26 Mayıs 2011

ELEKTRİKLİ BATTANİYE PİTONUN MİDESİNDEN NASIL ÇIKARTILDI ?

Los Angeles -West Esplanade Veteriner Kliniğinde, yaklaşık 4 metre uzunluğundaki piton ameliyata alınmış.



Operasyon öncesi çekilen filmde görülen ince teller tahminleri kuvvetlendirmiş.Dev yılanın midesinden bir elektrikli battaniye çıkartılmış.


Daha önce pitonun hasta olduğu ve koruma amaçlı altına serilen battaniyeyi yuttuğu anlaşılmış.Ameliyatı yapan Dr.Rich küçük yılanlarda böyle bir sorunun yaşanmadığını ancak dev boyutlardaki yılanların kafeslerine bu tür malzemelerin koyulmaması gerektiğini anlatmış.




RENKLİ BİR YAŞAM İSTİYORUM ...

Çekimler müthiş !  PJ Taylor web sitesi burada

05.07.08 : Rainbow House On Clipper St.

25 Mayıs 2011

"BİR GRİPİN AL BİR ŞEYİN KALMAZ " :))

Eskilerin vazgeçilmez ağrı kesicisi Gripin’i 1935 yılında üretmiş Ecz. Necip Akar.O kış bütün memleketi bir grip salgını sarmış herkesi yataklara düşürmüş.Kolları sıvayan Necip Akar,içinde “grip” kelimesi geçen, en çabuk tedavi eden, pratik, ucuz bu tek paketi satışa sunmuş.


Soğuk algınlığına, romatizmal ağrılara iyi geldiği fark edilince ilgi günden güne artmış o küçük pakete.”Bir gripin al bir şeyin kalmaz” slogan haline gelmeye başlamış.Sıtmanın kol gezdiği yıllarda halk,kininli gripini ilaç olarak kullanmaya başlamış.En ücra köşelerde bile bulunması satışları adeta rekor seviyelere ulaştırmış.


Aradan onca yıl geçmiş ama sadık müşterileri sayesinde Gripin hala eczanelerde en çok tercih edilen ilaçlardan biri olmuş...


GÜZEL BİR GÜN DİLEĞİYLE ...

:)) Bu kardeşi, ablasının resmi  burada...

24 Mayıs 2011

BU SEFER SEVİNÇTEN AĞLADIM ...

Hayatımda bir ilk yaşandı Pazar günü, önce müthiş bir heyecan vardı üstümde bir telaş bir koşuşturma...
Sonrasında büyük bir mutluluk,gururlanma ve ardından gözyaşları...
Minik bebeğim yıl sonu müsameresinde tahmin ettiğimden daha üst bir performans gösterdi hatta beni bayağa şaşırttı.
Anne -Baba olmanın mutluluğu tarif edilemiyor...
Bu duyguyu herkesin yaşamasını diliyorum.

Bizler mışıl mışıl uyurken, sanal ortamda neler oluyor ?

Serhat Ayan'ın  milliyet.com.tr haberi

İNTERNETTE SANSÜR YOK AMA 1 MİLYON SİTE YASAKLI! KİMLER FİLTREYE TAKILDI?

23 Mayıs 2011

MOR ...

 O kadar güzel duruyorlardı ki,beni yolumdan alıkoydular. :))

NE DEMİŞ ?

"Biz çocukken çok dayak yedik.Zaten dayak o dönemin eğitim biçimiydi; Dolasıyla farkında değildik dayak yediğimizin.Çünkü herkes dayağını yemiş,okula öyle gelmiş olurdu." demiş Şener Şen.

BİR FİNCAN KAHVENİN KIRK YIL HATIRI VAR.


21 Mayıs 2011

TEK CÜMLEDE HAFTANIN ÖZETİ ...

Kimseyi kırmayayım diyorum ; bir de bakmışım ben paramparçayım!


