Geçmiş yıllarda da aynı sorunla pek çok kez karşılaştım.Sinirimden hop oturup hop kalktım.Ardı ardına istenmeyen zoraki açılan pencerelerle uğraştım.İşin içinden çıkamayınca bilgisayara kaç kez format attırdım.
Şimdi tek farkı daha dikkatli ve daha soğukkanlıyım, engelleyici olduğu için önüme gelen sayfayı açmıyorum.
Ona rağmen açılışta ana sayfa olarak kullandığım Google penceresi bir site tarafından gene hapsedildi.Denediğim birkaç yöntemse çare olmadı.Neyse buradaki sayfa imdada yetişti.Teknik bilgisi olmayan bir kişi için öyle makbule geçti ki…
Peki sırasıyla ne yapıldı ?
1. Başlat / çalıştır
2. gpedit.msc
3. kullanıcı yapılandırması
4. Windows ayarları
5. internet Explorer bakımı
6. url ler
7. önemli url ler
8. ben ana sayfa olarak google kullandığım için onu yazdım siz 1. seçenek olarak ana sayfanız ne ise url kısmına onu yazıyorsunuz.
İşte bu kadar…
19 Nisan 2011
18 Nisan 2011
BLOGLARDA Kİ BLOĞU KALDIRIN …
İnternet Teknolojileri Derneği (INETD) kapalı blogların açılmasını geciktirdikleri iddiasıyla ilgili kurumlar hakkında suç duyurunda bulundu.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na verilen suç duyurusu dilekçesinde, bir harf hatası nedeniyle binlerce blog sahibi ve internet kullanıcısının erişiminin engellendiği ifade edildi.
18 Nisan 2011 Hürriyet / Ankara Manşet Haberi
17 Nisan 2011
KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN SİMGESİ " KELEBEKLER " ...
25 Kasım 1960 günü Dominik Cumhuriyeti’nin kuzey bölgesinde, bir uçurum kenarında 3 kadın cesedi bulunur.Bu cesetler Mirabal kardeşlere aittir.
Ertesi gün gazeteler bu ölümlerin bir araba kazası sonrasında olduğunu duyurur.Ama gerçek göründüğü gibi değildir.
Patria, Minerva ve Maria Teresa Mirabal, Dominik Cumhuriyeti’nde bir köyde doğmuş,ülkelerindeki siyasal özgürlük mücadelesi için kararlılıkla mücadele etmiş, defalarca hapsedilmiş, işkencelere maruz kalmış sonunda da Rafael Leonidas Trujilo Diktatörlüğü tarafından zalimce katledilmiştir.
Siyasal yaşamda kadının yerinin olmayacağı mesajını vermek ve gücün erkek tekelinde olduğunu kanıtlamak için kız kardeşler öldürülmeden önce defalarca tecavüze uğramıştır.
Kardeşlerden birinin kod adının “kelebek” olmasından esinlenerek efsaneleşen kız kardeşler, gerek Dominik’te gerek dünyada Las Mariposas (Kelebekler) olarak anılmaya başlar…
1981 yılında Birleşmiş Milletler tarafından 25 Kasım “Kadına Yönelik Şiddetin Yok Edilmesi İçin Uluslar arası Mücadele Günü “ ilan edilir.1981’den bu yana dünyanın dört bir köşesinden kadınlar efsaneleşen bu üç kelebeğin tutuşturduğu ateşi harlıyor…
foto.
Ülkemizde konuyla ilgili durumlar malum.Psikopat eşleri yüzünden kurbanlık koyun gibi kaderini bekleyen -"kelebek olmaya aday"- o kadar çok kadın var ki, devlete sığındığı, koruma istediği halde sırf cezalar ağırlaştırılmadığı için hergün ölmeye devam ediyorlar...
GÜNÜN SÖZÜ ve HAFTA SONU DİLEKLERİ ...
“Artık Cumartesi çalışmayacağım.”diye sevinirken, sevincim kursağımda kaldı.Şimdi Pazar günü çalışmaya başladım.Her şeye rağmen bu işsizlikte şükür diyorum elbet.
Herkese güzel bir Pazar günü diliyorum bol dinlenceli, şöyle uzunnn uzunnn masa keyfi yapabileceğiniz kahvaltılarla birlikte tabii…
Aklıma gelmişken bu sözü dün okudum.Kalbime öyle bir işledi ki, artık ne düşünür ne anlam yüklerseniz.
