yeme-içme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yeme-içme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Şubat 2015 Pazartesi

Siyah Pirinçten Pilav Denemesi


Epey zaman önce merak ederek aldığımız siyah pirinci nihayet pişirme fırsatı buldum.Öncelikle görüntü olarak beyaz pirinç kadar güzel görünmediğini kabul ediyorum.Çünkü yemeğin önce güzel görünmesi, iştah açması gerekiyor benim için.Nitekim kızımda renginden dolayı çok severekte yemedi.Ancak siyah pirincin beyaz pirince göre şeker miktarı oldukça düşük yani oldukça sağlıklı.

İçeriğinde güçlü antioksidan, yüksek protein, diyet lif ve mineral bakımından zengin.GDO'suz ve Glutensiz bu pirincin tadı daha çok bulgur pilavını anımsatıyor.

Ben son anda yapmaya karar verdiğim için ılık suda fazla bekletemedim.Aslında pişmeden önce birkaç kere yıkanıp süzülmesi ve 1,5 saat suda bekletilmesi gerekiyor.

Pişirirken içine önce şehriye de kavurdum ancak o da siyah pirincin rengiyle daha siyah bir renk alarak kayboldu gitti.Eğer misafirlerinize sunum yapmayı düşünürseniz şehriyeyi ya da iki renkli olsun diye beyaz pirinci ayrı bir yerde pişirip en son ikisini karıştırmanızı öneririm.

Yine pişirirken daha lezzetli olsun diye tereyağ kullandım.Ancak miktarı az tuttuğum için tereyağ tadını pek alamadığımı da eklemek isterim.Pişrme şekli aynı beyaz pirinç pilavı gibi sadece süresi biraz daha uzun sürüyor.

Haaa bu arada uzakdoğuda çok eskiden beri kullanılan kıymetli bir pirinçmiş ki, sadece zenginler yiyebilsin diye ismi "yasak pirinç" olarak anılıyormuş.

Sizde merak edip yapmak isterseniz bu pirinci Migros'lar da bulabilirsiniz. 




*************
Diğer sosyal ağlardan takip için;

6 Kasım 2014 Perşembe

Haftanın Ganimetleri ve Sarımsaklı Ekmek Denemesi


Şükrederek güne başlıyorum, uzun yıllardır olmadığım kadar iyi hissediyorum kendimi.♥♥
Evet "ha bugün,ha yarın" derken blogu fazla güncelleyemiyorum ama onun da orada olduğunu, yazmamı beklediğini biliyorum.

Geçen hafta içinde annemler sezonu kapatarak İzmir'den dönüş yaptılar.Gelirken bahçemizin limon ve narlarını toplayıp getirdiler. 
Bebek limonlarımız mini mini ama hepsinin tadı yerinde.
Nar ağacını ise 15 yıl önce bizim Kaptan dikmişti.
"Nasıl bir duygu kendi diktiğin ağacın meyvesini yemek?" diye sordum.Küçücük bir saksıda gelmişti eve hatırlıyorum.
Şimdi tabağa bakarken duygulanıyorum.



Mutfak denemelerine devam ediyorum.Annem evrim geçirdiğimi söyleyip duruyor. :)

Facebook'ta meşhur bir görseldi bu, ne zamandır da aklımdaydı.Basit bir tarif Sarımsaklı ekmek tadı gerçekten güzel oldu.

Sosunu karıştırma ve dağitma işlemini bizim prenses yaptı.Ekmeği fotoğraftaki gibi kestim ancak tabanını bölmeden sadece üstten dilimledim. 

Şimdi ilk tecrübe sonuçları; bir daha ki sefere yeşil malzeme daha az ( taze nane-taze soğan-maydanoz), kaşar daha bol olucak.
Zeytinyağ, dövülmüş sarımsak ve baharatlarla hazırlanan sos, üç seferde dağıtılacak. 
İç malzeme konulmadan önce - malzemeler konulduktan sonra ve piştikten sonra. 
230 derece fırında 15.dk 'da pişti, ben kepek ekmek kullandım bu arada...


En kısa zamanda tekrar görüşmek dileğiyle ♥ Dostlukla kalın.

Diğer sosyal ağlardan beni takip için;

15 Ekim 2014 Çarşamba

Artik kendimi Emine Beder gibi hissediyorum. :)


Sormayın dostlar, bu ara evrim geçiriyorum desem yeridir.
Bunun adına yenilenme mi? yoksa farklı birşeyler deneme isteği mi? 
ne derseniz artık bilemiyorum.

