18 Mart 2011

ANILARI CANLANDIRAN KOKULAR... ~mim~

Birkaç gündür ciddiye almadığım öksürüğüm iyice ilerledi ve yarın doktor yolu göründü bana...

Öyle ki öksürükten nefes alamaz duruma geldim.Sürdüğüm viks kokusunu bile neredeyse almıyorum...

Geçen hafta Sevgili Fd kokularla ilgili bir mim yollamıştı bir ara onu yazmadığımı hatırladım kokuları duyamayınca."Anıları canlandıran beş koku" isimli mim hafızamda neleri mi hatırlattı?

~~~~~~



Kaptan'la görüşmeye başladığımız o ilk zamanları hatırladım.Rebul'un parfümünü kullanırdı.O koku hiç gitmez aklımdan. :))

Sonra şu tırnak şekilli çata patlar ve mantarlar vardı.Hala okul önlerindeki bakkalarda satılıyor.Patladığı zaman çıkardığı koku unutulmadı...

Kurban bayramında sabah yapılan o ilk kavurma kokusu her seferinde rahmetli anneannemi hatırlatır.Eskişehir'de bahçeli bir evin mutfağında çocukluğumun kurban bayramlarını...

Veee yukarıda bahsettiğim viks ve ayrılmaz kardeşi buğuseptil kokusu çoçukluğumun korkulu rüyası,battaniye altına girmek istemez kaçardım resmen...

Beşinciyi düşündüm ama bulamadım. ???

Bende hali hazırda blogmaya devam eden

Geniş Zamanlar'a

Muhabbet Sofrası'na

ve Böcüğüme yolluyorum tabii yazmak isterlerse...

teyze

16 Mart 2011

ETNA UYKUDAN UYANINCA...

Sıcaklığın 1000 ile 1200 °C olduğu biliniyor.

Bu durumda ona böylesine yaklaşmak gerçekten cesaret işi...

Etna

Etna in eruzione


Etna

Etna in eruzione

Etna in eruzione

Photos by Sferrazzo Giuseppe

ALKOL NASIL BIRAKILIR ?

Türk sinemasına emeği geçmiş gerçek sanatçıları düşünüyor insan...

Şimdi sınırları zorlayacak bir senaryoyla karşı karşıyasınız.

Sadece biraz tebessüm için; süt olayına özellikle dikkat edelim lütfen... :)))


1985- Güldür Yüzümü filminden.

15 Mart 2011

KAR FOTOĞRAFLARI...

Kar öyle tepeleme yağmış ki,bir hafta olmasına rağmen bazı yerlerde kar henüz erimemiş…

Ne yazık ki vakitsizlikten fırsat bulup bu eşsiz anları gönlümce resimleyemedim.Sadece ilk gün birkaç poz alabildim o kadar…

Canım dostum Dilek birbirinden güzel kareler yakalamış, birkaç tanesini kolajlayıp geçte olsa buraya ekliyorum.Bu unutulmaz anlara Köpeklerin Lordu Ceku’da eşlik etmiş… :))



ankara

kar tane

kar tanesi

ankara kar


kar ankara

http://icimdengeldigigibiii.wordpress.com/

Bloglar açıldı ya da açılmadı bilmiyorum.Wordpress'e geçmeme konusunda kararlıydım ama yasağın bu kadar uzun sürmesi ve blogger'ın pasifliği kızdırdı beni.Ne olur ne olmaz diye bloğu buraya yedekledim.


14 Mart 2011

BLOGSPOT YASAĞI YAKINDA BİTİYOR ,BLOGLARIMIZ TEKRAR AÇILIYOR...



Şu an bir keyiflendim bir mutlu oldum, umarım söylenenler yalan çıkmaz birkaç güne kavuşuruz.

Ben bu güzel haberi ve fotoyu SirEvo'dan aldım henüz duymayanlarda ilk benden duysun istedim... :))))

NOKIA İSMİNİ NEREDEN ALDI ?

Dünyanın en büyük mobil telefon üreticisi Nokia,1865 yılında çizme, bot ve ayakkabı üreterek Finlandiya ‘da faaliyetine başladı.Daha sonra oto lastiği,bisiklet,televizyon ve elektrikli ürünleride üretmeye başlayan şirket 1967 yılından itibaren esas faliyet alanını kişisel bilgisayar ve telefon olarak belirledi.

Nokianvirta nehrinin kıyısında kurulduğu için markaya Nokia ismi verildi…

nokia Nokianvirta


Şu an dünyada her üç cep telefonundan biri Nokia.

Şirket 34 milyar dolar ciroya ve 68 bin çalışana sahip.

Nokianvirta

foto. 1. 2. 3. 4.

DÜNYA DEVİ TOYOTA ÜRETİMİNİ DURDURUYOR...