Herkese güzel bir Pazar günü diliyorum bol dinlenceli, şöyle uzunnn uzunnn masa keyfi yapabileceğiniz kahvaltılarla birlikte tabii…
Aklıma gelmişken bu sözü dün okudum.Kalbime öyle bir işledi ki, artık ne düşünür ne anlam yüklerseniz.
''Baş olanlar övünmesin. Ne gelirse başa gelir.
Dizler yere değer amma, Baş dönerse taşa gelir. “
Mevlana.
" Bizi Cehaletten Kurtaran Ulu Gazi Var Ol ! "
Elmacık Millet Mektebi -15 Kasım 1929
15 Nisan 2011
ŞAPKALAR ...
14 Nisan 2011
ANKARA ‘DA BİR ALTIN KÖŞK …
Köşkü 10 yıl önce ilk görüşümde ki şaşkınlık ifadesinde bir değişiklik olmadı.Her gidişimde eve hayran hayran bakarım.Gerçi bizimki sadece dışarıdan bir bakış İçeriyi gezmek kısmet olmadı.Çünkü Altın Köşk daha önceleri şahısa ait bir mülktü.Sonra bir dönem yabancı devlet adamlarının ağırlandığı Devlet Konuk Evi oldu.
Asıl sahibinin bu evi bırakarak yıllar önce Amerika’ya yerleştiği biliniyordu. Şimdi duydum ki işadamı Ali Rıza Bozkurt annesine ithaf ettiği ve asıl adı “Merik Konağı” olan bu köşkü Kültür ve Turizm Bakanlığının idaresine bırakmış ve konak Türkiyenin ilk ve tek Mimarlık ve Mobilya Müzesi ünvanıyla halka açılmış.
Bugüne kadar evle ilgili pek çok rivayet anlatıldı tabii şimdi onları burada anlatmamın hiçbir manası yok çünkü gerçeği yansıtmıyor.Keza o dönemde bilgi alıp danışabileceğimiz bir kaynakta yoktu.Artık bir web adresinden bilgi edinmek mümkün…
Binayı dışarıdan çok kez inceleme fırsatı buldum.Hava şartları müsaitse evin pırıl pırıl parladığına şahit olabilirsiniz.Gerçi önceki yıllarda evin daha bakımlı halini de biliyorum.Bazı şeyler zamana karşı koyamıyor. Dış cephe Amerika’dan getirtilen ve 500 yılda yetişen “ Red wood “ (kızıl ağaç) denilen nadide bir ağaç türünden yapılmış.İlginçtir. şu an bahsi geçen ağacı Amerika sınırlarından çıkartmak yasaklanmış.
Asıl sahibinin bu evi bırakarak yıllar önce Amerika’ya yerleştiği biliniyordu. Şimdi duydum ki işadamı Ali Rıza Bozkurt annesine ithaf ettiği ve asıl adı “Merik Konağı” olan bu köşkü Kültür ve Turizm Bakanlığının idaresine bırakmış ve konak Türkiyenin ilk ve tek Mimarlık ve Mobilya Müzesi ünvanıyla halka açılmış.
Bugüne kadar evle ilgili pek çok rivayet anlatıldı tabii şimdi onları burada anlatmamın hiçbir manası yok çünkü gerçeği yansıtmıyor.Keza o dönemde bilgi alıp danışabileceğimiz bir kaynakta yoktu.Artık bir web adresinden bilgi edinmek mümkün…
foto.Soner Çam
Binayı dışarıdan çok kez inceleme fırsatı buldum.Hava şartları müsaitse evin pırıl pırıl parladığına şahit olabilirsiniz.Gerçi önceki yıllarda evin daha bakımlı halini de biliyorum.Bazı şeyler zamana karşı koyamıyor. Dış cephe Amerika’dan getirtilen ve 500 yılda yetişen “ Red wood “ (kızıl ağaç) denilen nadide bir ağaç türünden yapılmış.İlginçtir. şu an bahsi geçen ağacı Amerika sınırlarından çıkartmak yasaklanmış.
12 Nisan 2011
TOP MERMİSİ PATLAMA ANI ...
Avusturalya Kraliyet Donanmasına ait savaş gemisinden atılan bir top mermisinin patlama anı...
Görüntü eğitim tatbikatı sırasında Andrew Dakin tarafından çekilmiş.
Görüntü eğitim tatbikatı sırasında Andrew Dakin tarafından çekilmiş.
11 Nisan 2011
SELAM OLSUN İZMİR'E VE TÜM İZMİRLİLERE ....
