Habertürk Web Günlüğünde yayınlanan yazımdan günler sonra haberim oldu.Tabii göremedim. :) Ama haber vermiş olması bile güzeldi Arkadaşımın , her daim sevgiyle hatırlıyorum.
Hani olur ya belki sizinde haberiniz olmadı…
Aşağıdaki blog sahipleri mail adresimden bana ulaşırlarsa yazılarını fotoğraflayıp gönderebilirim.
27 Aralık 2009 tarihli Habertürk Web Günlüğü
http://atolyemis.blogspot.com/
http://evhalleri.blogspot.com/
http://www.sutkutusu.com/
http://www.webrazzi.com/
http://sarmasikeczanesi.blogspot.com/
3 Ocak 2010 Habertürk Web Günlüğü
http://www.bigumigu.com/
http://www.eymenstyle.com/
http://tamchee.blogspot.com/
http://borderlessdreamer.blogspot.com/
http://albumatine.blogspot.com/
5 Ocak 2010 Habertürk Web Günlüğü
http://www.bloggerv.com/
http://bellekkutusu.blogspot.com/
http://rumeysaoyuncaksepetim.blogspot.com/
http://mushaboom8.blogspot.com/
http://zorkisilik.blogspot.com/
7 Ocak 2010 Habertürk Web Günlüğü
http://pandora99.blogspot.com/
http://benbuyaznerdeydim.blogspot.com/
http://blogkaydi.blogspot.com/
http://basaksarica.com/
http://fasulyeningunlugu.blogspot.com/
9 Ocak 2010 Habertürk Web Günlüğü
http://www.offnegiysem.com/
http://ehali.blogspot.com/
http://cara-melmadonna.blogspot.com/
http://602gece.blogspot.com/
http://butterflymer.blogspot.com/
10 Ocak 2010 Habertürk Web Günlüğü
http://devamlilikhatasi.blogspot.com/
http://dolaylhayvan.blogspot.com/
http://filucusu.blogspot.com/
http://www.yorgunblog.blogspot.com/
http://ozelpastam.blogspot.com/
11 Ocak 2010 Habertürk Web Günlüğü
http://otobuste.blogspot.com/
http://seyiryeri.blogspot.com/
http://shopcolic.blogspot.com/
http://denize-cikan-sokaklar.blogspot.com/
http://acetobalsamico.blogspot.com/
24 Ocak 2010
22 Ocak 2010
YARDIM ÇAĞRISI “ES O ES”
1908 yılından itibaren (···---···) üç nokta ve üç çizgi şeklinde simgelenerek kullanılmaya başlanmış.Akılda daha kolay tutulması, anlaşılması ve bekleme yapmadan tek bir karakter gibi gönderilmesinden ötürü bu karakterler seçilmiş…
Mayday (Mey dey) ve Pan pan ‘da yine denizcilikte kullanılan acil durum çağrısı… Bunun da bir sıralaması var.İlk aşama “pan pan”…
Yardım isteyen kişi durumun önemine göre yardım isteme sırasını ayarlıyor.
Mayday kelimesi havacılıkta da kullanılan bir terim olarak karşımıza çıkıyor…
20 Ocak 2010
CUMHURİYETİN İÇİNDE DOĞMAK…
Olaya en uygun başlığı düşündüm.Olsa olsa bu olur diye karar verdim ve gün içinde bende derin etki bıraktığı için sıcağı sıcağına yazmak istedim...
Arkadaşım Füsun hanım yıllarca kamuda çalışmış,emekli olduktan sonrada kendini hayır işlerine adamış aydın biri.Öyle ki günlük koşuşturmasına rağmen hiçbir talepte bulunmadan sadece gönüllü olarak okuma yazma bilmeyen hanımlara ders veriyor ve bunu yol masrafı dahil yemek vs. cebinden harcayarak yapıyor.Zuhal hanımda aynı şekilde.Dedim ya gönüllü…
Füsun hanım sohbet esnasında kendisini olduğu kadar bizide çok etkileyen bir anısını paylaştı bende size aktarıyorum...