Bu arada yemek bloğuna dönüş yapmayacağımı da hemen belirteyim.
Sadece beğenimi paylaşmak azıcıkta tecrübeleri aktarma çabasındayım.
Hâlâ diyette olup kendini mutfağa vermek garip onu da biliyorum.
Sistem böyle işledi bende.Yapıyorum, azıcık tadına bakıyorum diyelim.

Herkesin denediği benimde çok merak ettiğim ve tarifini 
Sevgili Smilena'dan aldığım oldukça hafif bir tatlı Çilekli Magnolia.

Ben size nasıl yaptığımı anlatmayacağım sadece acemi bir ahçı olarak 
bir-iki ek yapmak istiyorum.
Ölçüleri ve yapılışını burada bulabilirsiniz.

Çilekli Magnolia aslında yaza yakışır bir tatlı.
Çünkü orjinali çilekli ve çileği bu mevsimde bulmak biraz zor oldu söyliyeyim.
Herşeye rağmen çilek bulamazsanız muz ile de bu tatlıyı denemek mümkün.

Sevgili Smilena  tarifinde krema yerine krem şanti kullanmış.
Şantiyi daha çok sevmeme rağmen ben krema ile yaptım.
İlk deneme başarılı olmadı malesef  muhallebi kıvamını tutmayıp 
koyulaşmadığı için dökmek zorunda kaldım.
Sanıyorum karışımı iyice çırpmadım ondan oldu.

İkinci denemede muhallebi malzemelerini mikserle iyice çırptım 
ve kaynarken devamlı karıştırdım.
Muhallebi kıvamını tutunca ılımaya bıraktım ve en son kremayı azar azar dökerek 
muhallebiye son şeklini verdim.

Kullandığım bardaklar oldukça büyüktü.
1lt sütten 6 bardak çıktı.
Bir daha ki sefere kullanacağım kapları küçültmeyi düşünüyorum çünkü tatlı miktarı fazla geldi.

Şekeri de kendi isteğinize göre ayarlayabilirsiniz.
Ben 1 bardak ölçüsünden biraz daha az kullandım.
Diğer ölçülerden un ve nişastayı dolu dolu çorba kaşığı olarak ekledim.

Newyork'ta ünlü bir pastanenin spesiyal tatlısıymış.
Herkese tavsiye ediyorum bende.
Mutfağa girin ve içinizdeki ahçı ruhunu ortaya çıkartın derim. (:

-----------------------
Diğer sosyal ağlardan takip için;

30 Eylül 2014 Salı

Mutfakta Gelişmeler Var

Bu ara bana bir haller oldu.Farklı birşeyler yapmak istiyorum demek ki.
Mutfaktayım sürekli...

Blogun tarihinde de yok zaten açıp bakabilirsiniz.
Yemek yapma yeteneğimde oldukça zayıf.Benim ki bakmalık ve de yemelik aslında.



Yasemin çayı içiyorum artık, nescafeye ara vermiş değilim ama rahatlamak için bu da çok iyi geliyor.

Balık sezonunu tekrar açtık.
Hava sıcaklıkları düştü, tüketimi fazlalaştırma zamanı...

Bal ise hâlâ rizikolu, güvenmediğim markaları tercih etmiyorum.


Bir gezide topladığım defne yapraklarını kuruttum ilk defa balık yaparken kullanmak için.

Bir kısmını arkadaşlarıma dağıttım kalanı da yarı yarıya kız kardeşim için böldüm.O çok sever böyle şeyleri...


Bloglar arası gezintide görüp özenmiştim bu kırmızı etli biber sarmasını ilk defa yaptım.
Sanırım fena olmadı görüntüsü...

Kışın gelişi ile vitamin takviyesi yapıyoruz kuru kayısıların eşliğinde...
Aşırıya kaçmadan tabii.
Sıkılmış meyve sularını bile artık tavsiye etmiyorlar biliyorsunuz.Şeker seviyesini aniden yükselttiği ve karaciğeri yağlandırdığı için.

"Kilo alıcam" korkusunu da biraz  attım.Diyete de devam ediyorum.
Şu an 12 kilo verdim ve oldukça da rahatladım.
Ertelemeden ve de kiloları biriktirmeden kilo verilmesini  tavsiye ederim.
Pazartesi değil  "kilo vermeye hemen başlanmalı...