Dün yine İzmir'i aradı bu gözler...
Kısa gezimizde otobüs penceresinden bakarken ne çok özlediğimi farkettim memlektimi.Benim için özlenen bir şehir oldu artık...
Şu an beklemedeyim Allah'tan kavuşmamıza az kaldı.
Kısa gezimizde otobüs penceresinden bakarken ne çok özlediğimi farkettim memlektimi.Benim için özlenen bir şehir oldu artık...
Şu an beklemedeyim Allah'tan kavuşmamıza az kaldı.
10 Nisan 2011
BU BU NEDİR BU?
Paket bana ulaştığında yaptığım tahminlerin hiçbiri tutmadı önce onu söyliyeyim. :)) Sonuç ise epey sürpriz oldu.
Bir iki denemeden sonra, evde ufaklık olduğu için yüksek bir yere kaldırıldı.
İyi ve güzel bir buluş ancak fiyatı bana yüksek geldi.Paket fiyatı 10 TL.
ASKERLER ...
Kahvaltı Masasında gördüğüm bu fotoğrafla ilgili epey bir arama yaptım hatta yazıları okuyabilmek için normal boyutlarına göre epey büyüttüm ancak herhangi bir sonuca ulaşamadım.Yalnız rengi ve teknolojisine bakıldığında 1890'lı yıllarda çekildiğini söyliyebilirim.Bana göre oldukça ilginç ve başarılı bir çekim olmuş.
09 Nisan 2011
KENDİM ETTİM, KENDİM BULDUM ...
Özellikle son dönemde yaşadıklarım, "bana göre ben haklıyım"...
Biliyorum, bazen çok fevri davranabiliyorum.Hiç olmadık bir zamanda özellikle kendi iç dünyamda öfkeliysem karşıma çıkanın vay haline !!!
Böyle durumlarda "belanın üstüne gitmeyeceksin.Kırlangıç misali belanın kah altından, kah üstünden geçeceksin" nasihatlerini duymuyorum bile...
Umarım bir gün sonum görüntüdeki gibi olmaz. :)
Biliyorum, bazen çok fevri davranabiliyorum.Hiç olmadık bir zamanda özellikle kendi iç dünyamda öfkeliysem karşıma çıkanın vay haline !!!
Böyle durumlarda "belanın üstüne gitmeyeceksin.Kırlangıç misali belanın kah altından, kah üstünden geçeceksin" nasihatlerini duymuyorum bile...
Umarım bir gün sonum görüntüdeki gibi olmaz. :)
08 Nisan 2011
DİKKATİMİ ÇEKENLER...
Sanal alemin engin sayfalarında gezinirken karşılaştığım iki blog var karşınızda.Özgünlüğü hemen farkedilen, "içimizde iyi işler çıkartan arkadaşlar var" dedirten ve taktiri fazlasıyla hakeden...
2005 yılından bu yana yazmaya devam eden maceracı kişilik Biyolokum , oldukça espirili bir yaklaşım sergiliyor yazılarında.Heyecanla okuduğum özellikle bu yazısı kalbimi fethetmeye yetti...
Bir diğeri ise Nihal Harmanlı'ya ait. Blog henüz çok yeni ancak çekimler müthiş umarım bu güzel paylaşımların devamı gelir...
2005 yılından bu yana yazmaya devam eden maceracı kişilik Biyolokum , oldukça espirili bir yaklaşım sergiliyor yazılarında.Heyecanla okuduğum özellikle bu yazısı kalbimi fethetmeye yetti...
Bir diğeri ise Nihal Harmanlı'ya ait. Blog henüz çok yeni ancak çekimler müthiş umarım bu güzel paylaşımların devamı gelir...
KLOSTROFOBİ ...
Bunu kendime neden yaptım bilmiyorum?
Dün gece arka arkaya izlediğim iki filmin ardından resmen fenalık geldi.
Toprak Altında (Buried) -Hollywood'un en masrafsız filmi heralde.Bir tabut, bir insan, çakmak ve cep telefonu...
06 Nisan 2011
BÖBREK TAŞINA ŞİFA LİMONATA …
Artık yavaş yavaş sezonu açma vakti geldi.Dün akşam tembelliğim üstündeydi ona rağmen üşenmeyip bir bir sıktım limonları…
Babam hep uyarır beni, sıkı giyinmediğimden kendime iyi bakmadığımdan yakınır ve gelecekte böbrek rahatsızlığı yaşayabilme ihtimalini anlatır.Sırf bu korkumdan limonata içmeyi artırdığım söylenebilir.