Japonya'da yaşanan deprem felaketi sonrasında büyük zarara uğrayan Toyota üretimini bugün durduracak. :((

Toyota dışında Nissan' da üretimini durdururken, Honda iki fabrikasını kapatma kararı almış.

Bir Toyota fanatiği olarak bu habere üzüldüm.Umarım herşey umulandan daha kısa sürede yoluna girer.

13 Mart 2011

BİR TIKLA,SENDE BİR AŞI BAĞIŞLA...

Bloglar kapanmadan önce planlanmış bir programdı ne yazık ki şimdi kısmet oldu...

Prima Dünyasının başlattığı bir kampanya, sadece bir tuşla sende bir aşı bağışla...

Unicef

"Dünyada her 9 dk’da 1 bebeğin ölümüne yol açan yeni doğan tetanosuna karşı düzenlenen 1=1 kampanyası başlıyor. Prima, bu sayfayı beğenen her kişi için UNICEF’e bir aşı bedeli bağışlıyor. Biz sizin için birer aşı bağışladık, fakat çok daha fazlasına ihtiyaç var. Binlerce bebeğin daha hayatını kurtarmaya destek olmak için 1=1 sekmesini ziyaret edin...

KIYAMET BÖYLE BİRŞEY OLMALI...

Birkaç gündür evde değildim o nedenle yazılar otomatik yayınlandı...

Dünkü felaket hesapta yoktu anlıyacağınız, sanki film sahneleri izler gibiydim.Jeolog gözüyle olaya bakmaktan öte bir süre sonra dayanamayıp bıraktım izlemeyi...

Japonlar hem tecrübeli hem de tedbirli insanlar gelgelelim coğrafya bakımından şansızlar ve doğanın gücü karşısında birşey yapamadılar.Yaşananlar çok acı...

Üzüntülerini derinden paylaşıyorum.

tsunami
Japonya-Tsunami Deprem
Japonya ; deprem sonrası yaşanan Tsunami

12 Mart 2011

GÜNÜN SÖZÜ...

"Olmuyorsa zorlama, ya hayallerin kırılır ya kalbin. Unutmuş gibi yap Çünkü güzel şeyler; onları hiç beklemediğinde gerçekleşir. " Marquez

cicek kurabiye

Herkese güzel bir haftasonu diliyorum...

10 Mart 2011

EFSANENİN ARABASI NEDEN “LANETLİ” İLAN EDİLDİ ?

james dean


24 yaşında ölüp te bu kadar efsaneleşen kaç insan vardır hayatta? Çevirilen topu topu üç filmle bu kadar üne sahip olmak yoksa bir şans mıdır o da bilinmez…

James Dean 1955 yılının 30 Eylül’ü o meşhur Porsche arabasıyla son sürat giderken kaza yaparak veda eder hayata...

İşte o günden sonra başlar tuhaf olaylar zinciri, arabanın kötü şöhreti dilden dile konuşulmaya başlar…

İlk olay araba kaza yerinden vinçle çıkarılırken gerçekleşir.Motor bloğu parçalanarak işçilerden birinin üzerine düşer.Adamın kolları,bacakları kırılır uzun süre yürüyemez…

James Dean fanatiği bir avukat bu motoru satın alıp başka bir yarış arabasına monte eder.İlerleyen zaman içinde avukat yarış arabasıyla bariyerlere çarparak can verir…

Porsche’u “James Dean’in Arabası” olarak sergilemek isteyen koleksiyoncular arabayı Oregon eyaletine götürürler.Sergi sırasında aniden frenleri boşalan araç mağazanın camından dışarı fırlar büyük maddi hasar meydana gelir…

Oradan alınan araç Sacremento’da bir müzeye götürülür.Arabanın altına konulan kaide kırıldığı gün müzeyi ziyaretçiler gezmektedir.Kaidenin altında kalan genç kız uzun süre tekerlekli sandalye ile gezmek zorunda kalır.

Yine başka bir hayranı da James Dean’in o meşhur Porsche’nun kasasını tamir ettirmek için satın alır.Kasanın düzeltildiği tamirhanede bilinmeyen bir sebeple yangın çıkar ve onlarca pahalı arabayla birlikte Lanetli Porsche’un kasası da yanar…

Yaşanan bu garip olaylar sonrası bir garaja kilitlenen Porsche, çelik halatlarla bağlı öylece kaderine terk edilmişken 7 parçaya bölünmüş bir halde bulunur nedensiz ve sebepsiz herkesi hayretler içinde bırakır…