Şimdilik benden bu kadar.
Sevgiyle ve Dostlukla kalın. ♥♥

-------------------------
Diğer sosyal ağlardan takip için;

27 Ağustos 2014 Çarşamba

Paşa Odun Köfte'de Mola Verdik...

Biz gene Cuma akşamından İzmir'e haftasonu kaçamağı yaptık, kısa da olsa ruhumuzu dinlendirdik.

Araçla seyahat elbette daha güzel ancak gelişigüzel her yerde mola verilmiyor.Standart durduğumuz belli yerler var.Fakat bunlar zaman içinde ya kapanmış ya da el değiştirdiği için aynı hizmeti vermiyorlar.Bizde ister istemez yeni yerlerin arayışına girdik.

Bu arada isim belirtmeden hoşuma gitmeyen bir olayı da sizinle paylaşmak isterim.

İzmir Ankara istikametinde ilerlerken Salihli'de yemek molası vermek istedik.İsmen duyduğumuz büyük bir tesis, alabildiğine kalabalık.İlk kez burada mola veriyoruz.Masaların biri boşalırken diğeri doluyor.Herşey iyi güzel siparişler verildi acıkmışız, epey bir bekleme sonunda bir baktık ki bizden çok sonra gelen masanın siparişleri hoppppp karşılarında.

Neticede tek çeşit sadece odun köfte ve çorba var burada.Herkes aynı siparişi veriyor.

Ne şimdi bu? derken "tamam hemen bakıyorum" faslı da uzun sürünce toparlanıp kalkmayı tercih ettik.

Ben oldum olası abartıdan hoşlanmadım.
Doğallık ve temizlik her zaman önceliğim oldu.
Elbette bu hizmet sektöründe servis çabukluğu ve adaletli sunum önemli.


İşte bu kızgınlıkla aynı istikamet üzerinde tekrar yola çıkmışken, doğayla baş başa yeşillikler üstünde yemek yiyen insanları gördük.
Bahsettiğim işletme Salihli şehir merkezine gelmeden hemen önce ismi Paşa Odun Köfte.

22 Aralık 2013 Pazar

Konya İstiklal Harbi Şehitleri Abidesi ve Maket Müzesi

"Kış günü gezi olur mu?" demeyin.Zaten olamadı...
O gün şansımıza hava iyiydi ancak ufak bir kaza ile ayak bileğimi burkunca gezme planlarımı gerçekleştiremedim.

Konya'ya daha önce birkaç kez gitmiştim ama hepsi eş-dost ziyareti ile sınırlı kalmıştı.Hiçbir yerini gezmemiştim.

Varış öğle saatlerine denk geldiği için önce yemek yedik.Eğer Konya'ya hiç gitmediyseniz hemen belirteyim şehirde 600'e yakın lokanta bulunuyormuş.
Kararsız kalmamak adına gideceğimiz yeri önceden belirlemiştik.
Tercihimiz Cemo Restoran oldu.
Temizliği, servisi ve müşteri ilişkilerinden memnun kaldık.Konya'nın  "etli ekmeği" meşhur dediler.Herkes kafasında kuşbaşı doğranmış et tasavvur etti ama bildiğiniz kıymalı pide sadece uzunluğu ve hamurunun çok ince oluşu farklı.Sonradan öğrendik ki Konya'ya gelince aslında tandır yemek lazımmış.Kısmetse bir daha ki sefere...

Konya'ya Mevlana'yı ziyaret amaçlı gittik yukarıda bahsettiğim gibi yürüyemeyeceğimi anlayınca oturmayı tercih ettim dolayısıyle Mevlana Müzesinden görüntü alamadım. 


3 Kasım 2013 Pazar

Hızlı Makarna "Makarneks"i Denedik

Sabah saatlerinde başlayan ödev maratonu sonrası çokta uzun süremeyen ev temizliği, ardından iş için birkaç saatliğine evden ayrılış ve eve dönerken markette karşılaşılan hızlı makarna paketleriyle kendimizi bir an da mutfakta buluverdik.

Kızım reklamlarda gördüğünü söylediğinde açıkçası daha önceki benzer ürünlerden farklı olmadığını düşündüm.

Üç çeşidi var.Bizim ufaklık acılı yemediği için Domates ve Peynir soslu çeşidini aldık.
Paket fiyatı 1 TL.



1 kişilik; tencerede kaynatılan üç çay bardağı suyun içine erişte ve sosu aynı anda döküp pişirmeye başlıyorsunuz.
3 dk. sürüyor.Yalnız büyük çay bardağı ile denerseniz biraz sulu kalıyor.İkinci denememde daha küçük boy çay bardağı başarılı oldu diyebilirim.

