22 Eylül 2009

MİDYE...

”Yeme şu pis şeyi” der annem ,kendisi olsa hiç aklına gelmez ama ben midyeyi görünce dayanamam…
Babamın geçirdiği ağır rahatsızlık sonucu doktorunun ilk söylediği şeylerden biriydi.
”Mesela midye yemiyeceksin” dedi…Deniz kirliliğine bağlı olarak, bünyesinde ağır metaller ve yüklü civa bulundurduğu için kanseri ya tetikliyor ya da oluşumuna neden oluyor diye anlattı…
Ne yazık bunları bilipte ,uygulamaya gelince yapmamak ne tuhaf ?…

20 Eylül 2009

...ARKAMI DÖNDÜM BİR DE NE GÖREYİM ...

Thomas Peschak deniz biyoloğu ,su altı fotoğrafçısı ve aynı zamanda çevreci bir gazeteci…O belki sayısız fotoğraf çekti ama onu asıl üne kavuşturan bu fotoğrafı oldu.BBC Wildlife ,Afrika Geographic, Daily Mail gibi ünlü yayınlarda bu fotonun çıkmasının ardından 50 web sitesinde daha yayınlanmasıyla tartışmaların odak noktası haline geldi.Görüntünün sahte olduğu ,fotomontaj yöntemiyle yapıldığını iddia edenlere karşılık Thomas Peschak kullandığı fotoğraf makinesı flim ve teknik çekim detaylarına kadar kendi sitesinde yer vermiş.
Photobucket
Bugüne kadar gerçekleşmemiş bir projeyle yola çıktıklarını, Büyük beyaz köpekbalıklarının çiftleşme ve doğum anlarını görüntülemeyi amaçlayarak araştırma teknesinde sabırla beklediklerini, teknenin kulesine kendisini bağlayıp çekime başladığını ve diğer deniz biyoloğu arkadaşı Trey Snow’un kanoya bindiğini, köpekbalığının görünmesiyle birlikte önce deniz tabanından kanoyu incelediğini sonra yüzeye çıkarak çevresinde daireler çizmeye başladığını,bu arada deklanşöre defalarca basmasına karşılık diğer fotoğraflarda aynı etkiyi yakalayamadığının farkında olduğunu ,yapılan bu çekimler ve gözlemler sayesinde köpekbalıkları hakkında yeni bilgiler edindiklerini detaylarıyla anlatıyor...
Fotonun orjinali için Thomas Peschak web sitesi.

19 Eylül 2009

Pİ SAYISI ÇILGINLIĞI…

Hint asıllı 15 yaşındaki Gaurav Rajav ABD’nin Virginia eyaletinde yaşıyor.Lise öğrencisi bu çocuk ezber yeteneği sayesinde birkaç yıl önce katıldığı "Pi Dünya Sıralamaları "yarışmasında pi sayısının virgülden sonraki 8784 basamağını ezbere okuyarak listeye giren en genç isim oldu…
Bu konudaki dünya rekoru ise 59 yaşında Akira Haraguchi isimli bir Japon psikiyatriste ait.Haraguchi 2005 yılında pi sayısının virgülden sonraki 83.431 basamağını ezbere okuyarak rekorun sahibi oldu.

Bu iş özellikle Amerika’da çok ciddiye alınıyor.Konuyla ilgili kulüpler bile kurulmuş örnek olarak
-Pi ‘nin 100 basamağını ezberleyenler kulübü
-Pi’nin 1000 basamağını ezberleyenler kulübü
-Alman vatandaşlarının kurduğu Pi kulübü vb.


Matematikteki pi sayısının virgülden sonra periyodik olarak tekrar etmeyen sonsuz basamağı var...
***************************************************************************

Virgülden sonraki yaklaşık 4 Milyon rakamı görmek isterseniz...
kynk.
foto.