Amerika’da yapılan araştırmalarda limonatanın böbrek taşı oluşumunu önlediği hatta limonatanın içinde bulunan sitratın daha önce böbrek taşı rahatsızlığı geçirmiş kişilerde tekrar taş oluşumunu % 50 azalttığını okumuştum.
Gayet mantıklı görünüyor öyle değil mi?
Babam hep uyarır beni, sıkı giyinmediğimden kendime iyi bakmadığımdan yakınır ve gelecekte böbrek rahatsızlığı yaşayabilme ihtimalini anlatır.Sırf bu korkumdan limonata içmeyi artırdığım söylenebilir.
Amerika’da yapılan araştırmalarda limonatanın böbrek taşı oluşumunu önlediği hatta limonatanın içinde bulunan sitratın daha önce böbrek taşı rahatsızlığı geçirmiş kişilerde tekrar taş oluşumunu % 50 azalttığını okumuştum.
Gayet mantıklı görünüyor öyle değil mi?
05 Nisan 2011
COCONUT ...
Tekrar başlayan Survivor yarışmasının katılımcıları daha şimdiden kendilerini yorgun hissediyor.Öyle ki hindistan cevizine “Coconut” derken bile yoruluyorlar hatta söyliyemiyorlar.
“Hindistan cevizi” de geç işte…
04 Nisan 2011
KALEM UCUNDAN İNANILMAZ MİNYATÜR HEYKELLER …
Bridgeport / Connecticut’ta yaşayan 49 yaşındaki marangoz Dalton Ghetti tam 25 yıldır,üstelik büyüteç yardımı olmaksızın kurşun kalem uçlarından bu minyatür heykelleri yapıyor.
- - Harfler --
03 Nisan 2011
İÇİNDE UN,YAĞ VE ŞEKER OLMAYAN TATLI; MEVLEVİ TATLISI ...
Çanakkale / Gelibolu’dan gelen bu tatlıdan ilk defa haberim oluyor.Tatlının isminden de anlışalacağı üzere, Mevlana’nın kurduğu Mevlevilik Felsefesini yaymak ve yaşatmak için o dönemde bir çok Mevlevihane yapılmış. Bunlardan en büyüğü olan Gelibolu Mevlihanesinin iki mutfağı bulunurmuş.”Birinde aş pişer mide doyar,beyin güçlenirmiş.Diğerinde insan pişer ,beyin doyar,yürek güçlenirmiş”.İşte bu tatlı o dönemde şifa amaçlı yapılıp dağıtılırmış.
Peki unsuz,yağsız ve şekersiz yapılan bu tatlının içinde ne var ? Nasıl yapılıyor? derseniz yüzde yüz doğal meyveler (Hurma,üzüm,ceviz,badem,kayısı,incir,fındık,haşhaş,susam) ve baharat karışımlarıyla yapılıyor içindeki vitamin –minerallerle her yaş grubundaki insana hitap ediyor…
100 gr’ı 218 kalori.
Peki unsuz,yağsız ve şekersiz yapılan bu tatlının içinde ne var ? Nasıl yapılıyor? derseniz yüzde yüz doğal meyveler (Hurma,üzüm,ceviz,badem,kayısı,incir,fındık,haşhaş,susam) ve baharat karışımlarıyla yapılıyor içindeki vitamin –minerallerle her yaş grubundaki insana hitap ediyor…
100 gr’ı 218 kalori.
GÜNÜN SÖZÜ ...
“Geride bıraktıklarım hesap sormaya kalkmasın.
Farkınızda olduğum için varoldunuz, Vazgeçtiğim için artık yoksunuz…”
Paul AUSTER
BLOGGER'IN ÇİLESİ DEVAM EDİYOR ...
Bir süre önce blogger’a gelen yasağın kalkacağı ve blogların tekrar açılacağı konusunda duyum almış sevinmiştik.Hatta bazı arkadaşların tekrar yazı yazmaya başlaması umutlandırmış, yasağın kalktığını düşünmemizi sağlamıştı.Ancak bir arkadaşımın bloğumu hala görüntüleyemediğini söylemesi, ardından başka bir blog arkadaşımın yardım istemesi üzerine DNS ayarlarımı tekrar eskiye dönüştürdüm.Gördüm ki yasak aynen devam etmekte…
Dün Yılmaz arkadaşımın dediği gibi”memleketin yarısı hatta daha fazlası ayarlarını değiştirmiş olmalı” yoksa başka türlü sayfalarımıza ulaşamıyoruz.
