07 Mart 2010

"DERSE DEVAM ÇOCUKLAR..."

Müdür muavini Vahit Başar’ın okula geç gelenlere bir cezası vardır.Ya 5 liralık Kızılay pulu ya da avuca 10 defa cetvel cezası…
Yine yakalamıştır geç gelen öğrenciyi sorar.”Kızılay pulu ile bağış mı yapmak istersin? Yoksa cetvel ile dayak mı ? Öğrenci bakar cebinde 3 lira…
“Hocam” der “3 liralık Kızılay pulu üstüne de 2 liralık cetvel cezası”… :)

Photobucket

Kabataş Lisesinin eski Fizik hocalarındandır Vahit Başar,öğrencileri enteresan kişiliği ile onu hatırlar.Ölmeden önce bir vasiyeti vardır mezartaşına yazılmak üzere...

“Ben öğretmenim,öldükten sonrada derse devam ederim” dercesine...

Beğendim ve paylaştım...
Photobucket

06 Mart 2010

BURASI ANKARA...

Yurt genelinde hava kapalı her yerde yağış var ama Ankara zaten hep böyle...Hadi haksızlık etmiyelim yazları hariç tutalım. :))

Yağmurlu güne yakışan bir şarkı seçtim.Herkese iyi haftasonları diliyorum...

kynk.

Alexander Rybak-If you were gone

27 Şubat 2010

Llanfairpwllgwyngyllgogerychwyrndrobwllllantysiliogogogoch...

Geçen yıl bu zamanlar yayınladığım ve adını “Şemsi Paşa Pasajı” verdiğim bir fotoğraftı, tabi şakadan ibaret değilmiş yeni görüyorum…
İngiltere’nin Galler bölgesinde “dünyanın en uzun isimli tren istasyonunun” adı bu… :)) Tam 58 harften oluşuyor.

Bilet gişesinde istasyon adını söylerken kaç kişi treni kaçırdı bilinmez,İlgililer daha fazla yanlışlık yapılmasını önlemek için harf sayısını 20’ye indirmek zorunda kalmış…Ehh iyide olmuş.

Photobucket

Bu ismin başka bir özelliği de dünyanın en uzun internet sitesi alan adına sahip olması.1999 yılından önce en fazla 26 karaktere kadar internet alan adı alınabiliyormuş.Arada tire olmadan, tek kelime halinde 21 Ekim 1999 ‘da bu isim tescillenmiş…

Photobucket

Gelelim bu sıra dışı ismin anlamına…
“Aziz Tsilio’daki kırmızı mağaranın yakınlarında hızla dönen kasırga rüzgarlarının ortasında beyaz ceviz ağaçlarının yer aldığı çukurluktaki Kutsal Meryem kilisesi”


Ne diyelim,yabancı kültürleri anlamak bazen zor oluyor...:))

Photobucket



foto. 1 2 3 4
*bu yazım kaynak belirtilmeden hayatname.com üyesi tarafından kopyalanmıştır.

23 Şubat 2010

STOCKHOLM SENDROMU NEDİR ?

1973 yılında İsveç’in başkenti Stockholm’de yaşanan banka soygunu altı gün boyunca devam eder…
Bu süre içinde soyguncu bir kadınıda rehin alır…
Kadın rehine, geçen altı günün sonunda soyguncuya duygusal olarak bağlandığını kabul eder,hatta şikayetçi olmadan onu savunur…
Başkasıyla nişanlı olmasına rağmen nişanlısını terkeder,hapisten çıkana kadar banka soyguncusunu bekler…

~~~~~~

Bu psikolojik durumu Psikiyatr Nils Bejerot “Rehinenin kendisini rehin alan kişiye duygusal anlamda bağlanması” olarak tanımlar ve olaya “Stockholm Sendromu” adını verir…
~~~~~~

Stockholm Sendromu birçok rehine olayında yaşanmış, Hollywood filmlerine konu olmuştur…
Photobucket