DOĞANIN GÜCÜ…

2004 yılında Endonezya’da yaşanan Tsunami görüntülerini izlerken bir arkadaşım “yaa kaçamamışlar mı? acaba yüzerek kurtulmak mümkün olabilir miydi, belki bu kadar kişi ölmezdi ” dediğinde felaketi izleme ile yaşama arasında fark olduğunu anlatmış,böyle bir soru sorduğu içinde şaşırmıştım…
Afetlerin yaratacağı olumsuzluklara karşı tedbir almış olsa da insanoğlu doğanın gücüne karşı gelemiyor maalesef işte ispatı…



yer Japonya

O KÖTÜ BİR RÜYA GÖRDÜ …

Annesinin ani kayboluşu onu çok etkiledi.Çocuk aklıyla olup bitenlere anlam vermeye çalışıyor,bir yandan da annesine ne olduğunu merak ediyordu.O güne kadar yapılan tüm aramalar sonuçsuz kalmış, kadının akibeti hakkında İngiliz polisi tek ipucu yakalayamamıştı.

Küçük kız bir gece annesini gördü. Rüyasında ”Öldürüldüm,dolaptayım” diyen bir sesle uyandı…


Babasına koştu anlattı rüyasını, ancak baba bilinç altının bir oyunu olduğuna inandırdı kızını.

Sonraki geceler rüyalar devam etti.Bu duruma daha fazla dayanamayan küçük kız öğretmenine rüyasından bahsetti.Küçük kızın anlattıklarından etkilenen öğretmeni polisle konuşmanın daha doğru olacağını düşündü.


Küçük kızın anlattığı detaylar polisinde ilgisini çekti.
Aramalarına bu yönde devam eden polis, ailenin yaşadığı evin arka bahçesindeki dolapta kadının cansız bedenine ulaştı.

Sorguya alınan baba Ukrayna’lı genç bir kadınla ilişkisi olduğunu,karısının bu durumu öğrenmesiyle kendini kaybederek öldürdüğünü itiraf etti…



Ölen Catherine Genestin ve eşi Andre Genestin

Haber.This is London / Nisan 2008

foto. kynk.

BİR TÜKENMEZ SÖZ -2-

*Benzin istasyonunda durmuş benzin alırken tam karşımda bu söz…Defterime not aldım, o an kafamdan kimbilir neler neler geçti?Anlamlı buldum ve sevdim bu sözü…

"Cümleler doğrudur sen doğru isen; Doğruluk bulunmaz sen eğri isen! " Yunus Emre

18 Eylül 2009

KADER Mİ DİYELİM YOKSA TESADÜF MÜ?

Londra’nın güneyinde oturan 52 yaşındaki Terry Connell’ın minibüsü yolda giderken bir arabayla çarpıştı.Hem de yılbaşına birkaç gün kala…Kazadan sağ kurtulan Connell’ın kolunda ve bacağında kırık tesbit edildi.Hastanede tedavi altına alınan İngiliz ertesi gün “The Sun” gazetesinde gördüğü haber karşısında çok şaşırdı.
Londra’nın kuzeyinde oturan ve kendisiyle aynı adı taşıyan bir başka Terry Connell buzda kayarken düşmüş kolunu ve bacağını kırmıştı.Buraya kadar olanlar belki normal sayılabilirdi.Aynı isim ve soyisimde başkalarının olması... Ancak diğer Terry Connell’da 52 yaşındaydı ve kendisi gibi kasaplık yapıyordu.Yalnız birinin sağ kolu ,diğerinin sol kolu kırılmıştı…


kynk.

17 Eylül 2009

SİZ KENDİ İŞİNİZE ZOR MU DİYORSUNUZ ?

Bazı meslekler vardır, emek verenleri belki göremeyiz ama bilin ki onların işi bizimkinden daha zordur… :))
foto.
*************************************************************************
*Zorunlu staj dönemimiz devam ederken maden ocaklarından birine bilgi amaçlı girmemiz gerekti sene 98…

Öyle metrelerce derinliğe falan inmedik ama ortama ilk geçiş bile yetti zorluklarını görmeye…


Özellikle içeride o kapalı olma duygusu,gün ışığını görememe ve o koku …

Bizler hemen ağzımızı kapattık havayı solumamak için,kaldı ki saatlerce kalmayacaktık.Ağustos sıcağına rağmen bir de üşüdük içeride.