TELEFONLUK ...

telefonluk

09 Mart 2011

İŞTE BUDUR...

Öyle keyifliyim ki; işe geç kalmış olmam, yolda kayıp düşmem dün gece resmen mahsur kalıp eve gidememiş olmam bile umrumda değil...

Her taraf beyaza büründü, dışarıda durmaksızın kar yağıyor meğer ne çok özlemişim kışı kış gibi yaşamayı...

Şimdilik şikayetçi değilim hatta daha da yağabilir desem bencillik mi yapmış olurum? :))

kar

08 Mart 2011

BLOGLARIN OKSİJENİNİ KESMEYİN !!!

Bugünlerde “blog” kelimesinin geçtiği her yazıyı, kıyıda köşede kalmış olsa bile kaçırmadan takip ediyorum.

Tuna Kiremitçi şöyle bir not düşmüş blogspot’a gelen yasakla ilgili…

“Bloglar düşünen kafaların oksijenidir.Milletin oksijenini kesmeyin!!!”




NE KADAR AYIP...

Onca blogger'dan bu kadar mı imza çıktı ? Çok yazık...


07.03.2011 - 15:31 itibariyle güncel imza sayısı 1617′dir.



http://www.blogumadokunma.com/

KATİL KORDİSEPS MANTARI...

Kordiseps Mantarı yağmur ormanlarında yaşayan tehlikeli bir asalak canlı türü, öyle ki ismi “Katil” diye anılmakta.

Katil Kopridseps Mantar sporları kendisine yaklaşan ya da dokunan hayvanların önce beynine nüfuz ediyor sonra beynin kontrolünü ele geçiriyor.Devamın da olanları anlatmıyım daha da korkunç…

Dailymotion bile korktu görüntüyü yüklememe izin vermedi. J


Katil Kordiseps Mantarı

GÜNÜN SÖZÜ...

eşek

Eşekten şeker esirgenmez, lakin eşek tabiatı gereği otu tercih eder.

O AN...

mekke

İlk etapta ne olabileceği konusunda düşünüyor insan.Hac mevsimi Mekke'de çekilmiş bir fotoğraf...

foto.

06 Mart 2011

BEBEK NASIL YAPILIR ?

Kafalarda kötü düşünceler oluşmadan anlatayım, Pixar'ın muhteşem animasyonlarından biri daha...

Bugün epey güldürdü beni.Yasakların üzerimizde yarattığı depresif durumu anlıkta olsa unutalım diye ekliyorum...

YAZMAK YASAK KARDEŞİM !!!

bloguma dokunma

Bloglarda devam eden mevcut sıkıntı mutsuzluğuma tavan yaptırmış durumda...

Yazılmayı bekleyen onca bilgi, olay, anı vs.. boynu bükük beklemekte...

Wordpress'e şimdilik geçmeyi düşünmüyorum,umut edip beklemeyi tercih ediyorum.

:((

Bu arada bir gözlemimi de paylaşmak isterim blogcu sayısı 2008 yılına göre artmış olabilir ama o zaman gösterilen tepkinin 4'de 1'i yok desem inanırmısınız ??

05 Mart 2011

BİRBİRİMİZE DESTEK OLALIM...

Arkadaşlar gelecekte olacakları uzun uzun yazmaya gerek yok,zaten bloglama yapan herkeste aynı sıkıntılar mevcut, hepimizin ruh hali belli geçiçi çözümler yaraya pansuman yapmaktan başka birşey sağlamayacak daha kalıcı çözümler için açılan imza kampanyasına destek olmamız heryerde duyurmamız gerekiyor lütfen bu konuyla ilgili yazılar yazalım paylaşalım duyarsız kalmayalım...

05.03.2011 - 14:20itibariyle güncel imza sayısı 1166′dır.

01 Mart 2011

BLOGGER "BLOGGER" OLALI BÖYLE EZİYET GÖRMEDİ...


Bloglamaya yeni başlayan arkadaşlar haliyle bilmez, 2008 yılında da aynı sorunla bloglara erişim yasağı gelmişti.Şu an blogların bir kısmına giriş yapılamıyormuş yani yarın sabah kalktığımızda bizde bloglarımızı yerinde bulamayabiliriz. (bknz)

Bu safhada haberleşme çok önemli olabiliyor, geçen seferki tecrübem mesela kimsenin mail adresine ulaşamamıştım.Şayet not almak isterseniz mail adresim icimdengeldigigibi@hotmail.com

Bir de konuyla ilgili facebook sayfası açmış arkadaşlar, her ihtimale ona da bakalım.

Ne diyeyim yasaklar ülkesinde rezilliklere ve engellemelere devam...
~~~~~~

