27 Ocak 2009 Salı

YAŞAMLA ÖLÜM ARASINDA…

Genç havacı teğmen mesleğinin ilk yıllarında görev yaptığı askeri üsten uçağı ile havalandı…Rutin uçuşlarından biriydi bu ve her şey yolundaydı.Karadeniz semalarına geldiğinde uçağın göstergelerinde bir tuhaflık olduğunu anladı.Dakikaların hatta saniyelerin önemli olduğu bu anlarda el çabukluğu ile yapılması gereken ne varsa yaptı ancak uçak hızla irtifa kaybediyordu.Yapılacak tek bir şey kalmıştı uçuş koltuğunu fırlatmak…Fırlattı kendini, neler olacağını düşünmeden o an saniyeler saat gibi geldi belkide…Oldukça hızlı bir şekilde düşüşe geçti ve en sonunda Karadeniz’in derin ve karanlık sularında buldu kendini …Geçirdiği şok ve çarpmanın sert etkisiyle önce bir süre kendine gelemedi. Su bir hayli soğuktu.”Umarım yerimi tesbit ederler “ diye düşündü durdu hep…Bu arada zaman mevhumunu kaybetmemek için kolundaki saatin emniyetini almak istedi.İçine su girmesin !!! diye kolundan çıkardı ve üst cebine koydu.Bu hareketi yaptı ama vücudunun nerdeyse tamamının suda olduğunu ve soğuktan artık hissetmediğinin farkına varmadan…
Denizin içindeki bekleyişi devam ederken etrafına bakındı.Bir süre sonra suda pembemsi bir şeyin kendisine doğru gelip gittiğini fark etti.Ne olduğunu anlayamadığı şeye karşı kendini korumak için,uçuş tulumunun yan cebinden bıçağını çıkardı ve kısa bir süre sonra bıçağı suya doğru gelişi güzel salladı.Biraz durdu ve bir daha aynı hareketi yaptı.Başarılı olamadığını anlayınca geriye doğru bir kulaç attı ve durdu.Tekrar etrafını konrol etmeye çalıştığında suyun içindeki şey hemen yanıbaşındaydı ani bir el hamlesiyle atıldı ve bir baktı yırtılan çorabından çıkmış ayak parmakları –postallarım çıkmış dedi kendi kendine ve sonradan anladı ki basınç değişiminin yanı sıra, metrelerce yükseklikten denize düşüş ve geçirdiği şokun etkisiyle (haklı olarak) algıda güçlük çekiyor…
Bu bekleyiş beşinci saate yaklaşırken karşıdan görünen balıkçı tekneleriyle tekrar hayata döndü…


****************************************************************
*1960’lı yıllarda yaşanmış bu olayı, birebir dinleyen babamın anlatımlarıyla aktarmaya çalıştım.

19 yorum:

SMİLENA dedi ki...

çok ilgin ve hoş bir hikayeymiş.

زهري فندلي dedi ki...

Ve heyecanlı...:))

zeynep dedi ki...

üslup, ilginç bir hikayeyi basitleştirebilir ve basit bir hikayeyi de şölensi bir masala çevirebilir. bu hikayeyi hoş yapan biraz da sizin üslubunuz sanırım:)

serrose dedi ki...

Ayy cok etkilendim :( Iyi ve sapasaglam kurtulmus mu acaba???
cok merak ettim
sevgiler

RoNaLDiNHo dedi ki...

Çok etkileyici okurken insan bi garip oluyo... Yerine kendimi koydum da olmuyo :(

Banu Durgunlu dedi ki...

Ailene ve babana hayranım:))Çok güzel ve ilginç bir hikayeymiş...Paylaşım için teşekkürler:))

NzlGl dedi ki...

Hayat sürprizlerle dolu kimisi iyi kimisi kötü sonuçlanıyor. Allahtan bunun sonu iyi olmuş
sevgilerimle

Elif..den dedi ki...

Çok etkileyıcı bır gerçek..
Bazen hayatımız pamuk ipligine baglı..
Bıze düşen hayatın güzelliklerıne kulak vererek yaşamak..
Gerisi boş anlamsız..
Bir yerlerde yaşamaya çalışırken,başka yerlerde ölümle çebelleşen hayatlar var...

GÜLCAN dedi ki...

5 saat... çok korkunç bişey bu.

özii dedi ki...

İşte bu hikaye bir mucize.
Acaba hala psikolojik etkileri var mıdır? Kolay bir tecrübe olmasa gerek . Kapıdan geri dönmek gibi...

Dijle Bahtiyar Durgunlu dedi ki...

ooooooooooooooooooo!!!!!!!!!
gerçekten etkileyici

GeCe dedi ki...

ben şimdi merak ettim bu hikayenin kahramanı baban mı galiba öyle

owl dedi ki...

çok güze bir hikaye, gerçekten hayatta kalmak için çabalamış, pes etmemiş ve kurtulmuş. çok da ders verici.

Mavi Bahçe dedi ki...

İlginç bir hikaye paylaşımın için teşekkürler

içimden geldiği gibi ~~~ dedi ki...

sevgili gece,yok babam değil... :)altına yazdım yaaa pilotun kendisi anlatmış bu olayı...
bu arada beğenmenize sevindim arkadaşlar..

eturker dedi ki...

Hatıralarda derin bir nokta, unutulmazların baş tacı. Umutsuzluk içinde geri dönüşümler yaşayan, ama çöp kutusundan silinmeyen titreşimler. Bekleyiş, kimine acı verir, kimine kol kanat gerebilir. Bir an vardır hayatımızda, nokta koyduğumuzu düşünürken virgüllerde gezindiğimiz. Ama o virgül, hayatının sonunu şekillendiren son imla şeklidir. Herkese nasip olmaz yani. Çok güzel. Paylaşım için teşekkürler.

Adsız dedi ki...

ya bayılıyorum demiş miydim hikaye kitabı okur gibi okadar iyi ki anlatışların olay evt kötü ama bu kadar ilginç kılan senin anlatımın gözümde canlandırdım kalemin çok kuvvetli bu yolda bi şeyler yapman şart
ve malzemen de çok
babandan genetik galiba bu hikaye anlatabilme özelliği
arayı uzun tutma bekliyoruz bi şeyler hiç bi şey bulamazsan kendin yaz biz onu da aynı zevkle okuruz
SEMA

içimden geldiği gibi ~~~ dedi ki...

sevgili sema,daha önce ve şimdi yazdıkların için teşekkür ederim.Çok naziksin...
beğenmene memnun oldum.bu arada malesef sana ulaşma şansım olmadığı için buraya yazıyorum...Blog açmayı düşünürsen şayet haberim olsun...sağlıcakla kal..

Adsız dedi ki...

saol canım sen de cici kızın ve eşinle sağlıcakla ve mutlulukla kal ben şimdilik sadece sizleri okuyorum gölge gibi :))bugün yine senden bi şeyler öğrenmiş oldum kuğularla ilgili benim kafamı kurcalayan acaba dinimizde kuğu eti yemek var mıdır ki hani müslüman orucunu açmış ya kafama takıldı işte :))
seni okumaktan senin gibi olduk :))
sevgiler SEMA