01 Nisan 2011
DARÜŞŞAFAKA SINAVI ...
Babası sağ olmayan, maddi olanakları sınırlı, yetenekleri sınırsız ilköğretim öğrencileri için Darüşşafaka Sınavı 29 Mayıs 2011'de...
ŞU DÜNYADA BİR DİKİLİ AĞACIM VAR …
İzmir’de evimizin bahçesine diktiğim ağaçları saymıyorum.
Bu sefer ki daha bir başka hevesle dikildi.
Genci, yaşlısı el birliğiyle çalıştı. Yenimahalle Belediyesinin Ankara Çayyolu’nda düzenlediği etkinlikte, getirilen 500 fidan doğaya teslim edildi.
Bu mutluluğu herkesin yaşamasını diliyorum…
30 Mart 2011
İMTİHAN SORULARI …
Mine Sota’nın –Hepimus İnsanus- kitabından ;
* 8 kişilik bir ailenin masrafı,ay başında eve giren paranın 3 katıdır.Ay ortasında maaşın 100’de 99’u bitince babanın gözü 360 derece dönmektedir.Evin babası çığrından çıkınca kaç kalır ?
a) 5 yıldan 10 yıla kadar hapis
b) 1 kasa limon
c) Tek böbrek
d) Eksi bir
e) Huni
Hayli güldüm bu soruya,günümüz şartlarında gerçekliği tescilli gülerken de düşündürdü. :))
Soru deyince, haftasonu yapılan ve henüz ne olduğunu anlayamadığım YGS yani Yükseköğretime Geçiş Sınavı Sorularına dün şöyle bir göz attım.
Soruların hemen hepsi şöyle bitiyor...
“hangisi yanlıştır?”
“hangisi değildir?”
“…sonuç çıkarılamaz?”
“…söylenemez?”
Minik beyinler şimdiden yanlışa programlanıyor, bana göre doğruya odaklanmak ya da doğruyu bulma arayışı daha önemli olmalı.
~~ ~~ ~~ ~~ ~~
Star Ana Haber’ de her akşam izlediğimiz bir bölüm var.Toplum olarak cahilliğimizi belgeleyen,"yok canım bu kadarı da olmaz" dedirten.
Görüyoruz, İstiklal Marşımızı bile söyleyemeyen, Kıbrıs ‘ı Sibirya’da , Libya’yı Amerika’ da bilen bir toplumun çocuklarıyız çünkü bize hala yanlış öğretilmeye çalışılıyor.
Soruları kimler hazırlıyor bilmiyorum???
Birisi de kalkıp söylese diye bekliyorum;
"Gelecek sefere değişiklik yapsak bir de doğruyu öğretmeyi denesek ?" diye...
29 Mart 2011
DANIEL BUREN 'İN RÜZGAR GÜLLERİ ...
2009 yılında Belçika’nın De Haan sahilinde yapılan Beaufort 03 Çağdaş Sanat sergisinden seçilmiş görüntüler...
Rüzgar güllerinin tasarımı Daniel Buren ‘e ait.
Rüzgar güllerinin tasarımı Daniel Buren ‘e ait.
HIIIHH BİR BU EKSİKTİ,ŞİMDİ TAM OLDU...
Milli Eğitim Bakanlığı, İngilizce öğretiminde yeni bir sisteme geçmeye hazırlanıyor. Bakanlık, yurtdışından ana dili İngilizce olan 40 bin öğretmen getirecek.
Peki halen sırada çalışmayı bekleyen, onca sene dirsek çürütmüş arkadaşların durumu ne olucak?? Onlar evde beklemeye devam mı edicek?
İç sesleri "keşke hiç bu bölümü okumasaydım,boşu boşuna zaman kaybettim "mi diyecek?
haber detay.
28 Mart 2011
AKBANK ‘IN KURULUŞ ADI NEREDEN GELİYOR ?
Banka ilk olarak 1947 yılında “ Adana – Kayseri Bankası “olarak finans sektöründe yerini alır.Daha sonra iki şehrin baş harfleri birleştirilerek “ Akbank “olarak anılmaya başlar… Kurucularının hepsi Adana ‘da yaşayan, Kayserili işadamlarıdır.O nedenle bankaya bu isim uygun görülür…
detay.Wikipedia
İSTANBUL UÇURTMACILAR DERNEĞİ …
İstanbul Uçurtmacılar Derneği, uçurtma sevgisini aşılamak ve bu alışkanlığı yaygınlaştırırken, yerli - yabancı uçurtma modellerini tanıtmak amacıyla 1996 yılında kurulmuş.