Üniversitede okuduğu yıllarda, kapısı çalınıyor Füsun hanımın.Birini beklemediği için merak ederek açıyor kapıyı.Karşısında elinde kocaman bir buket çiçekle İran’lı sınıf arkadaşı duruyor.Şaşkınlığı devam ederken arkadaşı ”Füsuncum bugün 29 Ekim Cumhuriyet bayramı,siz zaten her sene coşkuyla bu bayramı kutluyorsunuz ama bende Türkiye’de yaşamanın nasıl bir şey olduğunu artık biliyorum gerçekten şanslısınız bu nedenle ben bayramını kutlamaya geldim” diyor…
Hoşuma gitti bunun üzerine bende yıllar öncesinden bir olayı hatırlayıp anlatmaya başlıyorum…
Sene 1988 Mersin Taşucu’ndan Kıbrıs’a doğru yola çıkıyoruz hızlı deniz otobüsüyle,annem,kardeşim ve ben…
Dört kişilik karşılıklı koltuklar yanımıza kömür karası saçlarıyla ,modern giyimli hoş bir bayan oturuyor.İlerleyen dakikalarda annem çantadan çıkardığı poaçaları uzatıyor bende bayana ikram ediyorum.Kadın önce duraksıyor ardından İngilizce olarak Türkçe bilmediğini söyleyip teşekkür ediyor…
İçimden seviniyorum konuşma pratiğimi geliştirmek adına güzel bir fırsat olduğunu düşünerek klasik sorularla sohbete başlıyorum.(Hani şakır şakır konuştuğum zannedilmesin bu arada ama dil konusunda sıkı çalıştığım bir dönemdi).Takıldığım yerlerde yanımdan hiç ayırmadığım cep sözlüğüme bakıyorum…
Kıbrıs’ta nereye gideceğini sorduğumda çantasından pasaportunu çıkartıp bana önce resmini gösteriyor İran vatandaşıymış.Kara çarşaflı tanımakta güçlük çekiyorum haliyle çok değişik görünüyor.”Humeyni” deyip ondan kaçtığını anlatıyor.İyi de Humeyni kim? Ne yapıyor ki ondan kaçıyor? Bilmiyorum anneme soruyorum...
Kendisine yol göstermişler önce Türkiye’ye,sonra Kıbrıs’a oradan da Kanada vatandaşlığı için başvuru…
Konu derinleşip anlatmak için olaya el kol hareketleri,kağıt kalem ve çizimler girince şansımı fazla zorlamıyorum.O yıllarda bunun anlam ve önemini çokta kavrayamadığım için sıradan bir olay gibi geliyor kadının özgürlüğe kaçışı...
Arkadaşım Füsun hanım yıllarca kamuda çalışmış,emekli olduktan sonrada kendini hayır işlerine adamış aydın biri.Öyle ki günlük koşuşturmasına rağmen hiçbir talepte bulunmadan sadece gönüllü olarak okuma yazma bilmeyen hanımlara ders veriyor ve bunu yol masrafı dahil yemek vs. cebinden harcayarak yapıyor.Zuhal hanımda aynı şekilde.Dedim ya gönüllü…
Füsun hanım sohbet esnasında kendisini olduğu kadar bizide çok etkileyen bir anısını paylaştı bende size aktarıyorum...
Üniversitede okuduğu yıllarda, kapısı çalınıyor Füsun hanımın.Birini beklemediği için merak ederek açıyor kapıyı.Karşısında elinde kocaman bir buket çiçekle İran’lı sınıf arkadaşı duruyor.Şaşkınlığı devam ederken arkadaşı ”Füsuncum bugün 29 Ekim Cumhuriyet bayramı,siz zaten her sene coşkuyla bu bayramı kutluyorsunuz ama bende Türkiye’de yaşamanın nasıl bir şey olduğunu artık biliyorum gerçekten şanslısınız bu nedenle ben bayramını kutlamaya geldim” diyor…
Hoşuma gitti bunun üzerine bende yıllar öncesinden bir olayı hatırlayıp anlatmaya başlıyorum…
Sene 1988 Mersin Taşucu’ndan Kıbrıs’a doğru yola çıkıyoruz hızlı deniz otobüsüyle,annem,kardeşim ve ben…
Dört kişilik karşılıklı koltuklar yanımıza kömür karası saçlarıyla ,modern giyimli hoş bir bayan oturuyor.İlerleyen dakikalarda annem çantadan çıkardığı poaçaları uzatıyor bende bayana ikram ediyorum.Kadın önce duraksıyor ardından İngilizce olarak Türkçe bilmediğini söyleyip teşekkür ediyor…
İçimden seviniyorum konuşma pratiğimi geliştirmek adına güzel bir fırsat olduğunu düşünerek klasik sorularla sohbete başlıyorum.(Hani şakır şakır konuştuğum zannedilmesin bu arada ama dil konusunda sıkı çalıştığım bir dönemdi).Takıldığım yerlerde yanımdan hiç ayırmadığım cep sözlüğüme bakıyorum…
Kıbrıs’ta nereye gideceğini sorduğumda çantasından pasaportunu çıkartıp bana önce resmini gösteriyor İran vatandaşıymış.Kara çarşaflı tanımakta güçlük çekiyorum haliyle çok değişik görünüyor.”Humeyni” deyip ondan kaçtığını anlatıyor.İyi de Humeyni kim? Ne yapıyor ki ondan kaçıyor? Bilmiyorum anneme soruyorum...
Kendisine yol göstermişler önce Türkiye’ye,sonra Kıbrıs’a oradan da Kanada vatandaşlığı için başvuru…
Konu derinleşip anlatmak için olaya el kol hareketleri,kağıt kalem ve çizimler girince şansımı fazla zorlamıyorum.O yıllarda bunun anlam ve önemini çokta kavrayamadığım için sıradan bir olay gibi geliyor kadının özgürlüğe kaçışı...