İki çeşidi birden denediğimiz için pişirme esnasında farklı tencereler kullanmak zorunda kaldığımı belirteyim.

Kişi sayısı fazla ise ve tek çeşit yapılacaksa o da bir tencerede en fazla iki paket birden yapmak uygun olur derim yoksa ayar kaçabilir.

Gelelim lezzetine, tadını umduğumdan güzel bulduğumu söyleyebilirim.
Alfredo sos sevenler için peynirlisi, tat olarak yakın bir seçenek.Domates soslusu oldukça başarılı.

Tekrar denemeyi düşünüyorum.


Diğer sosyal ağlardan beni takip için;

27 Ekim 2013 Pazar

Ankara Kalesinde Bir Konak, Kınacızade Konağı


Ne kadar zamandır düzenlemeyi bekledi bu fotoğraflar? İş için aceleyle gittiğimiz Ankara Kalesi yazısının ikinci bölümü olacaktı işte bugüne kısmet oldu.

Kapıdan itibaren geçmişe ait ne varsa "merhaba" diyor size. Antika eşyalar arasında kaybolduğunuzu hissediyor nereye bakacağınızı şaşırıyorsunuz.

Görevli Neriman Hanım güler yüzüyle anlatmaya başlıyor.Konak 1800'lü yılların sonunda yapılmış 2007 yılında da Kıvırcık Usta tarafından restore edilmiş.

Şimdi hem restoran hem de cafe olarak hizmet veriyor aynı zamanda misafirlerini huzurlu bir ortamda eskiye dair bilgilendiriyor.




14 Eylül 2013 Cumartesi

Dünya Ülkeleri Kahvaltıda Ne Yiyor ?

Günün en önemli öğünü, haftasonunun güzelliklerinden biri özenle hazırlanmış bir kahvaltı sofrasıdır benim için.

Türk mutfağı malum,peki dünya mutfaklarında kahvaltı nasıl hazırlanıyor?

Gezgin Victoria Philpott seyahatleri boyunca kahvaltılar üzerine notlar almış ve bunu"dünyanın en iyi 50 kahvaltısı" şeklinde sayfasında yayınlamış.

İngiltere- kahvaltı tabağı tost,yumurta,pastırma,sosis,fasulye ve mantarla hazırlanmış. foto Luna Moth

Meksika- bol baharatla hazırlanmış sığır eti, peynir,fasulye ve mısır cipsleriyle harmanlanmış bir tabak. foto.Jeff Kramer

14 Nisan 2013 Pazar

Ankara Kalesinde Turlamaca (19 fotoğraf)


Ben planlı işleri severim.
Keşke daha öncesinden haberim olsaydı, alelacele bir iş için gittik Ankara Kalesine.İstemeye istemeye, gönülsüz gittim ne yalan söyliyeyim.
Sonra havanın açık oluşu,ortamın güzelliği ile "siz gidin işinizi halledin,ben gezineceğim" dedim arkadaşlara napıyım?? :)

Pek çok  fotoğraf çekmişim o nedenle bu yazıyı iki bölümde yayınlamayı uygun gördüm.İkinci ve size asıl göstermek istediğim bölümü sonraya sakladım.

Ankara Kalesine bu ilk gidişim değil.
Günün birinde yolunuz düşer, burayı adam akıllı gezmek isterseniz şöyle yürüyerek,bir gününüzü ayırın derim.

İlk çıkışta bulunan dükkanlar tadilattan geçmiş eskiye nazaran çok daha iyi turistik bir görünüme kavuşmuş.(İşimiz daha yukarılarda olduğu için bu bölgede fotoğraf alamadım malesef belki başka sefere.)

Kalenin heryerini arabayla gezmek mümkün değil genelde bir yere park edip yürümek daha mantıklı.
Çünkü bazı yerlerde araba geçişi çok zor neredeyse kale duvarlarını silme geçiyor o kadar dar anlıyacağınız.

Kale içindeki evlerin bazıları çok derme çatma ve bakımsız.İçlerinde hâlâ oturanlar,geçimlerini buradan sağlamaya çalışanlar var.

Bazı evler restoran tarzı işletmelere dönmüş.Kapı önlerinde el işi,alçı ya da takı satanlara rastlayabilirsiniz.



23 Eylül 2012 Pazar

Ödemiş'in Köftesini Tatmak İçin Çıktık Yola...