Brigitte Bardot- 1963

SAYILARLA


2008 yılında Türkiye'de 8 milyon 83 bin trafik cezası  kesilmiş.
Rakam az gibi görünebilir ancak 2008 yılındaki verilere göre trafiğe kayıtlı araç sayısı 10 milyon 204 bin 868 miş. :-o 

( görüntü yurtdışından )

20 Mayıs 2011

BİR ZAMANLAR EŞEKLE GEZEN BİR KÜTÜPHANECİ VARDI …

Kültür mirası hikayeleri bulup çıkarmak çokta kolay olmuyor.Bilinmeyen ya da daha önce fazla duyulmayan  olayları aramaktan ziyade bunun için  zamanda  gerekiyor çünkü o hikayenin nerede ve ne zaman karşınıza çıkacağı belli olmuyor…

Eşekli Kütüphaneciyi bende yeni duyuyorum ve sizlere anlatmak için sabırsızlanıyorum çünkü okumayı teşfik etmek adına neler yapılmış bilinsin istiyorum.


~~~~~~~~

1943 yılında  Ürgüp Tahsin Ağa kütüphanesine  yirmi üç yaşında Mustafa Güzelgöz isminde bir memur atanır ancak kütüphanenin durumu içler acısıdır, bakımsızdır ve  geleni gideni yoktur.


Kütüphaneyi faaliyete geçirmek isteyen Mustafa Güzelgöz, önce başka illerdeki Ürgüp’lü kişilere mektuplar yazar.Kısa sürede kütüphaneye yeni kitap bağışları gelmeye başlar.Bu arada halkı kitapla buluşturmak isteyen genç memur bürokratları zorla ikna ederek bir eşek alır.İki tane sandık yaptırıp, içine kalınlığına göre 180- 200 adet kitap  yerleştirip başlar köy köy dolaşmaya…

Kütüphaneye de “sadece Pazartesi ve Cuma günleri açığız” yazısını asar.Eşeği Yüksel’le gezmeye devam eden kütüphaneciyi çocuklar alkışlarla karşılar.Zamanla insanlar kütüphaneye gelmeye başlar, ancak kadınların uğramaması üzer Mustafa Güzelgöz’ü onun içinde bir formül bulur.Zenith  ve Singer  firmalarına  mektup yazıp isimlerininin kütüphaneye yazılması karşılığında dikiş makinası  gönderilmesini rica eder.Toplam 10 adet dikiş makinası gelir.Salı günlerini kadınlar günü yapar ki kadınlar makinaları kullanmak için kütüphaneye gelmeye başlar.Zamanla kalabalık artar,sıra bekleyen kadınların eline okusunlar diye birer kitap verir …

Yaptığı çalışmalar dönemin Amerikan Elçisi tarafından duyulur ki destek amacıyla “Amerikan Barış Gönüllüleri”  kütüphaneye bir jeep hediye eder.Elçi bizzat gelerek jeepi Güzelgöz’e teslim eder…

Okuma –Yazma kurslarına destek, Halıcılık kurslarının başlatılması, Tarım Satış kooperatifinin kurulması derken “görevini ihmal ettiği ve görev tanımı  dışında davrandığı” gerekçesiyle hakkında soruşturma açılır.Bu durum karşısında çok üzülen Mustafa Güzelgöz, emekliye ayrılır…

Ardında 85 bin cilt kitap ve 12 kütüphane bırakan eşekli kütüphaneci 2005 yılında vefat eder.Ölümünden sonra Ürgüp’e heykeli dikilir…


DALİ YÜRÜYÜŞTE ...

Hayata bakış açısındaki farklılığı her haliyle hissettirmiş  Salvador Dali, mesela evcil hayvan niyetine " karınca yiyen " beslemiş.:))


19 Mayıs 2011

MARJİNAL

GÜNE DAİR...

Fotoğrafları daha önce çekmiştim yayınlamak bu özel güne kısmet oldu.

İsmet İnönü'nün mezar taşında şöyle yazıyor.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~




Bizi bu nadide toprakların sahibi kılan, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını  19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı vesilesiyle anıyorum.

NE DEMİŞ?


Usta oyuncu Can Gürzap güzelliğin tanımını şöyle yapmış.