(not: Blogları başka bir yere taşıma işini düşünmek için şimdilik erken derim, üstelik zahmetli bir iş.Daha önceki kapanmada bazı blogcu arkadaşlar yazılarını taşıdılar, blogger açılınca karar değiştirip tekrar geri döndüler bilginiz olsun.)

OKUNMASI EN KEYİFLİ BLOG ÖDÜLÜ...


Sevgili Mit

Mehbup,

Kamikaze ve

Kelebek 'ten gelen ödüller mutlu etti beni.Kendilerini sevgiyle kucaklıyorum.
PhotobucketPhotobucketPhotobucketPhotobucket


Benimde keyifle okuduğum bloglar var elbet hatta sayı o kadar aştı ki blogger eklememe bile izin vermiyor. :)))

Kahvaltı Masasını okurken çok eğleniyorum mesela...

NuNu'nun hazırladığı sofralara bayılıyorum...

Neslihan'ın çektiği fotoğraflara bakmaya doyamıyorum...

Serrose ve GeCe yazmazsa merak ediyorum...

Asortik ,Çilek Suyu ve Sedo Kız'dan daha çok foto bekliyorum...

Sinema haberlerini mutlaka Evrim'den alırım...

Devletşah'ın profesyonelliği daima örnektir bana...

Zeugma ve Handan'ın yalın anlatımı beni cezbeder...

Ziza'nın yurtdışındaki başarıları ve yeni maceraları gururlandırır...

Zuzular , Dijle , Kurabiyegiller ,Ferulago anne deyince ilk aklıma gelen isimler...

Alev'e , Ceren'e ve Özii'ye uğramadan geçemiyorum...

Mim'in devamı için benden şimdilik bu kadar arkadaşlar yoksa liste uzamaya devam edecek.
Kabul edilirse ne mutlu bana...

28 Şubat 2011

TANITIM, İndirimlr.com

Zaman zaman ilgimi çeken sitelerle ilgili link paylaşımlarında bulunuyorum.Yasemin Hanımla da bu vesile ile tanıştık,çalışmaları ile ilgili billgilendirmede bulundu kendisi ancak bir süredir yazmadığım için siteyi sizlere tanıtma fırsatı bulamadım...


İndirimlr.com sürekli güncellenen bir şehir fırsatları sitesi.Peki nasıl çalışıyor derseniz kısaca anlatayım...

Öncelikle hangi ilde hangi firmanın , restorantın, otelin ya da cafenin promosyon yaptığını tek bir sitede görebiliyorsunuz bu çok hoş yani indirimlerden haberdar olmak için sayfa sayfa dolaşmanıza gerek yok.İllerin dışında kategorileri de ayrı ayrı gezmek mümkün...