Tire'nin o meşhur köftesinin üzerinden yıllar geçmiş zaten içimde bir ukte Ödemiş'in köftesini yemek kısmet olmamış.Elimde harita İzmir'in "hangi ilçelerini görmediğimi" belirlerken Babacığım yolu değiştirdi.

Ödemiş yolu oldukça düz ve temiz.Ege'nin toprakları öyle verimli ki sağlı sollu mısır,incir,zeytin,nar bahçeleri ne ararsanız var.

Bir süre sonra yeşil görmekten yorulduğunuzu farkedebilirsiniz.

Sakin bir ilçe Ödemiş.

Birkaç kişiye sorduk Hurşit'in Yerini tarif ettiler köfteci olarak.Ancak şehir turunu biraz uzatmış olucaz ki saat 15.30 gibiydi köfteleri bitmişti.

Aynı hizada birden fazla Ödemiş Köftesi yapan lokanta var.Servis ve sunum olarak hepsi birbirinin benzeri ben onu gözlemledim.Emniyet Müdürlüğü'nün karşı sokağında sıra sıra dizili...

Kızartılmış ve sosla ıslatılmış ekmeklerin üzerinde köfteleriniz masanıza geliyor.

Hani birgün buraya da yolunuz düşerse??



23 Ağustos 2012 Perşembe

ÖZLEDİĞİM TATLAR– DENİZ BÖRÜLCESİ ve DENİZ FASULYESİ


Birbirinden güzel onca yemek blogu varken bu tarifler nereden çıktı? demeyin lüften.Kültür tanıtıcı bir yazı olarak kabul ederseniz çok memnun olurum ve Ege'ye yolunuz düşerse bu lezzetleri denemenizi tavsiye ederim. 

Nisan-Mayıs- Eylül ayları sebze ve otlar bakımından elbette daha verimli geçer buralarda.  
Deniz Börülcesi ve ilk defa denediğim Deniz Fasulyesi yaz aylarında rahat bulunuyor.

Peki bu nasıl yapılıyor? diye sorduğum deniz fasulyesine pazarcı "bu tembel kadın işi,temizleme derdi yok" diye sattı. :)) 
Aşağıda görüldüğü gibi Deniz Fasulyesinin dalları börülce kadar diri değil...

16 Haziran 2012 Cumartesi

insanoğlu dün kendine nasıl bir kötülük yaptı?


Sakatlanalı yıllar oldu.
Raketler ve tenis topları dolaba kaldıralı ne kadar oldu inanın hatırlamıyorum.Yaz geldi yaaa şu bitmez tükenmez kilo olayına bir çözüm bulayım diye çıkardım raketimi.

İş çıkışı hadi gidelim dedik.
Büyük şehirde yaşamanın en iğrenç yanı bu olsa gerek saat 18'den 19.30'a kadar yollarda geçti.
İlk defa gittiğim bir yerdi.
Havuz başında keyif içinde yemek yiyenleri görünce ve de hava kararmaya başlayınca vazgeçtik.
Mükellef yemeğin birkaç saat sonrası kendimizi Bahçeli'de dondurma yerken bulduk.

Eeee haftasonu keyfi dedik, kalktık gittik Tunalı'ya.
Barlar sokağında bir de baktık herkesin elinde turşulu nohutlu tavuklu pilav saat gece yarısına yakın "aaa valla olmaz" denince gitti bizim diyet.
Bir daha arkadaşlarla akşam gezmesi yok işte anlayın.


konu dışı gözükse de bunlar ruh halimi yansıtan resimler.
yoldayken çektim. :/

12 Haziran 2012 Salı

KIZILCAHAMAM ‘DA KÖFTECİ YAŞAR USTA


Hususi köfte yemek içinde gideriz,yol üstü mola vermek içinde…

Keşfimiz yıllar önce bir arkadaş vasıtasıyla olmuştu,ondan beri Yaşar Usta’nın müdavimiyiz.

Kızılcahamam merkezde,müftülüğün karşısında kime sorsanız size gösterecektir.

Alışılmışın dışında enteresan bir yerdir öncelikle onu belirtmeliyim.

Dükkanın dış görünüşü sakın sizi yanıltmasın.Özellikle hafta sonu yer bulmanız için sıra beklemelisiniz.

İç dizaynı Yaşar Usta’nın merakları ve ilgi alanlarını anlatır size.Herşey oldukça temiz ve düzenlidir.