"Dünyanın en güzel kadını bile olsa, konuşamıyorsa, elini kolunu kullanamıyorsa, yürüyemiyorsa, göz teması kuramıyorsa o kadının güzelliğinin hiçbir anlamı kalmaz."

18 Mayıs 2011

1978 ELELE DERGİSİNDEN REKLAMLAR...

Lıkır lıkır içtiğimiz Mis Süt vardı çocukluğumda, hala var mı bilmiyorum?



Arap bacı olmanızı garantileyen güneş kremi Delial...


  

Banu Alkan'ın burada 16 yaşında olduğunu farzetsek, işte gerisini siz hesaplayın :))


    

GÖKKUŞAĞININ ALTINDAN GEÇSEK ...


BETA

Kurbağa,su kaplumbağası,kuş, tavşan derken bir dönem beta cinsi balık besledim hem de epey bir süre.
Adını "Efsane" koymuştum.(sahne adı gibi :)) En sevdiğim şey zaman zaman onu kızdırmaktı.Akvaryuma aynayı yaklaştırdığımda kendi görüntüsüyle kavga ederdi.Besleyenler bilir betalar hırçın olur ve tek yaşarlar.

Benim baktığım bordo renkliydi bu renkte olanını ilk defa görüyorum...


15 Mayıs 2011

BİR KÜSKÜN BLOGCU ...

Zahmetle seçip kolajladığım  yazımı geri yüklemiş blogger yutmamış yani, yorumları silmiş ama buna da şükür diyelim.Gerçi dün Reader'da görünüyordu yazılar fotoları oradan kaydettim.
Blog yedeklemesini de en son iki ay önce yapmışım yeni farkettim.Oysa sık sık yedek alırım  yoğunluktan unutmuşum demek ki...
Neyse tüm bu olanlara rağmen yinede kızgınlığım tam geçmiş değil.
Her ne kadar ben  çalışıyor olsamda, herkese güzel bir  tatil günü diliyorum..



"Hayaller ve gerçekler yarışır. Hayaller hep önden gider; ama her zaman gerçekler kazanır".

13 Mayıs 2011

KABAK TADI VERDİN BLOGGER ...

KAPANDI AÇILDI, YOK DAHA AÇILMADI...
ACABA AÇILDI MI? NİYE AÇILMADI ?
SORUN VAR  ŞU AN KAPALI DERKEN İYİCE KABAK TADI VERDİN BE GÜZELİM...
BURADA HOŞ ŞEYLER  PAYLAŞMAK İSTERKEN OLACAK İŞ Mİ ŞİMDİ?
BAK DÜN GİRDİĞİM YAZILARI DA SİLMİŞSİN...
İYİSİN,GÜZELSİN, BÜYÜKSÜN, BU İŞTE UZMANSIN DİYE SENİ SEÇTİM, EHHH  ÇOCUK DA DEĞİLİM  BU TÜR OYUNLARA  VAKTİM YOK ...
YAZMAYI DÜŞÜNMÜYORUM ARTIK ÇÜNKÜ İÇİMDEN GELMİYOR ...

*ayakkabıları hoşuma gittiği için ekledim.

12 Mayıs 2011

YAZA MERHABA ...

Güne çiçek kokuları içinde ve su sesini dinleyerek başlamak iyi geldi.Köyün sakinliği bir yandan çocukların neşesi moral oldu.Yaza ilk "merhaba"mızı gönderdik...

İki gün önce Ankara güneşliydi,bugünse yağmurlu....





                                           

11 Mayıs 2011

GOOGLE DOODLE ...




Martha Graham kimdir bilmiyordum ama Google'ın bugün için hazırladığı  doodle müthiş olmuş.:))

Hatta bugüne kadar hazırladıklarının içinde en çok bunu sevdim.

Bize ait özel gün tasarımları  yurtdışında yayınlanmıyor diye biliyorum ama ben onlarında bizim kültürümüzü tanımasından yanayım.Mesela Hz. Mevlana için böyle bir şey tasarlanabilir.Çokta iyi olur...

10 Mayıs 2011

09 Mayıs 2011

YILAN NEDEN TIP SEMBOLÜDÜR ?


Tıp kelimesi kaynağını eski Mısır şehir TEB (Thebai)’den alıyor.

TEB şehri o dönemde Mısır’ın en önemli tıp merkezlerinden biri ve geleneksel inanışa göre Teb şehrinin simgesi yılan kabul ediliyor.

Sanat tarihi eserlerinde yılanın ilk defa tıp sembolü olarak kullanılması ise Sümerlere dayanıyor.Sembolde yaşam ağacına sarılı bir dişi bir erkek yılan görülüyor.Bu sembolde sopa yaşamı,yılanlar ise (kadın –erkek ) gençliği temsil ediyor.