Ülkemizin ilk ve tek uçurtma derneği Kurucusu Mehmet Naci Aköz tarafından sürdürülen çalışmalarda uçurtma konferansları panel ve söyleşiler ile projelendirme her türlü bilgi ve belgelerle birlikte yapılmakta.
Ayrıca malzemelerini getiren uçurtma severlere eğitmenler eşliğinde 10.00 -17.00 mesai saatleri içinde ücretsiz eğitim verilmekte.

Ülkemizin ilk ve tek uçurtma derneği Kurucusu Mehmet Naci Aköz tarafından sürdürülen çalışmalarda uçurtma konferansları panel ve söyleşiler ile projelendirme her türlü bilgi ve belgelerle birlikte yapılmakta.
Ayrıca malzemelerini getiren uçurtma severlere eğitmenler eşliğinde 10.00 -17.00 mesai saatleri içinde ücretsiz eğitim verilmekte.
İlgilenenler için Facebook grubu burada...

GÜNÜN SÖZÜ ...
"Aslında farkındayım, hayatımdaki sahte varlıkların.İstesem bir anda temizlemesini de bilirim.Ama, bunca sahteliğin benim samimiyetime ihtiyacı var."
Mevlana Celaleddin-i Rumi
25 Mart 2011
NE DEMİŞ ...
Hastalıklar öyle bir kol geziyor ki, üstelik ilaç milaç etki etmiyor.Woody Allen'ın bir sözünü okudum geçen gün hani konuyla da alakalı hak vermemek elde değil...
"Günümüzde dünyadaki en güzel söz -Seni Seviyorum- değil! -Tümör iyi huylu çıktı-dır."
foto.
TEK PARÇA KANEPE, UZUNLUĞU 40 METRE ...
Kanepe özel sipariş üzerine Hollanda’da ki bir otel için yapılmış. Chesterfield model kanepeyi dünyaca ünlü Saxon Deri Döşeme altı kişilik bir ekiple 4 günde tamamlamış…
25 kişinin rahatça oturabileceği bu devasa boyutlardaki kanepe 175 kg ağırlığında, 40 metre uzunluğunda, yerleştirilmesi için gerekli alan ise 1000 m2 …
25 kişinin rahatça oturabileceği bu devasa boyutlardaki kanepe 175 kg ağırlığında, 40 metre uzunluğunda, yerleştirilmesi için gerekli alan ise 1000 m2 …
24 Mart 2011
“ BEGÜM10 “ DENEYİNDEN ÇIKAN KORKUNÇ SONUÇLAR …
Haberde bahsi geçen kitabı henüz almadım ancak içeriğini oldukça merak etmekteyim…
Yazar Barış Çiçek “Sesimi Duyan Var mı?” isimli kitabı çıkarmazdan önce bir deney yapmış.Zaten kitapla ilgilenmemin ilk sebebi bu oldu.
Sonuçlarını okurken tüylerimi ürperten hatta beni insanlıktan soğutan bir deney …
Yazar, internette çocuk ve gençlerin sıkça kullandığı sohbet sitelerinden birine giriş yapıyor.Kendisini 10 yaşında ilkokul 5. sınıf öğrencisi olarak tanıtıyor.Kullanıcı adını Begüm olarak belirleyen Çiçek, katılımcının yaşını da göstermek için 10 rakamını isme ekliyor.
Begüme’e ilk 10 dk.’da birebir pencereden 25 özel görüşme talebi geliyor.
28. dk’da talep sayısı 100’e ulaşıyor.
Bunların 43 tanesi ilk cümlesinde cinsel içerikli sözcükler kullanıyor.Bunun üzerine Begüm, özellikle bu 43 kişiye 10 yaşında olduğunu tekrar belirtiyor.Sadece bir kişi özür dileyerek bağlantısını kesiyor.Diğer penceredekiler görüşmeyi kesmediği gibi bağlantının kopmaması için olağanüstü çaba sarfediyorlar.
Hepsi büyük bir istekle 10 yaşındaki çocuğa cinsellik hakkında bilgi vermeye çalışıyor.
