24 Mart 2011 Perşembe

“ BEGÜM10 “ DENEYİNDEN ÇIKAN KORKUNÇ SONUÇLAR …

Haberde bahsi geçen kitabı henüz almadım ancak içeriğini oldukça merak etmekteyim…

Yazar Barış Çiçek “Sesimi Duyan Var mı?” isimli kitabı çıkarmazdan önce bir deney yapmış.Zaten kitapla ilgilenmemin ilk sebebi bu oldu.

Sonuçlarını okurken tüylerimi ürperten hatta beni insanlıktan soğutan bir deney …


begüm10



Yazar, internette çocuk ve gençlerin sıkça kullandığı sohbet sitelerinden birine giriş yapıyor.Kendisini 10 yaşında ilkokul 5. sınıf öğrencisi olarak tanıtıyor.Kullanıcı adını Begüm olarak belirleyen Çiçek, katılımcının yaşını da göstermek için 10 rakamını isme ekliyor.
Begüme’e ilk 10 dk.’da birebir pencereden 25 özel görüşme talebi geliyor.

28. dk’da talep sayısı 100’e ulaşıyor.

Bunların 43 tanesi ilk cümlesinde cinsel içerikli sözcükler kullanıyor.Bunun üzerine Begüm, özellikle bu 43 kişiye 10 yaşında olduğunu tekrar belirtiyor.Sadece bir kişi özür dileyerek bağlantısını kesiyor.Diğer penceredekiler görüşmeyi kesmediği gibi bağlantının kopmaması için olağanüstü çaba sarfediyorlar.

Hepsi büyük bir istekle 10 yaşındaki çocuğa cinsellik hakkında bilgi vermeye çalışıyor.

Çocuğu kendisine bağlamanın ilk adımlarını atan istismarcılarcılar içinde, çocuğun IP numarasını ve bilgisayarı kullandığı yerin ikametgahını tesbit etmeye çalışanlar bile çıkıyor…

Öte yandan istismarcıların hepsi erkek olmadığı, kadın istismarcıların erkeklerden çok daha tehlikeli olduğu yapılan yazışmalarda anlaşılıyor.


Türkiye’de cinsel istismar konusunda Akademik yayınlar olsa da bunların ailelerin çok kolay anlıyabileceği dilde yazılmadığını, kitabı bu amaçla çıkardığını anlatıyor Barış Çiçek…

Sonuçta bizler yetişkiniz, sanal ortamda yapılan her şeyin kontrolü elimizde fakat görüldüğü gibi çocuklarımız olabilecek tehlikelerden habersiz...

Kız olsun,erkek olsun hayattaki en değerli varlıklarımızın sapık zihniyetlerle böyle bir ortamda karşılaşıyor olması yeterince sinir bozucu.

Bu şartlarda çocuklarımızı interneti iyi ve doğru kullanması konusunda bilinçlendirmeli hatta gerektiğinde denetlenmeli diye düşünüyorum.

7 yorum:

Sedo kız dedi ki...

Tüylerim diken diken oldu!
Nasıl koruruz onları bilemiyorum. çocuklara ilgi duyanlara "hasta" diyorlar ya bu hastalık falan değil safi kötülük ! iğrençlik !

mit dedi ki...

Vay hayvanlar vay! Nefret ediyorum böyle insanlardan. Pardon, insan müsvettelerinden...

Didem dedi ki...

Bunu yapanlar insan olamaz. Korkunç bir dünya oluyoruz giderek.

Aynur (Küçük Hala) dedi ki...

üç beş sene önce aynı konuyu içeren bir film izlemiştim adını hatırlamıyorum ya da bir dizi miydi de bir bölümü bu konuyu mu işlemişti onu da hatırlamıyorum
ama aynen böyle idi tıpa tıp
Amerika'da ve istismarcıları yakalamak için küçük kız kimliğinde polis bunu yapıyordu, istismarcı mı demek lazım buna yoksa sapık daha iyi bir laf mı olur bilemiycem ama her biri yakalanıyordu
ne kadar vahim, ne kadar ürkütücü
söyleyecek söz bulamadım

perimasalim dedi ki...

Aynur arkadaşımın bahsettiği filmi ben de izledim sanırım.Allah korusun,söylendiği gibi,onlar savunmasız.Ama galiba çocukla iletişim bu durumda devreye girer,anne babanın çocukla olan iletişimi iyiyse çocuk böyle bir durumda ailesine bundan bahsedecektir.En azından çok ileri boyutlara taşınması engellenebilir...

Devletli dedi ki...

Bu tür suçları işleyenler hapse atılsa birkaç yılda serbest bırakılıyor. Kanunlarımız bozuk. Avrupalılar ne yapsa en doğru odur diyoruz iyi halt ediyoruz. İngiltere'de sübyancılar tedavisi mümkün olmayan sorunlu kişi kabul edilir, hapse bile atılmaz, iyi bir takipte gözetimde tutulur. Peki bu acaba neye çözüm? Madem tedavisi mümkün olmayan bir sorun, o kişilere ölüm cezası vereceksin hem kendileri kurtulacak hem çocuklarımızın üstünde gözleri olan sapıkların sayısı azalacak. Böyle tipler toplumdan kesinlikle temizlenmelidir.

Muhteremle Geziye dedi ki...

Ne yazık ki Kayseri'de ki 3 masum evladımızı katleden kişininde Facebook'ta özellikle çocuk resimleri olan kişileri arkadaş listesine eklediği ortaya çıktı.
Çocuklarımızı internetle başbaşa bırakmamalıyız.
Nereden ne çıkacak hiç belli olmuyor.