Yunan mitolojisinde tanrı Zeus’un önce öldürüp sonra Tıp tanrısı ilan ettiği Asklepios,tıp sembolündeki asaya sarılmış yılanla bütünleştirilmiş.
Asklepios’a göre hekim yılan gibi olmalı sırrını kimseye söylememeli,sabır ve sükun içinde çalışmalıdır…

İslam ülkelerindeki kıssalarda ise Lokman Hekim,ölümsüzlüğü keşfettiği formülünü heyecanla geçtiği köprüden düşürüyor.Otlar Lokman Hekim geri alamadan bir yılan tarafından  yeniliyor.Yılan o günden sonra  yaşama gücünü ve sağlığı temsil ediyor…

Yılanlı sembol, bugün tüm dünyada sağlık bilimlerini (hekimlik,diş hekimliği,eczacılık ve veterinerliği ) temsil ediyor…

SAYILARLA ...

Siyasi bir programda, konuk koltuğunda oturan oyuncu Lale Mansur'a sorulmuş o da  "Bence Türkiye'de ki en önemli sorun işsizlik falan değil" demişti.Bu cümleyi unutmuyor olmamın sebebi sonrasında anlattıklarıdır elbet...


Neyse lafı uzatmayalım, Milliyet'in şuradaki haberine göre; Ocak 2011 itibariyle Türkiye'de işsiz sayısı 25 ilin nüfus toplamına ulaşmış...


İzleyici gözüyle bunu okuyunca o programramda ki konuşmaları hatırladım...


ANNE ÖRÜMCEK ...

Hayretler içinde izledim. :-o

08 Mayıs 2011

Çekici elinde pusulası belinde Domatesi ezilmiş çantasının dibinde…

Başlık, öğrencilik yıllarımdan kalan  küçük bir anı.Aslında epey uzun bir şarkı, tamamı dönem arkadaşlarımla birlikte yazılmıştı,ekmeğini taştan çıkaran jeologlara ithafen.:))
"Kızılcıklar oldu mu?" şarkısının müziğini  kullandığımız da süper bir şey çıkmıştı ortaya daha dün gibi...

İşte o çalışmalar esnasında özenle toplanan numuneler zamanla birikti,içlerinden en güzelleri ayrıldı küçük bir kolleksiyon oluşturuldu fakat bugüne kadar bunları blogda sergileme düşüncesi olmadı bende...

Jeoloji çalışma alanı geniş bir bilim dalıdır.Her ne kadar ülkemizde değer görmese de,gelişmiş ülkelerde bakanlıkları kurulmuştur...

Bu bilime dair güzellikleri sınavlar esnasında görmeniz pek mümkün olmasa da :)) mezuniyet sonrası  daha bilinçli ve akılcı davranmanız olasıdır...

Daha fazla sizi sıkmadan sadede geleyim, her ne kadar bugüne kadar değinmemiş olsam da kayıtsız kalamadım, nette karşıma çıkan bu şahane ve de nadide mineralden bahsetmek istedim...

Görmediğim birşey hakkında, hele de fotoğraf üzerinde yorum yapmak zorladı beni.Tahminlerse tutmadı ne yalan söyliyim.Sosyal hayatım ve çocuktan sonra kalan zamanda yapılan aramalar bir kaç gün sürdü, katkılarından dolayı  Pakous'a buradan teşekkür ederim. 


Moissanite isimli mineral daha önce belirttiğim gibi doğada nadir bulunuyor. Mücevher yapımının yanı sıra kurşun geçirmez yelekler, LED ışıklandırma sistemleri, nükleer yakıt üretimi  ve otomotiv sanayiinde kullanılıyor.

GÜNÜN SÖZÜ ...

Ana başa taç imiş 

Her derde ilaç imiş 

Bir evlat pir olsa da 

Anaya muhtaç imiş.



Yüreği anne kalbiyle çarpan herkesin günü kutlu olsun !

foto.Wardom.com

07 Mayıs 2011

05 Mayıs 2011

BİR DÖNEMİN EVCİL TAŞ ÇILGINLIĞI ...

Yaşanmış ilginç bir hikaye ile  gene karşınızdayım arkadaşlar.

Yıl  1975...