Burada menü yok onu da söyleyelim.

Ne yerseniz yiyin kişi başı 15 TL. ama mutlaka aç gitmelisiniz ki; önce tereyağ-bal ve ceviz üçgeninde ya da taze köy yoğurdu, muz ve bal ile kendinizi kaybetmelisiniz.

Salatanız tepsiyle halis ve en kalitelisinden zeytinyağı ile önünüze getirilir.

O arada pişen nefis köfte ve yumuşacık bazlama yemeğinizi tamamlarsınız.

Eğer yemek için yer kaldıysa :) mevsim meyvesi ve semaverde çay keyfiyle devam edersiniz.

Yaşar Usta sizi doyurmadan kesinlikle göndermez.

Sınır koymadığı için midir bilinmez, dükkanın bolluğu bereketi hep aynıdır.

Gönlü zengin adamdır …


9 Nisan 2012 Pazartesi

METRELERCE YÜKSEKTE, AĞAÇ RESTORANDA YEMEK KEYFİ


Tayland Soneva Kiri bölgesi Six Senses otelinin bir hizmeti, metrelerce yükseklikte ağaçların arasında akşam yemeği keyfi.

Platforma oturup,16 metre yüksekliğe çekiliyorsunuz, sonrasında bir garson "fııışşttt" tellerin arasında ilerleyip sizden siparişinizi alıyor.Servis gene aynı usulde misafirlerin rahatını bozmadan devam ediyor.

Soneva Kiri'de en az iki gece konaklama 950 $'dan başlıyor.
Yemek + alkollü alkolsüz içecekler,WiFi, çamaşırhane bu hizmete dahilmiş.


Ne diyelim bir yerlerde hayat var ama... :))


19 Aralık 2011 Pazartesi

DAMAK ÇATLATAN LEZZETLER DEDİKÇE...

Mehmet Yaşin, Cnn Turk'te ki programında "Damak Çatlatan Lezzetler" dedikçe ben daha çok kulak kabartıyorum.

Böyle bir deyim var mı? diye babama sordum, duymadığını söyledi.Yemeklere düşkün biri için bunu duymak elbette eziyet sayılabilir ama duyuları harekete geçirip merak uyandırdığı kesin.

Bu anlamda başarılı bir söylem. :))

foto.

*Allahım ne oluyor bana?
Sevgili Blog,nasıl bir ruh hali içinde olduğumu belli etme lütfen !!
Sayfada diet rüzgarı esiyor resmen. :D wuuuff wuuff...

5 Aralık 2011 Pazartesi

YAŞAYAN MÜZE İLE ESKİ ZAMANA YOLCULUK...

Beypazarın'da ki yeni keşfim Yaşayan Müze...
Çocukluğumuza döndük, hazırlıklı olun masallarla karşılıyorlar kapıda hoş bir sürprizle. :))
Giriş katı bir oyuncak müzesi adeta.




Eskiler bu dönme dolapla aç gelen  tanrı misafirlerine ikramda bulunurlarmış.Alan el,veren eli görmeden yemek tabağını koyup çevirirlermiş.Misafir içeri girmeden karnını doyururmuş...


Kurşun döktürme geleneği tarih oldu elbet, üst kata gelmişken yeni evli çiftimize kurşun döktürdük.
Nazar değmesin "maşallah" diyerek, aktı gitti tüm kem gözler...




Ihlamur baskı geleneği ve kalıplarını ilgiyle inceledik.Herşey hazır.
İsteyen kalıbını seçip baskısını yapıyor,cüzi bir ücret karşılığında...


Sonra Masalcı Nine'nin yanına geçtik.İlgi o kadar fazla ki, gittiğimizde büyük küçük dizilmiş içeride masal dinliyor.Sonra bizim ekip kuruldu minderlere yalnız masalcı teyze sorularda soruyor dikkatli dinlemek lazım masalı,sonra herkesin içinde gülünesi bir hal alıyor şakaları...



Bahçesi nefis...
Osmanlı'dan çeşit çeşit kahveler eşliğinde seçim yapabilirsiniz biz Kakule'li içmek istedik, falımızı da okuyarak.

Gazi Üniversitesi öğretim görevlisi Dr.Sema Demir'in kurucusu olduğu müzede görev alan genç arkadaşlar yine aynı Üniversitede Lisans ve Yüksek Lisans eğitimlerini sürdürmekte.

Onların katkısıyla yaratılan bu güzel ortamla tarihi konağın hakkı veriliyor...