Sadece bununla sınırlı değil elbet dans kurslarından kahvaltılara, tenis kurslarından keman kurslarına ,tatil köylerinden kitaplara konserlere kadar bütün fırsatlardan anında e-mail yoluyla haberdar olabiliyorsunuz.Diğer alışveriş sitelerinin Alexa puanları değerlendirmeleri ve yorumları da yine site içinde yerini almış...

27 Şubat 2011

BİR NEBZE…

Öncelikle teşekkür ediyorum mesajlarıyla destek veren,mail atan, hatırlayan tanıyan tanımayan, ziyaret eden herkese…

Olmuyor işte, hayat üzüntülerle devam ederken hiçbir şey olmamış gibi de davranamıyor insan…

Cuma akşamından bu yana bir nebze daha iyiyim.Kafamı toparlamaya çalışıyorum ve bir şeyler yazmak istiyorum,çünkü ilaç gibi…

Yazmak bana gerçekten iyi geliyor.



sunglasses

22 Şubat 2011

GÜNÜN SÖZÜ...

Son beş günün özeti...

"Bir şeyi sadece onu yaşadığımızda bilebiliriz."

Sadaharu Hario

duck


* Hayat yine kötü yüzünü gösterdi bana.Büyük bir sıkıntı içindeyim o nedenle yazamıyorum...

17 Şubat 2011

ŞUBAT AYI NİÇİN 28 GÜNDÜR ?



Rivayet o ki, binlerce yıl önce 10 aylık takvim uygulamasına geçen Romalılar, yılın ilk ayı olarak gece ve gündüzün eşit olduğu mart ayını seçmişler.Fakat bu on ayın sonunda artan günler problem olmaya başlayınca Ocak ve Şubat sona eklenerek yıl 12 aya tamamlanmış…

Daha sonra Meşhur Roma İmparatoru Jül Sezar ayları 30 ve 31 gün olarak tekrar düzenletmiş.Şubat ayı o zaman son ay olduğu için 29 gün olarak kalmış ve dört yıl da bir 30 gün çekmiş.Jül Sezar ölünce Roma halkı çok sevdiği İmparatorlarının ismini July olarak Temmuz ayına vermiş.Sezar’a beslediği kıskançlığı herkes tarafından bilinen Agustusta tahta gelir gelmez bir sonraki aya August olarak kendi adını vermiş.Temmuz’un 31, Ağustos 30 gün olmasını da problem eden Agustusta Şubat ayından bir günü alarak Ağustos ayına eklemiş…

İtip kakılan zavallı Şubat ayı işte o günden beri 28 gün çekmiş… :)))

BİL Kİ ONLAR SENDEN DAHA AKILLI...


Habere göre Şanlıurfa Tarım İl Müdürlüğünün ele geçirdiği miadı dolmuş hatta süresi dolduğu için kokmaya başlamış 2 ton'a yakın et ve sucuk, imha edilmek yerine en yakındaki hayvan barınağına götürülmüş.Ambalajları bile açılmadan köpeklere verilen bozuk et ve sucukları hayvanlar dan bazıları yememiş...

İnsanın kan beynine sıçrıyor bu tür haberleri okuyunca...

Her ortamda,her mevzuyu dine bağlayanlar ve bu konularda dem vuranlar söylesin.Bu nasıl bir vicdan?

Kendi yemediğiniz şeyleri başka bir canlıya yedirmenin mantığını bir türlü çözemiyorum...

16 Şubat 2011

DUVARDA 120 BİSİKLET

Hani Google çeviriyi kullanıp takip eden arkadaşlar var bilmem bunu yazmakla onların anlamasını zorlaştırır mıyım? Bizde bir laf vardır.”Kaz gelecek yerden, tavuk esirgenmez” derler. :))

İşte o hesap Almanya’nın Altlandsberg kasabasında bir bisikletçi dükkanı…

Tek bir levha ile reklam yapmak yerine, dış cepheye bisikletleri monte ederek dikkat çekmeyi uygun görmüş.Bunun içinde yüz yirmi tane bisiklet kullanmış…


bisiklet

HEPİMİZ YAPTIK AYNI HATALARI…

Belli bir yaşa gelince şarkılara farklı anlamlar yükleyerek dinlemeniz daha olası hale geliyor.Mesela ben bu şarkıyı 20’li yaşlarımda dinlemiş olsaydım, sözleri beynimde birebir haliyle korur yazarın kaleme aldığı o an ki duygularla dinlerdim…

Şimdi mi?