Amerikalı reklamcı Gary Dahl bir gece arkadaşlarıyla evde oturmuş sohbet ederken konu evcil hayvanlara geliyor.Dahl  kedi, köpek, kuş  vb. hayvanları  beslemenin zahmetli ve masraflı bir iş olduğunu söylüyor.Ardından söz gelişi “taş” beslemenin kolaylıklarından bahsediyor.Arkadaşları bu “müthiş” fikir karşısında epey gülüyor…

Gary Dahl  sonraki haftalar çalışmalara koyulup önce evcil taş eğitimini anlatan bir kılavuz hazırlıyor. 36 sayfalık kitap iki hafta da tamamlanıyor …

Daha sonra bir yapı markete giden Dahl en pahalı taşı satın alıyor.Gri renkli ve oval  yapıda seçilen bu taşı önce karton bir kutuya koyuyor.Tıpkı kedi-köpeklerin taşındığı kafes çantalar gibi çevresine delikler açıyor,içine saman koyup  üzerine taşı yerleştiriyor.Eğitim kataloğuyla birlikte projesini satışa hazır hale getiriyor…




1975 yılının Ağustos ayında iki hediye mağazası ile anlaşıyor.Evcil taş ile ilgili Newsweek dergisinde yarım sayfalık bir yazı yayınlanınca olanlar oluyor.Satışlarda patlama yaşanıyor.Günde on bin satış rakamını gören mağazalar ,en  güzel  çakıl yarışmaları düzenliyor,taşlara nasıl daha iyi bakılacağı konusunda dergiler çıkartıyor, ölen taşları ücretsiz gömüyor…

Bu çılgınlık yaklaşık bir sene böyle devam ediyor…

Satış rakamları bir  milyonu geçiyor geçmesine de yavaş yavaş trend düşüyor.Evcil taş projesiyle   Gary Dahl  3 milyon dolarlık servet ediniyor….




 foto .kynk.

BLOGLAMAYA NASIL BAŞLADIM ? (mim)

Blog dünyasının bana kazandırdığı nadide dostlardan  HobiCoffee, bloglamaya nasıl başladığımı sormuş.Aslında daha önce  anlatmıştım bana göre çokta ilginç olmuştu.O dönemde nette geçirdiğim zaman kısıtlıydı.Fakülte yıllarından çok sevdiğim oda arkadaşımı aramış,bir türlü bulamamıştım...


Müthiş bir tesadüf  neticesinde karşılaşmamız, bir süre onu bloğundan takip etmem, mailler telefonlar derken  2007 yılında ilk bloğumu açmış oldum.Paylaşımlarım hamilelik ve annelik üzerineydi ve  ben sıkıntılı bir dönemden geçiyordum."Neden başka bir blog daha açmıyorsun? Eminim kendini anlatmak daha iyi gelicektir." deyince bu blogda açılmış oldu.Gerçekten de yazmak iyi geldi, ilgimi çeken  şeyleri paylaşmak geçici olsada sıkıntılarımı unutturdu, bir çok yeni arkadaş edindim.


babe


Bir aksilik çıkmazsa, herhangi bir yasak ya da engel gelmezse yazmaya devam etmeyi düşünüyorum çünkü burada çok eğleniyorum,yeni şeyler öğreniyor yeni dostluklar ediniyorum...


Şayet anlatmak isterlerse bende Sevgili Özii'nin,  Mit'in ve GeCe'nin nasıl başladığını merak ediyorum.

04 Mayıs 2011

TESTİ ...




Dolu bir testi idim ben,

Baş aşağı ettiniz beni;

Eh, boşalıverdim derken…

İyi mi ettiniz yani?

Sevgiler vardı içimde

Ezgiler vardı, iyilikler…

Boşaltıverdiniz, hem de

Düşürüp kırmaktan beter.

Hoş, yine bir testiyim ben,

Yine varım ama bomboş…


Ahmet Muhip Dıranas

SEN MİSİN AYARLARI DEĞİŞTİRİP,BLOGLARA GİREN ? AL SANA İNTERNETİ YASAKLIYORUM...

Sen !! boşu boşuna yeni blog açma,

Sen!! boşu boşuna yeni yazı yazma hazırlığı yapma,

Sen!! boşu boşuna uğraşma işte

İkinci dalga geliyor, yasa çıktı.

Filitrelerden geçersen amenna...

Yoksa  22 Ağustos'a  kadar

"Sen Yana Ben Cama,

İkimizin Resmini Çıkarsınlar Yan Yana....
Haber  Detay....


* Üzülmeyelim,22 Ağustos'tan sonra klavyelerimizi saksı niyetine kullanabiliriz...