Tüm bu olumsuz şartlara rağmen orada çalışanlar geçimlerini sağlamak adına bu işi yapmak zorunda olduklarının bilincindeler.Alışmışlar.


Bazen düşünürüm gerçekten bazı meslekler zor şartlar altında yapılıyor.Bilmediğimiz ortamlarda , tanımadığımız insanların yaptığı işe bir örnekti bu anlattığım.


Masa başında,teknolojik imkanlarla çalışmamıza rağmen gene de hayıflanırız zaman zaman...
Ne tuhaf değil mi?

16 Eylül 2009

KIRK YILLIK KANİ NASIL YANİ ?

Dileklerinizin gerçeklemesi koşuluyla değişmeniz istense değişirmiydiniz? Vatanınızı ,dilinizi ya da dininizi değiştirmeniz istense, tıpkı Ebubekir Kani Efendi ‘nin başına geldiği gibi…
Ondan dinini değiştirmesini istediler kabul etti ama yalandan…
Kırklı yaşlarının sonlarına yaklaşan ve kendisini ilme adamış bir şairdi üstelik dinine gösterdiği özenle bilinirdi…

Devlet görevinde olduğu Limni adasında Rum Despina’yı görene kadar her şey yolundaydı onun için…
Despina ile evlenmenin koşulunu papaz olan babası koydu.Hristiyan olursa sorun yoktu.Kızın aşkından divane olan Kani Efendi kabul etti dedik yaa yalandan da olsa…
Aile habersiz vaftiz töreni hazırladığında ise çok bozuldu, törenin sonunda kendisine Rumca’da çok kullanılan “Yanni” ismi bile verildi…
Kani artık olmuştu “Yanni” ama bunun karşılığını vermeliydi…
Evlendiler…Her şey yolunda giderken birgün evlerinde davet verdiler kızın ailesi ve akrabalar için.Hristiyanların et yemediği kutsal sayılan günlerin birinde…
masa donatıldı,et,balık ne varsa…
Aile masayı görünce şaşırdı,”Bilmez misin biz bu özel günlerde perhiz yaparız, et yemeyiz yasaktır ,yersek günaha gireriz,sende artık hristiyan oldun bilmen gerekir “dediklerinde Ebubekir Kani Efendi işte o meşhur sözünü söyledi…
“ İlahi …Kırk yıllık Kani,olur mu hiç Yanni ?”

*** Sözün aslının “Kırk yıllık Kani,olur mu Yanni ” olduğu bilinmektedir.Zaman içinde “Yanni” “yani“ olarak kullanılmaya devam etmiştir…

foto.
kynk.

13 Eylül 2009

KİRKİNCE - ÇİRKİNCE -ŞİRİNCE...

Cumhuriyetin ilk yıllarında dönemin İzmir valisi Kazım Dirik Paşa Selçuk ilçesinin güzel kasabası Çirkince’ye gelir…
İnciri ve zeytinyağı ile meşhur bu rum kasabası orijinal adıyla “Kırkınca “ rum telafuzzu ile “Kirkince” diye anılmaktadır.Zaman içinde Türkçe’de “Çirkince’ye” dönüşen bu ismi paşa beğenmez.
“Hiç bu kadar güzel bir yerin adı Çirkince olur mu? Olsa olsa
Şirince olur “ der ve 1930 yılında ismi resmileştirir.
 
Şirince İzmir'in Selçuk ilçesine 8 km mesafededir ve gezip görülmeye değer bir yerdir…
 
foto.Can Omay

BİR ÜZÜM TANESİNDEN KAÇ DAMLA SU ÇIKAR ?