Çocuğu kendisine bağlamanın ilk adımlarını atan istismarcılarcılar içinde, çocuğun IP numarasını ve bilgisayarı kullandığı yerin ikametgahını tesbit etmeye çalışanlar bile çıkıyor…
Öte yandan istismarcıların hepsi erkek olmadığı, kadın istismarcıların erkeklerden çok daha tehlikeli olduğu yapılan yazışmalarda anlaşılıyor.
Türkiye’de cinsel istismar konusunda Akademik yayınlar olsa da bunların ailelerin çok kolay anlıyabileceği dilde yazılmadığını, kitabı bu amaçla çıkardığını anlatıyor Barış Çiçek…
Sonuçta bizler yetişkiniz, sanal ortamda yapılan her şeyin kontrolü elimizde fakat görüldüğü gibi çocuklarımız olabilecek tehlikelerden habersiz...
Kız olsun,erkek olsun hayattaki en değerli varlıklarımızın sapık zihniyetlerle böyle bir ortamda karşılaşıyor olması yeterince sinir bozucu.
Bu şartlarda çocuklarımızı interneti iyi ve doğru kullanması konusunda bilinçlendirmeli hatta gerektiğinde denetlenmeli diye düşünüyorum.
Yazar Barış Çiçek “Sesimi Duyan Var mı?” isimli kitabı çıkarmazdan önce bir deney yapmış.Zaten kitapla ilgilenmemin ilk sebebi bu oldu.
Sonuçlarını okurken tüylerimi ürperten hatta beni insanlıktan soğutan bir deney …
Yazar, internette çocuk ve gençlerin sıkça kullandığı sohbet sitelerinden birine giriş yapıyor.Kendisini 10 yaşında ilkokul 5. sınıf öğrencisi olarak tanıtıyor.Kullanıcı adını Begüm olarak belirleyen Çiçek, katılımcının yaşını da göstermek için 10 rakamını isme ekliyor.
Begüme’e ilk 10 dk.’da birebir pencereden 25 özel görüşme talebi geliyor.
28. dk’da talep sayısı 100’e ulaşıyor.
Bunların 43 tanesi ilk cümlesinde cinsel içerikli sözcükler kullanıyor.Bunun üzerine Begüm, özellikle bu 43 kişiye 10 yaşında olduğunu tekrar belirtiyor.Sadece bir kişi özür dileyerek bağlantısını kesiyor.Diğer penceredekiler görüşmeyi kesmediği gibi bağlantının kopmaması için olağanüstü çaba sarfediyorlar.
Hepsi büyük bir istekle 10 yaşındaki çocuğa cinsellik hakkında bilgi vermeye çalışıyor.
Çocuğu kendisine bağlamanın ilk adımlarını atan istismarcılarcılar içinde, çocuğun IP numarasını ve bilgisayarı kullandığı yerin ikametgahını tesbit etmeye çalışanlar bile çıkıyor…
Öte yandan istismarcıların hepsi erkek olmadığı, kadın istismarcıların erkeklerden çok daha tehlikeli olduğu yapılan yazışmalarda anlaşılıyor.
Türkiye’de cinsel istismar konusunda Akademik yayınlar olsa da bunların ailelerin çok kolay anlıyabileceği dilde yazılmadığını, kitabı bu amaçla çıkardığını anlatıyor Barış Çiçek…
Sonuçta bizler yetişkiniz, sanal ortamda yapılan her şeyin kontrolü elimizde fakat görüldüğü gibi çocuklarımız olabilecek tehlikelerden habersiz...
Kız olsun,erkek olsun hayattaki en değerli varlıklarımızın sapık zihniyetlerle böyle bir ortamda karşılaşıyor olması yeterince sinir bozucu.
Bu şartlarda çocuklarımızı interneti iyi ve doğru kullanması konusunda bilinçlendirmeli hatta gerektiğinde denetlenmeli diye düşünüyorum.
21 Mart 2011
GÜNÜN SÖZÜ ...
Birbirinden güzel paylaşımlarıyla hayata yön veren Ali Zafer Şapçı'nın bloğunda gördüğüm bir söz...
Yüreğime dokunan, sözün doğruluğuna inanan "beni " anlatan...
Şöyle demiş Ataol Behramoğlu;
"Anne gezindiğin bağ,baba yaslandığın dağdır.Ömrünün en güzel çağı annen ve babanla olandır."
Yüreğime dokunan, sözün doğruluğuna inanan "beni " anlatan...
Şöyle demiş Ataol Behramoğlu;
"Anne gezindiğin bağ,baba yaslandığın dağdır.Ömrünün en güzel çağı annen ve babanla olandır."