İlginçtir, Ajda geçenlerde kaybedilmiş dostluklarım için söyledi bu şarkıyı bana…

Bu akşam daha kalabalıktı kafamdaki düşünceler nasıl geçtiğini anlamadığım zaman vardı sözlerde,içinden tek tek seçtiğim kelimelerle dinledim…

Seneler geçse de dinlenir güncelliğini yitirmeden çünkü içinde pek çok tad barındırır bu şarkı…

(Tabii bu söylediğimi ticari kaygılarla yapılmış,hiçbir sanatsal değeri olmayan şarkılarla yapabilmeniz mümkün değil bilmem anlatabildim mi?)


15 Şubat 2011

14 ŞUBATTA ELEKTRİKLİ BATTANİYEYE SARILMAK... :))

Dün komşumuz Leyla teyzeyle karşılaştık,yaşına rağmen çok şen bir o kadar esprili…

Dile kolay yetmişe merdiven dayamış.Öptüm elinden,mevlüdünü kutladım, bir de komiklik olsun diye sevgililer gününü…

“Amannn” dedi, “Sevgililer günü de neymiş, bizden geçti öyle şeyler amcan evde var mı yok mu? belli değil.Bizler artık elektrikli battaniyeye sarılıyoruz.” :)) :))

bonsai
nertera

Hayat bir koşuşturmayla devam ettiğinden, pek bir farklılık göremedim dün, sıradan bir gündü işte...

Sadece küçük bir bahçe sahibi oldum. :))))
Sarı renkli “ Nertera “ minik prensesimin, Guzmanya ve Bonsai Kaptan’ın hediyesi...

Çiçekleri seviyorum, bu beni gerçekten mutlu etti…

14 Şubat 2011

LİBYA ULUSAL MARŞINI BİR TÜRK BESTELEMİŞTİ…

Bu memleket ne yetenekli insanlar yetiştirmiş, genç nesile isimleri aktarılmadan unutulmuş gitmiş…

Nuri Sami Koral desem bilir misiniz ?
Bende yeni öğrendim adını.Tekirdağlı bir müzik öğretmeniymiş.Şişli Terakki Lisesinde haftada bir de olsa müzik sevgisini aşılamaya çalışmış öğrencilerine…

Pek çok orkestra ,senfoni,konçerto ve oda müziği eserleri bestelemiş…

Nuri Sami Koral’la ilgili asıl ilginç olay henüz bağımsızlığına kavuşmuş Libya’nın 1959 yılında ülkemizi resmi ziyaretiyle başlamış…

Kral I. İdris’e hediye edilmek üzere ulusal marş hazırlanması istenmiş Koral’dan …

Batılı teknikle bestelenecek marş için ülke yerel müziği ve melodileri hakkında bilgi toplamış kendisi ve onlara güzel bir ulusal marş bestelemiş…

“Kral’a Selam Marşı” ve “Libya Ulusal Marşı” hediye edilmiş, Kral çok beğenmiş şükranlarını bildirmiş hatta ülkesine döndükten sonra telif ücretini bile yollamış ve Nuri Sami Koral’ı Libya Devlet Konservatuarını kurması için ülkesine davet etmiş…

Orada üç ay kalmış usta besteci, gösterilen ilgi alaka müthişmiş.Aslında daha fazla kalabilirmiş ancak otoriter rejimin halk üzerindeki baskısı ve yasaklar ülkede misafir Koral’ı bile bezdirmiş.İşlerini bitirip İstanbul’da soluğu almış…

Bu arada Endonezya devlet başkanı da kendilerine ulusal marş bestelemesi için Koral’la iletişime geçmiş,bir marşta onlara bestelemiş…

Yeteneği günden güne duyulan müzisyenin senfonileri İsveç konserlerinde çalınır, Stockholm Radyolarında yayımlanır hale gelmiş…