Sonrasında ne oldu bilinmez ??
Ayrılmaya yakın boynumda Mevlana figürlü kolyeye bakıp beğenisi gösteriyor,çıkarıp kendisine veriyorum o da bana kolundaki dijital saati anı olarak veriyor bir daha hiç karşılaşmayacağımızı bilerek…
20 Aralık 1929
18 Ocak 2010
KUMBARA...
Öyle sağlam ve güzel tasarlanmıştı ki onu kırmak ya da açmak mümkün değildi.Kız çocuklarının amacı dışında oyunlarda ütü olarak kullandığı bu İşbankası kumbarasını… İçine para atıldıkça gülle gibi ağırlaşır,açmak için de bankaya götürmeniz gerekirdi çünkü anahtarı özellikle verilmemişti…
Bankaya ilk gidişimizde görevli bayanın bozuk paraları aldıktan sonra gülerek sakız,vida,anahtar ve saç tokalarını uzattığını anlatırdı babam…
Düşünüyorum bizim zamanımızda şimdiki gibi model model kumbaralar yoktu.Bir bu,birde Akbank’ın meşhur uğurböcekli kumbarası vardı…

16 Ocak 2010
BİR KIVILCIM…
1950’li yılların ortalarına kadar Amerika’nın güney eyaletlerinde zenciler otobüslerin ancak arka koltuklarına oturabilirlerdi.Bütün koltukların dolu olması ve otobüse beyaz bir kişinin binmesi halinde oturan zenciler koltuklarından kalkıp beyaz kişiye yer vermek zorundaydı…
~~~~~
Alabama eyaletinde sıradan bir gün otobüse binen beyaz adam koltukların dolu olduğunu gördü ve gözüne ilk çarpan zencinin yanına giderek kalkmasını söyledi.Terzilikle uğraşan zenci kadın “hayır” diye cevap verdi.Rosa Parks isimli bu kadın eyalet yasalarına aykırı davrandığı için tutuklanıp ve para cezasına çarptırıldı.Ancak onun bu eylemi Amerika’daki zencilerin “özgürlük” hareketini başlatan ilk kıvılcım oldu…
~~~~~ ~~~~~ ~~~~~ ~~~~~ ~~~~~ ~~~~~ ~~~~~ ~~~~~ ~~~~~
Eskiden herşey göründüğü kadar güzel değildi kimisine göre rüyalar ,kimisine göre özgürlükler ülkesinde...
1939 yılına ait fotoğrafta su içilen damacanalar bile ayrı tutulmuş...
15 Ocak 2010
SABIR SANATLA BİRLEŞİNCE…
İngiliz sanatçı Kate MccGwire alışıla gelmişin dışında eserlerle uğraşıyor. 2004 senesinde Royal College of Art -Heykel bölümünde masterını tamamlayan Kate’in kullandığı malzemeler kuş tüyü ve yapıştırıcı...
Tüyleri kendi imkanlarıyla toplasa da, vatandaşların yolladığı tüyleri kabul ediyor.
Bu işi o kadar sabırla ve ustaca yapıyor ki, yakından bakmadığınız sürece onların kuş tüyü olduğunu anlamanıza imkan yok.Akışkan su görünümü verdiği bu eserleri New York, Berlin,Çin ve Londra’daki bir çok salonda sergilemiş…
Tüyleri kendi imkanlarıyla toplasa da, vatandaşların yolladığı tüyleri kabul ediyor.
Bu işi o kadar sabırla ve ustaca yapıyor ki, yakından bakmadığınız sürece onların kuş tüyü olduğunu anlamanıza imkan yok.Akışkan su görünümü verdiği bu eserleri New York, Berlin,Çin ve Londra’daki bir çok salonda sergilemiş…
kynk.Kate MccGwire
14 Ocak 2010
BLOGLAR ARASI DOSTLUK ÖDÜLÜ...
Bir zamanlar, ihtiyarın biri gelen misafirlerine "Hanım hasta,kız hasta sizlere ikram edecek bir şeyim yok hiç olmazsa güzel bir söz söyliyeyim de o ikramım olsun" der ve devam eder
"Analar düşmanı nasıl olsa doğurur siz dost kazanmaya bakın "
Kıssadan hisse misali blogculuğun en güzel taraflarından biridir ödüller ve güzel sözler...
Sevgili Zuzuların Annesi Banu, İçimdeki Yolculuk Funda, yazı ve yorumlarını tebessümle okuduğum Mit ödüllendirmişler beni teşekkür ederim kendilerine...
Hani soruları cevaplayacak kişileri belirlemek zor olmuyor da, iş ödüle gelince pek bir zor oluyor çünkü bunu paylaşmak istediğim kişiler 10-12-19'la sınırlı değil.Zamanını ayırıp bloğa ilgi gösteren arkadaşlara ödülü ve sevgilerimi yolluyorum...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)