22 Şubat 2010

HOSTES GELMEDEN UÇAĞA BİNEMEZSİN…

“Demek ki bekletilme sebebimiz sadece hava muhalefeti ya da uçağın hazırlanması değilmiş “ dedim paragrafı okurken…
Yolcu gözüyle okuyunca “yok olmaz öyle şey “ diyorsunuz ama siz istediğiniz kadar söylenin kurallar ne gerektiriyorsa o yapılıyor…
Önce olaydan kısaca bahsedelim…


Photobucket

Milano-İstanbul seferine çıkmaya hazırlanan Alitalia Hava Yollarına ait uçakta görevli hosteslerden birinin gelmediği anlaşılmış.Yedek hosteste bulunamayınca, yolculardan dört kişi uçağa alınmamış,tabii tartışma kaçınılmaz olmuş.Hostes gelmediyse bunda yolcunun suçu ne?diyebilirsiniz.

Havacılık kuralları gereği yolcu uçaklarında görevlendirilecek memur sayısı, yolcu kapasitesi ve acil çıkış kapı sayısına göre önceden belirlenmiş.Buna göre her 50 yolcu başına bir hostes görevlendirilmesi esas alınmış.Tahmin edildiği üzere acil durumlarda yolcuların uçaktan tahliyesi için gerekli zamanı memurların iyi kullanması gerekiyor.Örneğin 175 yolcu kapasiteli ve 4 adet acil çıkış kapısı olan bir uçakta 4 kabin memurunun görevlendirilmesi zorunlu kılınmış…
Yukarıdaki olayda tahmini ya 104 ya da 154 yolcu olduğu, 4 yolcu indirilerek sayının orantılandığı, hava yolu şirketi kusurlu bulunsa da uçuş kurallarını aynen yerine getirdiğini anlatmış Güntay Şimşek -Airport adlı köşesinde…


foto.

“GDO”ÇIKTI MERTLİK BOZULDU…

Uzun yıllar bahçede domates ,biber,limon vs..yetiştirince haliyle öğreniyorsunuz doğalı nasıl olur?Görüntüsü,lezzeti, varsa kokusu…Tabi herkes aynı imkana ve de sabıra sahip olmayabilir…
Şimdi bu imkan yok.Malum apartman hayatı bahçede sadece çim var...


Bu “GDO” (Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar) çıktığından beri almıyorum.Hele ki o adım başı bardakta satılan mısırı asla…
Oysa kızım bayılıyordu. :(
Yaz bir gelse…
Biber & domates yemeyi özledim… :(


Photobucket



19 Şubat 2010

"HER EVLİLİĞİN TEMELİNDE BOMBA VARDIR…"

Usta tiyatrocu Can Gürzap’a evliliklerle ilgili düşüncesini sormuşlar.
O da, “Her evliliğin temelinde muhakkak bir bomba vardır.O bombanın patlayıp patlamayacağını çiftlerin karakter yapısı ve yetiştirilme tarzı belirler…” demiş…
~ ~~ ~~ ~
Okurken 5-6 sene öncesine gittim...
Kaptan’ın kuzeni nikaha saatler kala yengesiyle sohbete dalmış.Kafası belli ki karışık …
”Yengecim ne dersin? zaman geçtikçe evlilikler daha da oturuyor değil mi? Mesela kızın evleneli beş sene oldu.Sence ilk günlerden bugüne bir fark yok mu? diye sormuş…
Yengesi de “Valla evlilik bu hiç belli olmaz,bazen oturur bazen de ayaklanır” diye karşılık vermiş…
~ ~~ ~~ ~
:)) Bekarlar için merak konusu olabiliyor. Aslında hepimiz yaşayarak öğreniyoruz.Kimse baştan ne olduğunu bilmiyor.Konuyla ilgili kafanızın karışık olduğunu düşünüyorsanız büyüklerinizin deneyimlerinden yararlanabilirsiniz.Bence mantıklısı bu...