Arkadaşı Eser Tutel, ele geçen bu fırsatlarla büyük paraların kazanılabileceğini buna rağmen Koral’in mütevazi bir yaşam tercih ettiğini ve 88 yaşında sessizce aramızdan ayrıldığını anılarında anlatıyor…

Ne diyelim göğsümüzü kabartmış,Allah gani gani rahmet eylesin,hiç olmazsa bundan sonraki yeteneklerin kıymeti bilinsin…

13 Şubat 2011

BİR FİLM İZLEDİM,ARKASI YARIN TADINDA… :)))

Dvd playerımı uzun süredir yanımdan ayırmıyorum.Sanki hınç alırcasına minik prensesim büyürken izleyemediğim,herkes anlatırken konuya yabancı kaldığım ne kadar film varsa arka arkaya izledim.Düşünün ki izlemeyeni dövüyorlar misali “Issız Adamı” ben yılbaşından önce izleyebildim.Bazen iki film bitirdiğim bile oldu.Taaa ki geçen aya kadar…

Leonardo’nun “Kanlı Elmas” filmi geçti elime , bir türlü bitmek bilmez her repliği ezberledim neredeyse sırf başladığım işi bitirme uğruna çıkarıp atmadım.İki dk. izle,çocuğun karnı acıktı, 4 dk izle kapı çalınsın, 3 dk. izle telefon çalsın derken birde günün yorgunluğu ile her seferinde dvd karşısında uyuyakalınca bitmek bilmedi.Tam iki ay olmuş…

Böylede film izlenir mi ? demeyin.Arkası yarın tadında benim gibi izleyip duruma şükredenler var onu bilin. :)))



DVD

12 Şubat 2011

PEKİ SİZİN KOMŞUYA VERDİĞİNİZ DEĞER NEDİR?

“Komşu komşunun külüne muhtaçtır “sözüne yürekten inanır ve bununla ilgili tecrübelerimi zaman zaman paylaşırım belki hatırlayanlar vardır…

Samimi arkadaşlarımdan biri eşinden yana pek bir sıkıntılı, geçenlerde bahsettiği olay bu kadarına da pes dedirtecek kadar...

Adam antisosyal,evinde kimseyi istemiyor kimseyle görüşmüyor.Bir akşam yeni taşınan komşularına çekiç lazım olmuş.Bunların kapısını çalmış, istemiş.Hani vesile oldu diyerek sevinmiş arkadaşım tam da portmantonun üstünde duruyormuş çekiç, tam verecekken eşi yetişmiş kapıya ,”hayır bizde çekiç falan yok” demiş kapatmış kapıyı, böylece başlayacak komşuluk ilişkisi başlamadan bitmiş… :( :(

neighboring

Şimdi elimde yerel “Keyifperisi” dergisi var, Mine Sezer isimli bir hanım yazmış.Günümüzün dramatik komşuluk ilişkilerine dair kendi yaşadığı bir olayı anlatmış hayli ilgimi çekti…

THY’ nın Newyork –İstanbul seferini yapan uçakta yerini almış Mine Hanım, yan koltukta da kendi yaşlarında bir bayan.Yol boyunca tek kelime yok !!! İstanbul'a iniş yapmışlar.

Sonra İstanbul’dan aktarma yapıp Ankara uçağına binmişler, tesadüf bu sefer aralarında koridor olmasına rağmen yan yana oturmuşlar, gene tek kelime yok !!!

Valiz maliz derken serviste sadece bir tebessümle gene yan yana bulmuşlar kendilerini, servisten inip aynı apartmana yönelip asansöre binmişler hem de aynı kata basarak…

Dünyanın öbür ucundan gelen komşular o güne kadar karşılaşmamış, basmışlar kahkahayı o günden sonra çok iyi dost olmuşlar…

Ne diyeyim, kıssadan hisse misali…


foto.

GÜNÜN SÖZÜ...

friendship

"Dost İçin Sırtımı Köprü Yapmaya Hazırım Ben;

Yeter ki Temiz Kalpleri Taşıyan Ayaklar Geçsin

Üstümden."
Balzac