının oluşması şeklinde olayı özetlemiş …
Tabii yine farkında olmasakta kan akımındaki artış,hafıza ve becerileri de artırıyormuş.İşte o nedenle olayları ayrıntılarıyla hatırlayabiliyor,olumsuz durumlar için çözümler üretiliyor.Yani bu dönemde beyin tahmin ettiğimizden daha iyi çalışıyormuş.:))

Arkadaşlığımızı bitirmek için geçerli nedenlerim vardı,uzun uzun detaylandırmak istemiyorum şimdi…
Tabiî ki bu kolay olmadı, hayli sıkıntı yarattı derin düşüncelere itti beni ama böylesi daha hayırlı oldu…
Senelerin verdiği alışkanlıklar bir an da bitmiyor.Önce aramamaya başladım, o arayınca da çeşitli mazeretler buldum.
Kaptan, zaman zaman “böyle olmaz” dediyse de dinlemedim"sen onlarla görüşmek istiyorsan görüş ama benim için bitti" dedim…
Evet çok şey paylaşıldı önce aynı şehirde,sonra tayinler nedeniyle başka şehirlerde ama kalpler hep bir, irtibatı koparmadan…
Özellikle istedim “nikah şahitlerimiz onlar olsun” dedim,planda yoktu ama beyaz arabaları gelin arabamız oldu mesela…
Sonra daha da mutlu olduk tekrar aynı şehirde tıpkı eski günlerdeki gibi yemekler yaptık yedik, gezdik yeri geldi dertleştik…
Sonuçta yollar ayrıldı elbette hiç unutmadım onu, onları...
Şimdi olsa aynı kararı alırmıydım? emin değilim...
Yıllar sonra bir gece rüyamda gördüm arkadaşımı hayli sıkıntılı ve düşünceli hani derler yaa “sabaha kadar uğraştım”…
Birkaç gün sonra aklıma gelen rüya ve neler yaptığını öğrenme duygusu ile nette arama yaptım.Bulmak hiçte zor olmadı…
Açık olan face profiline bakarken okuduğum başsağlığı mesajları şaşırttı önce bir öğrencisi falan sandım çünkü tanımadım, kucağımdan inmeyen,annesi işteyken oyun oynayıp mamasını yedirdiğim,”çocuğum olursa böyle güzel olsun” dediğim o küçük adamı tanımadım…
Ölüm 14 yaşındaki bir bedene yakışmıyor , 5-6 ay geçmiş üzerinden resmen şoktayım…
Gözyaşları içinde aradım Kaptan’ı “mümkün mü ? olabilir mi?” yok yaaa yanılmış olabilirsin dedi önce “telefonları var bende ama değişmiş midir kaç sene oldu??”…
Aradık, buğulu bir ses açtı telefonu numara aynı…
Böyle bir şeyi sormakta zor,seneler sonra niye aradık? Ne oldu? Doğruymuş okuduklarım.
Bir rüya nereye getirdi.Nasıl yönlendirdi ? Garip,tuhaf işte…
Bu acı haberi nerden ve nasıl öğrendiğimizin önemi yok aslında ortak arkadaşlar var nasılsa duyulurdu belki seneler sonra…
O an ses yok, kelimeler yok bende…
Önce beyler konuştu sonra aldım telefonu, bir kelime, bir cümle sonra dakikalarca telefonda ağlamayı seçtik…
Her ne olursa olsun,arkadaşımı acılar içinde bulmak üzdü beni…
Allah’tan onun için sadece sabır diledim, elimden başka bir şey gelmedi …

İşin sırrı çözüldü…
Gitarı kadınlara benzeten Özdemir Erdoğan şöyle bir tanımlama yapıyor…Sıkça duyduğumuz ya da kullandığımız “Su küçüğün, söz büyüğün” atasözünün doğru kullanımı “Sus küçüğün, Söz büyüğündür.”
Geleneklerimizde büyüğe gösterilen saygıyı vurgulamak amacıyla kullanılan söz, “Büyükler konuştuğu zaman, küçükler saygı gösterip dinlemelidir" manasındadır…
foto.knuttz
Yıllar yıllar önce Amerika’da insanların henüz petrolün enerji ile ilgili özelliğinin fark etmediği zamanlar, küçük şişelere doldurup üzerini etiketliyerek sağlık toniği olarak sattıklarını duymuş muydunuz?
Ya petrol zengini Bakü’de bir zamanlar köylülerin toprakta bir delik açıp içine yanmakta olan bir kömür atarak ısındıklarını???
Maalesef biz o kadar şanslı değiliz kaynaklarımızı bol keseden kullanamıyoruz, sesimizi de duyuramıyoruz.Bize hep kemer sıkıp tasarruf etmek kalıyor …
Mesela ben, benzin almam gerektiğinde bunu akşamdan yapmayı tercih ediyorum.Çünkü düşük sıcaklıklarda benzinin yoğunluğu artıyor ve daha ucuza geliyor.Benzin pompaları verilen yakıt miktarının yoğunluğunu ölçerek çalışıyor…
Bunun yanında arabayı yüksek hızda sürerken camları kapalı tutmak gerekiyor.Çünkü açık camlardan giren havanın yarattığı direnç aracın yakıt verimliliğini %10 düşürüyor…
Arabadaki düzende önemli çöp niteliğindeki eşyaları boşu boşuna taşımak kilometrede % 2 düşüşe neden oluyor…
Son olarak benzin kapağının sıkıca kapatılmış olmasına dikkat edelim.(bende üşengeçlikten bunu hep ihmal ederim) Çünkü kapaksız ya da kapağı iyice kapatılmamış depolardan sızarak havaya karışan yakıt miktarının yılda yaklaşık 45 litreyi buluyormuş…
Aslında yazık halimize nelerin hesabını yapıyoruz öyle değil mi?
“Akmasa damlar misali “ bilmem anlatabildim mi?