20 Mart 2011
TSUNAMİ DALGALARINI BEKLERKEN - Japonya 2011
Herşeyin dokuz dakikalık bir sürede değişmiş olmasına inanamıyorsunuz...
Waiting for the Tsunami - Japan 2011
Görüntünün sonlarında yaşanan dehşetten kameraman iyi kurtulmuş.
Waiting for the Tsunami - Japan 2011
ÖRDEK MARILYN ...
Doğa fotoğrafçısı Rainey Shuler, California 'nın kuzeyinde ki Soulsbyville'de bu görüntüyü yakalar...
Ördeği gördüğünde önce çok şaşırır, sanki kafasına peruk takmış gibi duran bu ördeğin Marilyn Monroe' ya olan benzerliğini fotoğraflar... :))
Kafasında oluşan yağ dokusu nedeniyle böyle bir görüntüye sahip...
Ansiklopedik bilgilerde genlerin mutasyona uğradığı böylece ördek cinsinde bir bozukluk olduğu anlatılıyor...
19 Mart 2011
PARGALI İBRAHİM PAŞA KİMDİ ?
Bugünkü Yunanistan’ın Parga kasabasında doğduğu tahmin edilen İbrahim Paşa, genç yaşta Şehzade Süleyman’ın hizmetine girmiş.Süleyman’ın tahta çıkışıyla önce hasodabaşı, 1523’te Sadrazam olmuş.Tam 13 yıl bu görevi sürmüş bu arada Hatice Sultan ile evlenmiş…
Belgrad, Rodos, Mısır ve Macaristan seferlerinde ön planda yer almış.Ancak Sultan Süleyman’a yakınlığı sayesinde kavuştuğu güç göze batmaya başlamış....
Hıristiyanlığı gizli yaşadığı, servet düşkünü olduğu konuşulmuş o dönemde …
İftar için saraya çağrıldığı 15 Mart 1536 gecesi bir sebep gösterilmeden boğdurulmuş.Hatta bazı kaynaklar Hürrem Sultan’ın Pargalıyı bahçede yakalattırıp boğazladığını gücü yetmeyince yanındaki askerlerden yardım aldığını anlatıyor…
Ölümünden sonra mal ve mülkünün büyük bölümüne el konulmuş.
Yani Hürrem gene yapmış yapacağını…
Belgrad, Rodos, Mısır ve Macaristan seferlerinde ön planda yer almış.Ancak Sultan Süleyman’a yakınlığı sayesinde kavuştuğu güç göze batmaya başlamış....
Hıristiyanlığı gizli yaşadığı, servet düşkünü olduğu konuşulmuş o dönemde …
İftar için saraya çağrıldığı 15 Mart 1536 gecesi bir sebep gösterilmeden boğdurulmuş.Hatta bazı kaynaklar Hürrem Sultan’ın Pargalıyı bahçede yakalattırıp boğazladığını gücü yetmeyince yanındaki askerlerden yardım aldığını anlatıyor…
Ölümünden sonra mal ve mülkünün büyük bölümüne el konulmuş.
Yani Hürrem gene yapmış yapacağını…
18 Mart 2011
VARSA ELİNDE EMANET, HER ZAMAN KENDİN TESLİM ET !!!
Ne zamandır görüşemedik kahveler içildi birşeyler yenildi sonra iki haftadır gözüm gibi baktığım ajandayı çıkardım çekmeceden...
"Aysel hanımcım size zahmet yan odanızda çalışan Selen hanım burada ajandasını unutmuştu, ona teslim edermisiniz?" dedim...
Bu ara uğramam için sebep yok o birime, aramızda bir hayli mesafe var hani gidiyorken götürür nasıl olsa diye düşündüm.
Bir kaç saat sonrada ajandayı aldı mı? diye aradım Selen'i...
"Malesef" dedi "Aysel hanım buraya gelirken markete uğramış ve orada unutmuş defteri, kısmet değilmiş napalım" ...
:-/ Şaşkınım ve suçluyum.
Emaneti kendim teslim etmeliydim...
BROOKLYN KÖPRÜSÜ - YIL 1914
Fotoğraf 1914 yılında köprü yapım aşamasındayken çekilmiş.
13 yıl devam eden bu serüvenin ilginç öyküsünü daha önce burada anlatmıştım...
13 yıl devam eden bu serüvenin ilginç öyküsünü daha önce burada anlatmıştım...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


