6 Ekim 2009 Salı

1 MECİT

Savaşın en hararetli günlerinde yaralıların tedavisi için Kocadere köyü yakınlarında büyük bir sargı yeri kurulur.Gelen yaralılar içinde kimi Urfalı ,kimi Sivaslı ,kimi Halepli’dir…Bunlardan biride Lapseki’nin Beybaş köyündendir ve getirildiğinde yarası oldukça ağırdır.Zor nefes alıp vermesine rağmen tüm gücünü toplayıp komutanının elbisesine yapışır. ”Ölme ihtimalim çok fazla.Ben bir pusula yazdım.Bunu arkadaşıma mutlaka ulaştırın,köylüm Lapseki'li İbrahim Onbaşı’dan 1 Mecit borç aldıydım.Kendisini göremedim.Ölürsem söyleyin hakkını helal etsin”…
Kollarında hızla kan kaybeden askere bakarak komutanı “Sen merak etme evladım” der ve asker komutanın kollarında kısa bir süre sonra şehit olur…
Aradan fazla zaman geçmez yaralılar getirilmeye devam eder bir yandan da yolda şehit düşenlerin künyeleri ve üzerlerinden çıkan eşyalar komutana teslim edilir.İşte bir künye ve yanında bir pusula daha gelir…

Komutan notu okuyunca olduğu yere yığılır, ellerini yüzüne kapatıp vücudunun titremesine ve gözyaşlarına engel olmaya çalışır…
Pusuladaki not aynen şöyledir.“Ben Beybaş köyünden arkadaşım Halil’e 1 Mecit borç verdiydim.Kendisi beni göremedi.Biraz sonra taarruza kalkacağız. Belki dönemem. Arkadaşıma söyleyin ben hakkımı helal ettim.”

Peki biz bu olayın neresindeyiz? Bugüne kadar kaç arkadaşımıza,dostumuza hakkımızı helal ettik ?
Ya da şu hayatta bize hakkını helal edecek kaç dost edindik acaba?

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Mecidiye ya da halk arasındaki söylemiyle mecit ,Sultan Abdülmecid Han zamanında adına bastırılmış yirmi kuruş değerinde gümüş paradır.1873 yılında hazine kayıplarına neden olduğu düşüncesiyle basımına son verilmiştir…
Yine ek olarak yukarıda bahsi geçen seyyar hastane daha sonra denizden bombalanmış ve 15 bin insanımız şehit olmuştur.
Günümüzde Tarihe Saygı Projesi kapsamına alınmış “Kocadere Hastane Şehitliği” olarak 2005 yılında ziyarete açılmıştır.


foto.
mecidiye.
kynk.
harita.

6 yorum:

alizafersapci dedi ki...

Çok etkileyici; işte bizim insan kalitemiz...

Meleğin Dünyası dedi ki...

Şimdilerde nerde böyle dostluklar ve düşüncelilik halleri.Millet birbirinin gırtlağına yapışacak 1 kuruş için.Güzel bir hikaye...
Bu arada dedeni kaybetmişsin başınız sağolsun.Allah rahmet eylesin.

lemanice dedi ki...

çok etkileyici benimde hemen boğazıma bişeyler düğümleniyor.
zaten bu yüzden hep buyüzden.hayatla kavgamız,maneviyat devri abdulmecitin mecidiyesiyle kapanmış belli.artık maddiyat devrindeyiz yaşasın kötülük:(((((((mü?
canım sevgiler.

funda dedi ki...

tüylerim diken diken oldu...
bir sonraki kuşağın gençlerinin insanının da böyle olmasını dilerdim lambadaki cinden bizim kuşaktan geçti de...

GeCe dedi ki...

hikayeyi biliyordum ama tekrar okumak iyi geldi

Bilgicelli dedi ki...

Müthiş yazı...Buna benzer bir olay biliyordum ama doğrusu bu galiba.Çok iyiydi.İyi dost kolay bulunmuyor(bu zamanda neredeyse hiç bulunmuyor)değerini bilelim...