--Bir üzüm tanesinden mi?
--Evet,bir üzüm tanesinden…
--Bilmem.belki üç,belki dört…
--En fazla?
--On damla çıkabilir…
--Sen üzüm tanesini küçük görüyorsun.İstersen otuz,kırk hatta elli,altmış damla su çıkartabilirsin…
--Bana kelime oyunumu yapıyorsun yaa…Nasıl çıkar bu kadar damla?
--Daha fazla sorma.Başka bir şey söylemeyeceğim.Bir üzüm tanesi al ve dene.Hem uğraş,hem düşün…


**Üzüm mevsimi geçmeden yazmak istedim hani benim gibi belki denemek isteyen çılgınlar olur… :)) Elbette istemeyen uğraşmayabilir.

**************************************************************************
Peki nasıl olur? Bu kadar damla nasıl çıkar?

((: ¿ɹoʎıʞıɔ ns ɐlɯɐp ɔɐʞ ɹoʎnlo ɹǝlǝu ɯılɐʞɐq uıʞɐq uıɹıpzǝƃ ıɹɐʞnʎ ıƃɐsɐ ǝpuıɹǝzn uıƃɐɔıq'ʞɐɹɐʞıs ǝɔɟıɟɐɥ ıuısǝuɐʇ ɯnzn ıpɯıs ***
…zıuısǝʞ ɹɐpɐʞ ɐʎıɹɐʎ ʞǝɹǝʇɹns ɐƃɐɔıq ıuısǝuɐʇ ɯnzn zıuıƃıplɐ ǝzıuılǝ ƃɐs **
…znunʇnʇ ıƃɐsɐ sɐq ǝplıʞǝs ʞǝɔǝlǝƃ ıɹɐʞnʎ ıdɐs dılɐ ǝzıuılǝ los ıƃɐɔıq ɹıq nlɔn ıɹʌıs *
…ıpzɐɯlo ʞɐɯzɐʎ ǝɔǝlʎo uǝɯǝɥ ıqɐʌǝɔ unʎo ɹıq nq ɐɯɐ˙ɯıpɹıʌǝɔ sɹǝʇ ıʎızɐʎ ɯnunƃzn ǝlʞılǝɔuo

♣ ♣ ♣ cevabı okuyamayıp bana kızanlar olmasın sonra.Kopyalayıp bu programla normal haline çevirebilirsiniz…

12 Eylül 2009

ANITKABİR ÖZEL DEFTERİ ELEKTRONİK ORTAMDA HALKA AÇILDI…

Sanal ortamda halka açılan Anıtkabir özel defterine sizde üye olabilir,duygu ve düşüncelerinizi yazabilirsiniz.
Ayrıca Anıtkabir’in tarihçesi hakkında bilgi alabilir, internet üzerinden gezebilir,
“Kim ne demiş? ” bölümünden defteri imzalayan üyelerin yazılarına ulaşabilirsiniz…
*********************************************************************
*********************************************************************
*Bilgilendirme için sevgili Elçin'e teşekkür ederim…

NASIL UNUTURUM ?

Akşam Kaptan’la uzun bir aradan sonra 7.caddeye gittik…
Kalabalığın içinde eski arkadaşı “valla bırakmam,gelin iki dakika sohbet edelim”dedi oturduk…
Neyse konu konuyu açtı bizim ki “abi ne günlerdi,hatırlıyormusun senin bekar evinin altında bir mantıcı vardı,mantı yemeye giderdik” deyince karşı taraftan şöyle bir cevap geldi.
”Nasıl unuturum,şimdi o mantıcının kızı ile evliyim” :)

foto.

NE DEMİŞ ?

“Yıllarca hep zengin, fabrikatör baba rolünü oynadım.İşin en acıklı kısmı ise bütün gün zengin baba rolünü oynayıp çekim bitiminde eve gitmek için soğukta ,köşedeki durakta dolmuş beklemem olmuştur.”

demiş Türk sinemasının tonton amcası
Hulusi Kentmen
kynk.haftalık keyif perisi dergisi.
foto.

11 Eylül 2009

ANLIYORSUN DEĞİL Mİ ?

Bir arkadaşım bahsetmiş benim de ilgimi çekmişti.Kıssadan hisse misali…
”Tüm Avrupa’yı dolaştım, beni etkileyen olaylardan biridir.Bir gün markete gittim alışverişim bitti,tam çıkmak üzereyken bir yağmur bastırdı dışarı çıkmak ne mümkün…Öylece bekliyorum.
Görevli yabancı olduğumu anlamış olacak ki kapı önünde duran kovayı gösterdi.İçinde çeşitli modellerde şemsiyeler duruyor.Birini alabileceğimi söyledi.Tamamen ücretsiz öyle para falan ödemiyorsun.Sadece tek koşul var, işin bittiğinde yerine geri bırakacaksın.Hatta sana en yakın marketlerden birinede bırakabilirsin çünkü her markette bunlardan var.Kimse bir şemsiyeye tenezül edip alıp evine götürmez.Tamamen güvene dayalı bir toplum ilişkisi…” diye anlatmıştı.
Fazla söylenecek bir şey yok bunun üzerine.Bizde olsa ne olurdu? diye sormuyorum bile...

Tüm dünyanın gözü üzerimizdeyken yapılan utanç verici hareketleri ancak rezillik olarak nitelendiriyorum.
İşte bizi bu yüzden almadılar ve almayacaklar AB’ye…
***********************************************************************

***********************************************************************
Sel felaketinde hayatını kaybeden yurttaşlarımızın ailelerine sabır dilerim…Tıpkı aynı gün sessiz sedasız toprağa verilen gencecik 10 vatan evladının ailelerine dilediğim gibi.Her zamanki gibi arada unutuldu gitti.
Rakamlarla 7000’di ,şimdi 7010 olmuş ne fark eder?Yazık hem de çok yazık…

09 Eylül 2009

“ANGUT “ GÜZEL BİR KUŞTUR ASLINDA…

Hani bizde anlam itibariyle argo bir kelime olarak kullanılır “Angut “ ama gerçekte evcilleştirilebilen bir ördek türüdür…
Argoya dönüşmesi ise bir benzetmeden ibarettir…
Bu kuş türü yere iniş yapacağı zaman rüzgarı arkasına alır ve yuvarlanarak inişini tamamlar.İşte bu hareketten yola çıkarak yapılan benzetme dilimizde “Angutluk” olarak nitelendirilir…
Yine Angut kuşlarının eşleri öldüğünde ,gözlerini ayırmaksızın eşine baktığı ve bir nevi yas tuttuğu söylenir.Burada ki benzetme ise hepimizin tahmin edeceği gibi ”angut gibi bakma yüzüme “ şeklindedir…


*************************************************************************

MAĞDUR YUMURTA…

Çevresindekilere “bir anlık gaflet ile” nasıl soyulduğunu anlatıyordu…Ekipler çok geçmeden olaya el koydu…

07 Eylül 2009

İNCİ GİBİ DİŞLER…

Teksas’lı balıkçı Scott Curry ,20 kiloluk bu balığı yakaladığında gözlerine inanamamış…
Buffalo Springs gölünden çıkan balığın dişlerinin aynı insan dişi gibi olması ,bu bölgede yaşayan balıkçıları da şaşırtmış.Yıllardır burada avlandıklarını ancak daha önce böyle bir şey görmediklerini ifade etmişler…Balığın türü ile ilgili olarak Güney Amerika'da yaşayan ve “Pacu “ adı verilen pirana cinsi bir balık olması üzerinde durulmuş ancak konu netliğe kavuşmamış…
Bense dişlerdeki muntazamlığa takılmış durumdayım. :))
Yaratıcı gücün bize bahşettiği nice ilginç şeylerden birini daha fotoğraftan da olsa görmenin şaşkınlığı içindeyim…

kynk.
foto.